Safe Mod
Mart 30, 2008 Yazar: justang
Yazı Kategorisi: Bilim ve Teknoloji
Genelde yeni joomlacıların sık sık takıldıkları konulardan birisi de sunucunun safemod yani güvenli mod açıkmı veya kapalımı olduğuna bakmak noktasında takıldıkları ve buna bağlı olarak dosya ve klasör izinlerinin bilgilerine erişmek noktasında problem yaşadıklarını göze alırsak, bu basit anlatımda hem zizinlerin durumuna hemde safemod durumuna nasıl bakabileceklerini göreceğiz. Öncelikle yönetim paneline girip üst menümüzden aşağıdaki resimde olduğu gibi Sistem Bilgisine tıklayın.
Ve sistem bilgisini tıklattığınızda aşağıdaki yönetim alanına ulaşacaksınız.
Bizi karşılayan bu ilk pencerede gördüğünüz gibi 3 ayrı bölümümüz var bizi bu konumuzla ilgili olarak bağlayan alanlara bakalım. Şu anda bulunduğumuz pencereden, joomlanız ile alakalı safe mod durumundan diğer durumlar kadar joomlanız hakkında bilgiler edinebilir ayrıca configuration.php dosyamızıda görebiliriz, işte bu alandan safemod açıkmı kapalımı görebiliriz. Şimdi dğer sekme olan izinlere bakalım.
Burada da gördüğümüz gibi, dosya ve klasör izinlerimizin durumuna bakıyoruz, yazılabilir olmayan ve bize joomla yüklememizde ve bileşen yüklememizde sorun teşkil eden bu yazılabilirlik ayarlarını gerekli dosyanın yazılamaz olması durumunda görüp bunun üzerinde ftp den yazılabilir yapmamız şeklinde bize bilgi verir.
Bu yazı toplamda 5, bugün ise 1 kez görüntülenmiş
Forum Siteleri
Hergün nette dolaşırken önümüze gelen onlarca hatta yüzlerce forum siteleri mevcut peki hiç düşündünüzmü yada merak edip gezdinizmi? Nedir bu forum siteleri amaçları , konuları?
Cafevizyon Forum Belki ismi çoğu kez kulağınıza gelmiştir çünkü binlerce forum siteleri içerisinde düzeyini vede seviyesini bozmayan ender forum sitelerindendir… Peki Nedir -Cafevizyon Forumlarının amacı?
Türkiyede Forum Sitelerinin bir paylaşım merkezi olduğu inancında ve bu kavramı tekrar kazandırmak için paylaşım ve eğlence yolundan sapmayan Bir Forum Portresini tekrar kazandırmaktır…
-Cafevizyon Forumda nelermi var?
Türkiye’nin en hızlı büyüyen forumuyla karşılaştığınız şu an itibariyle;
uykusuz gecelerle, bilgisayara kilitlenip işinizden gücünüzden mahrum kalacağınız anlarla karşı karşıyasınız
Çok araştırma yapıp araştırma ruhunuzu geliştirmek yerine
her aradığınızı tek bir yerde bulacağınız bir sitede bulunuyorsunuz.
Şiddetli ve ciddi siyaset tartışmaları,
eski yılların sınav soruları, ilginç anketler, kahkahalar atacağınız birlikler, taraftar forumları, bilgisayar oyunları için yardım bölümleri, üyeler için özel resim ve video bölümleri, arkadaşlık ortamı, duygu yüklü şiirler ve hikayeler ve daha yüzlerce ilgi çekici bölümler…
Türkiye’nin en hızlı büyüyen en güncel forumunda sizde bir yer edindiniz şimdiden…
Tekrar Hoş geldiniz Umarız hoş vakitler Geçirir ve Bizimle olmaktan keyif duyarsınız
Sizleri Bekliyoruz >>> http://www.cafevizyon.com/register.php
Bu yazı toplamda 24, bugün ise 0 kez görüntülenmiş
Army of Two
Ne kadar zaman oldu! Uzun süredir boşuna konsollar için gerçek bir işbirliği oyunu arıyordunuz. Gears of War ya da Rainbow Six Vegas gibi ürünler geldi geçti, ama otantik bir işbirliği deneyimi hala yoktu. Bir tarafta ateş edip dövüşüyordunuz, ama herkes yine de kendi işine bakıyordu. Ancak Army of Two ile, her şey tamamen farklı görünüyor.
Elliott Salem ve Tyson Rios. Adları göçmen işçilere mi benziyor? Yanlış! Düşündüğünüz kadar yanlış olmasa da. Ortağım Rios ve ben, savaş deneyimi olan ve sınırları geçip farklı savaş bölgelerine girdiğinde silahlarını konuşturan paralı askerleriz. Araçlarımız taarruz tüfekleri, el bombaları ve keskin nişancı tüfekleri. Beni iş üstünde gören herkesin de rahatlıkla söyleyeceği gibi işimi seviyorum. Tyson da böyle hissediyor. Mermiler havada uçuşurken, tam modunda. İşverenimiz SSC’deki adamlar da bunu iyi biliyor. Şimdi Philip Clyde adlı pek tekin olmayan bir adamla buluşmak için Somaliye doğru gidiyoruz. Helikopter pilotu inmeye hazırlanıyor, silahlarımızı dolduruyoruz ve ekipmanlarımızın sıkılığını kontrol ediyoruz. Yoğun bir gün bizi bekliyor!
Vücut zırhım bir ton ağırlığında sanki ve maskemin altında nemli sıcak hava dayanılmaz. Kulaklarımdaki ıslık yavaşça kayboluyor ve kafam sabit bir atış duyuyor. Şimdi nereye gidiyoruz?! Ortağım Rios’un düşman pozisyonlarındaki her şeye nasıl ateş ettiğine dikkat ediyorum ve düşmanlarımızın siper aldığını görüyorum. Derin bir nefes alıyorum. Hala eski savaş atına güvenebilirsin. Rios bir saldırı havası oluşturmak için yoğun saldırı ateşi kullanırken ve tüm dikkatleri kendine çekerken, dikkatli bir şekilde koruyucu örtüden süzülüyor ve arkadan ağır takviyeli makineli tabanca konumuna geçiyorum. Uzaktan, yaklaşan bir helikopter sesi duyabiliyoruz. Yeni getirdiğim güneşte altın ve gümüş rengi parlayan bir parça olan roket fırlatıcıyı çıkarıyorum. Roket fırlatıldıktan sonra hedefini buluyor ve yaklaşan Chinook helikopterin arka rotorunu vuruyor. Uçan kütle yere iniyor. Evet bebeğim! Ve hesabımıza 10,000 dolar daha geliyor! Bu bana yeni bir güzel hamle ve atışlarımı keskinleştirmek için yeni imkanlar sunuyor. Birlikte şarkı söyleyerek ve samimi bir tokalaşmayla yolumuzu açıyoruz. “Ne kadar harikaydı?! Güzel bir bıçak saldırısıydı!”
Keşke işler hep böyle yolunda gitse… Birimiz vurulduktan sonra diğerini bir sipere kaç kez taşıdığımızı bilmiyorum. Sadece, canımızı sıkacak kadar sık gerçekleştiğini biliyorum. Düşmanlarımız o kadar karmaşık davranıyor ki, dev bir paintball çiftliğinde olduğunuzu düşünüyorsunuz. Tyson veya ben yerde sürüklenirken Adrenalin sürekli arkadaşımız ve yarı yatar, yarı oturur konumdan yoğun kurşun yağmuruyla düşmanlarımızı uzakta tutmaya çalışıyoruz. Tam bir öldürme ekibi olduğumuz kesin. Rios terk edilmiş bir zırhlıya tosluyor ve ben hemen biniyorum. Bir el omzunda ve bir el taarruz silahımda, stratejik ilerliyoruz. Yüzlerde düşman mermisi zırha vuruyor ve her yönden sürekli dövülüyorum. Rios zırhlıyla güçlü bir şekilde vurarak, ansızın önümüze çıkan bir düşmanı yere indiriyor. Bunun ardından, mobil korumamız parçalanıyor. İkinci en iyi korumaya geçiyoruz. Kum torbalarının arkasında keskin nişancı tüfekleriyle sadece iki düşman var. Aynı andan ellerimiz tetiğe gidiyor ve eşzamanlı bir atış için hazırlanıyoruz. Geri saymaya başlıyorum. Üç saniye sonra, tam olarak aynı anda ateş açıyoruz. Savaş meydanı bizim.
EB
Kaynak:GamesRapidShare
Bu yazı toplamda 7, bugün ise 0 kez görüntülenmiş
S.T.A.L.K.E.R. Shadow of Chernobyl
Kamyon saganak yagmur altinda cadde boyunca sarsila sarsila gidiyordu. Yükünü mü merak ettiniz: Insan vücutlari. Tekerlege isabet eden bir yildirim ile, kamyonun yolculugu hendege yuvarlanarak son bulur ve kamyon havaya uçar. Ancak siz bu kamyondan canli olarak kurtulursunuz ve bir STALKER tarafindan sürüklenerek kamyondan disari çikarilirsiniz
Son yillarda heyecanla beklenen bilgisayar oyunlarindan biri olan oyun iste bu oyun. Kisaca hatirlayalim:
[UPDATE] 2007/04/12
In the meantime a Patch has emerged for the STALKER, which rectifies the worst bugs. Caution: After the Patch is installed your Savegames will not function any more! The following problems were rectified. Jump to the downloadpage
Hikaye
Lansmanindan önce geçen uzun süre nedeniyle STALKER’in hikayesi hakkinda uzun uzun konusmak yersiz olur. Ancak merak edenler için hikayesini söyle özetleyebiliriz:
1986 yilinda Çernobil reaktöründe meydana gelen kazadan sonra, 2006 yilinda GAU-GAC (kabul edilebilecek en yüksek hayat kaybi orani) sinirinda baska bir felaket daha meydana gelir ve Sarcophagus’un civarindaki bölge nükleer sizinti nedeniyle ordu tarafindan kapatilarak karantina altina alinir. Bu bölgede artik radyoaktif nesneler, daha sonra satmak amaciyla nam-i diger STALKER’ler tarafindan para karsiliginda disari sizdirilmaktadir Sizin de ikinci kisiliginiz bu STALKER’lerden biridir. Bir kaza sirasinda hafizanizi kaybederek, bu bölgedeki simsarlardan birinin eline düsersiniz ve artik bu simsar için çalismak zorunda kalirsiniz. Size verilen görevlerle, Sarcophagus civarinda olusturulan ‘yasak bölgeden’ içeri sizarak karanlik sirlarla dolu reaktöre ulasmaya çalisirsiniz. Bu noktada daha fazla açiklama yok.
Diyetini öde!
Oyunun giris kismindan sonra simsar Sidorowitsch’in siginaginda uyaniriz, kendisi yanilgiya yer vermeyecek sekilde sizi “kara karsiniz kara gözünüz” için degil para kazanmak için kurtarmis oldugunu anlatir Bildigimiz tek sey PDA’miz sayesinde STALKER olarak, cismini degil sadece ismini bildigimiz Bay Strelok’u öldürme emrini almis oldugumuzdur. Peki neden? Bunu artik hatirlamamiza olanak yok. Çünkü, diger birçok sey ile birlikte… Hafizalarimizi da kaybettik. Sidorowitsch tarafindan “yasak bölgede” geçerli olan en önemli kurallar hakkinda aydinlatildik! Burada sadece en cesur ve en iyi olanlar ayakta kalir. Peki yasak bölge nedir? Bu, Çernobil reaktörü çevresindeki radyoaktif sizintinin meydana geldigi bölgedir, STALKER’ler faaliyetlerini burada sürdürürler. Yasak bölgeye girmeye layik oldugumuzu kanitlayabilmek amaciyla, öncelikle oldukça deneyimli bir STALKER olan Wolf’tan ilk görev emrimizi aliriz. Bir çiftligi bir grup eskiyanin elinden kurtarmak için Wolf’un arkadaslarina yardim etmemiz beklenmektedir.
PDA’miz (geçmisle olan yegâne baglantimiz) yasak bölgenin bir haritasini içermektedir, bu hem bize bölgede yolu göstermekte, hem de karakterimiz için oyunun seyri boyunca yararli bir araç olmaktadir. Bu, kabul edilen görevlerin (aktif/basarili/basarisiz) yani sira, oyunun seyri boyunca NPC ile yaptigimiz tüm konusmalari da kaydetmektedir. Kendimizi PDA‘nin nasil kumanda edildigine alistirmaliyiz; bu kisa bir süre içinde kolayca ögrenilmektedir.
Wolf’un arkadaslarina ait eve vardigimizda, kisa bir görüsmenin ardindan kendi basimiza mi yoksa onlarla birlikte mi gidecegimize karar veririz. Yardimlari için kendilerine tesekkür ederek artik ilk dövüs maceramiza atilabiliriz.
Güzel Çernobil
Oyun piyasaya çikmadan önce STALKER’in heyecanli dünyasi hakkinda birçok sey söylendi. Ancak zaman ilerledikçe, çok iddiali oyun atmosferini zedeleyebilecek zayif veya eksik özelliklerinden dem vurulmaya baslandi.
Ancak bu yanlisti! STALKER’in dünyasi diger tüm oyunlardan çok daha canli idi. Mutasyona ugramis yaratiklar, eskiyalar, nötr veya dost STALKER’ler yasak bölgede sinsi sinsi dolasmakta ve basariya ulasmak amaciyla bize benzer görevleri yerine getirmeye çalismaktaydilar. Buradaki heyecanli dünyaya ragmen, STALKER’lerin bozmaya çalistigi yasak bölgenin issizligi hissedilmekteydi. Terk edilmis mal depolarinda gezinirken hissedilen duygularin tarifi gerçekten de zor. Ancak kalesnikoflarin yaylim atesi bizi yeniden gerçek hayata döndürüyor.
Bazi savasçilarin açtigi atese karsilik, mutasyona ugramis yaban domuzlarinin düsmanlarimiza saldirmasini ve bizim isimizi kolaylastirmasini izlemek özellikle keyif verici.
Pek fark edilmese de, seyrek de olsa yapay zekanin tutukluk yapmasindan bahsetmek gerek. Bunlarin yani sira, görünüse göre bombardimanin farkina varmamis olmasi nedeniyle kendini savunmaya çalismamasi da dikkatimizi çekti. GSC/THQ’nun bunlari bir yama araciligiyla düzelmesi gerekir. Aksi halde yapay zeka inanilmaz sekilde davranacaktir Agir bombardiman altinda düsmanlar agaçlari veya kamyonlari kendilerine siper ediyorlar veya baskalariyla çikar birligi yaparak bizi ablukaya almaya veya pusuya düsürmeye çalisiyorlar.
Oyunu oynarken
STALKER genellikle alisilagelmis standart bir egoist avci oyunu gibi kumanda edilebilmekte ancak bazi zamanlarda böyle kumanda edilememektedir. Öldürülen rakipleri bilinen RPG çilginligina uyarak yagmalayabilir ve bunlarin gücünü ya kendimiz için kullanabilir ya da nakit karsiliginda simsarlara satabiliriz. Ancak bu sirada dikkatli olunmasi gerekir. Karakteriniz sirt çantasinda en çok 50 kg tasiyabilmektedir. Bu limite ulasildiginda, gücünüzü kaybetmeye baslayacak ve kosmaya devam etmeden önce dinlenmek zorunda kalacaksiniz!
STALKER’in genis dünyasinda karsimiza degerli esyalar çikmaktadir. Simsarlar veya bilim adamlarina götürerek imha edebilecegimiz radyasyon bulasmis nesneler veya degerli esyalari kemerimize baglayarak (rol oyunlarinda takilan nesneler gibi) direncimizi artirabiliriz.
Oyunda bir de söyle güzel bir espri var: Bir sise bildigimiz votkadan büyükçe bir yudum alarak radyasyonun etkisini azaltabiliyor olunmasi. Ancak burada biraz dikkatli olmak gerek! Çünkü, bu sert içkiden biraz fazla kaçirirsaniz kisa bir süre sanal sarhosluk yasayabilirsiniz. Kahramanimiz sallanmaya ve her seyi bulanik görmeye baslar.
Tüm yollar Roma’ya çikar
STALKER’daki PDA’miz sadece bir harita olarak degil ayni zamanda görevlerin tutuldugu bir günlük olarak kullanilmaktadir. Ana hikaye STALKER’in yani sira, oyunculara seçime bagli ancak sonuç üzerinde oldukça etkili olabilecek birçok farkli yan emir de verilebilmektedir. Bu yan emirler karsiliginda, para, yeni silah ve nesneler veya STALKER giysileri güzel ödüller sunabilir. Bunlar reaktörün, artarak daha çok radyasyona maruz kalan bölgelerine girebilmek için gereklidir. Sadece Sarcophagus çevresindeki bölge için gerekli donanimi saglayabilmek için gereken sayida görevin sonuçlandirilmasi tavsiye edilmektedir!
Satisa sunulan sürümde PDA‘da maalesef bazi küçük yanlislar bulunuyor. Fonksiyon sembollerini sag mouse tusuna basarak asla onaylamamaniz gerekiyor. Bu durumda STALKER yanit vermiyor ve sizin Windows’a geri gönderiyor. Ayrica basariyla tamamlanmis görevlerin, haritada ancak kismen görülebildigini fark ettik. Bu durum can sikici olabilir ve bir yama ile düzeltilmesi gerekir.
Grafikler ve Sesler
STALKER’in günümüz sartlarina uygun bir bilgisayarda görüntüsü büyüleyici.
Yüksek çözünürlükteki dokular ile birlikte muhtesem isik oyunlari, STALKER’i grafik fetisistleri için çok güzel bir deneyim haline getirmektedir. Gökyüzünde simsek çaktiginda, nesnelere ait gölgelerin zemine düsüsü o kadar inandirici ki, pencereye kosup gerçekten de bir firtina olup olmadigini kontrol edebilirsiniz.
STALKER’in müzikleri de en az grafikler kadar etkileyici olup, son olarak ilave bir etki yaratmaktadir.
Çok Oyuncu Modu
STALKER çok oyuncu modunda da gücünü göstermektedir. Gerçekçi hava durumu efektleriyle birlikte günün saatine bagli olarak gerçeklestirilen dinamik degisim, insanda karti tekrar tekrar oynama hevesi uyandirmaktadir. Kartin, bir firtina sirasinda sagladigi aydinlatma, göz alici bir gün batisi ile farklilik göstermektedir. Tek oyuncu modunda hayranlik uyandiran anomali özelligi, STALKER’in çok oyunculu kisminda essiz bir deneyime dönüstürmektedir.
Ag üzerinden 32’ye varan sayida oyuncu, STALKER’lerin veya parali askerlerin cephesinde karsilikli çevrimiçi mücadele verebilmektedir. Bugüne dek çikan 3 oyun modu:“Ölüm Oyunu”, “Takim Ölüm Oyunu” ve “Degerli Esya Avi”. Ilk iki oyun modu genel bilinen özelliklere sahip olup bunlar için ilave açiklamaya gerek yoktur. “Degerli Esya Avi” modunda iki rakip takimin amaci degerli esyalar toplamak ve bunlarla üsse geri dönmektir. En sonunda en çok esya toplayan takim kazanir!
MS
Kaynak:GamesRapidShare
Bu yazı toplamda 68, bugün ise 1 kez görüntülenmiş
The Settlers Rise of an Empire
Settlers serisinin uzun zaman önce piyasaya çıkan ilk oyunu, ekonomik ve dünya kurma simulasyonlarının öncülerindendi. Bugün artık bu popüler serinin altıncı oyununa kadar gelmiş bulunuyoruz. Zayıf olarak nitelendirebilecek beşinci oyundan sonra Settlers hayranları, serinin altıncı oyununun çok daha iyi olması beklentisi içindeler. Biz de serinin piyasaya sürülen bu son oyununu iyiden iyiye inceledik. Bu raporla sizi, görünüşte “rahat” olan The Settlers VI – Rise of an Empire dünyası hakkında bilgilendirmeyi amaçlıyoruz.
Hangi Şövalye?
Her görevin başlangıcında ilk olarak bir şövalye seçmeniz gerekiyor. Oyuna ilk başladığınızda aralarından seçim yapabileceğiniz yalnızca iki şövalye var, ama görevleri başarıyla tamamladıkça Yuvarlak Masa’nıza yeni şövalyeler katılıyor. Her şövalyenin sadece ona özgü ve özellikle belli görevlerde kullanmaya uygun bir kabiliyeti var. Örneğin, eğer düşman kalelerini yakıp yerle bir etmek istiyorsanız Markus’u lider yapmak işinize yarayacaktır, çünkü Markus askerlerini yeni alev meşaleleri ile donatma yeteneğine sahiptir. Eğer elverişli ticaret ortamı sağlanması gerekiyorsa o zaman en doğru seçenek, özel pazarlık becerileri olan ve böylece malları daha ucuza alabilen Elias’tır. Haliyle, görevin başlangıcında hangi şövalyenin en iyi tercih olacağını kestirmek kolay değil ama en azından görev öncesi verilen tanımlar, gerekli ipuçlarının bir kısmını oyuncuya sağlıyor.
Doğru strateji kullanılması şartıyla hangisini seçerseniz seçin şövalyelerin hepsi tüm görevleri yerine getirerek başarıyla tamamlayabilir. Görev her zaman, oyunda önceden belirlenmiş bir bölgede ve gerekli minimum altyapı mevcut olarak başlar. Bu da her görev için oyuna bir kale, bir kilise, bir köy meydanı ve tabi ki stratejik önemi tartışılmaz olan bir depo ile başlayacağınız anlamına geliyor. Bunun dışında, oyunda ilk binalarınızı inşa edebilmeniz için gerekli ham maddelerden bir kısmına da en başta sahip olarak başlıyorsunuz. Ham maddelerin ve yiyeceklerin temininde arazinin özelliklerine ve (kutupsal, ılıman, yazları yağışlı tropikal ya da sıcak çöl gibi) iklime göre değişik yaklaşımlar gerekecektir. İnşa ve planlama konusunda yapılan herhangi bir hata eninde sonunda kendini hissettiriyor.
Oyun ilerledikçe zorluk derecesi artıyor
Her görevin ilk safhalarında, başladığınız bölgenin etrafında mevcut ham maddelerin kullanılması gerekmekte. Doğal olarak, gerekli binaları inşa etmeniz lazım. Bu nedenle de, kaçınılmaz olarak işe öncelikle oduncu ve avcı barınakları, balıkçı kulübeleri ya da tarım çiftlikleri inşa ederek başlarsınız. İşleyen ve gelişen bir yerleşim birimi ve altyapı kurma hedefinin peşinde koşmanın yanısıra şövalyenizin statüsünü de yükseltmeye (terfi ettirmeye) çalışmanız lazım. Şövalyenin statüsü, belli sayıda göçmen kendi minik kasabalarında yaşamaya başlaması, giyecek ve diğer mallar üretilmeye başlanması ve kale, kilise ve depo gibi belli bir takım binaların büyütülüp genişletilmesini takiben yükselir. Bazı durumlarda yükselen statü sayesinde komşu köyler ve ticaret ortakları ile ilişkiler daha da iyi bir duruma getirilebilir.
Yerleşim yeri genişlemesine ve şövalyenin daha üst düzeye terfi etmesine paralel olarak bina ve mallara ilişkin seçenekler de çoğalır. İlk başta tabakhanede sadece deri giysi imal edip kasapta etlerinizden ancak sosis yapabilirken daha sonraları ürün ve yiyecek çeşidini artırabiliyorsunuz. İnek ya da koyun sürüsüne sahip olmak şartıyla, bunların sütünden peynir, yününden de giysi üretilebiliyor. Bunu yapabilmeniz son derece önemli ve gerekli çünkü göçmenlerinizin yiyecek talepleri giderek artar. Daha soğuk iklimlerde ya da mevsimlerde kendilerini daha sıcak tutacak kışlık yün giyecekler isterler. Haliyle aynı kaynakları tekrar tekrar kullanamazsınız ve zaman içinde bu kaynaklar kaçınılmaz olarak azalacaktır. Oyun, her hangi bir anda zoom aracıyla sahneyi büyüterek (ya da yakınlaştırarak) küçük simgeler ve konuşma balonlarını bulup, halkınızın neye ihtiyacı olduğunu belirlemenizi sağlayan harika bir özelliğe de sahip. Yani ne inşa edeceğiniz ya da üreteceğiniz konusunda size yol gösteren araçlar sürekli eliniz altındadır.
İhtiyaçlar ve ilişkilerin idaresi
Şehrin itibarı göçmenlerinizin refah düzeyine bağlıdır. Göçmenlerin mutlu ve rahat olması çalışmaya yönelik motivasyonları ve ordunuzun morali açısından büyük önem taşımaktadır. Göçmenlerin isteklerini yerine getirmediğiniz zaman greve gidebilirler. Grevciler işi gücü bırakır köy meydanında gösteri yaparlar. O zaman çabuk hareket etmeniz gerekir, yoksa hala çalışmakta olan göçmenler de ihtiyaçları karşılanmadığından dolayı mutsuz olabilirler. Bu bazen çok kritik durumların ortaya çıkmasına neden olur, hatta felaket sonuçlar doğurabilir. Diyelim ki soğuk hava şartları yüzünden kışlık giyecek ihtiyacına talep var, ama sizin ne koyununuz var ne de koyunu olan başka bir yerleşim birimi ile ticari ilişkiniz… İklim ve çevre şartlarını gözönüne alarak plan ve programını yapan kişi, işin en zor kısmını başarmış ya da başka bir deyişle, ektiğini biçmeye başlamıştır bile. Bu arada bunlar ayrı ayrı ayarlanabilir, aynı askerlerin maaşları gibi – tabi askeriniz varsa.
Sınırların geliştirilmesi hedefinin yanısıra ticaret ilişkileri kurmak da büyük önem taşır. Bu ilişkileri geliştirmek için komşu yerleşim birimlerine belli hizmetleri götürmeniz gerekir. Bunlar, sinyal ateşi yakma, gerekli malların temin ve tedariki, kurt ve ayıları bölgeden uzaklaştırma, ya da savaşla ilgili konularda destek verme gibi çeşitli özel işleri içerir. Belli bir yerleşimin liderinin güvenini kazandıktan sonra onlarla ticaret yapabilir ve zor zamanlarda yardım bekleyebilirsiniz. Liderler, bir şeye ihtiyaçları olduğunda ya da yapmanızı istedikleri bir iş olduğunda ekranın sol alt köşesinde bir pencerede belirirler. Ne yazık ki farklı kampların liderleri çoğu zaman görünüş itibarıyla birbirlerine benzerler. Ancak oyunun başarılı bir ses dağıtım sistemi vardır ve bunları genelde seslerinden ayırt etmek mümkündür.
Askeri bağlamda aktif olabilmek için doğal olarak bir orduya sahip olmak gerekir. Ordu ancak şövalye belli bir dereceye terfi ettikten sonra kurulabilir. Ayrıca, ordu kurmak için kışlaya ilaveten bir demirci ya da yay ustası gerekli. Önce sadece silahşör ve okçu eğitebilir, daha sonraki safhalarda koç başı ve mancınık gibi kuşatma araçları inşa edebilirsiniz. Strateji bakımından savaş unsuru pek etkileyici sayılmaz ama zaten Settlers gibi savaşın biraz arka planda kaldığı oyunlar için bu unsurun ön planda olması şart değil. Yük arabası kullanabilme, kahramanlarımızı bir grup silahşör koruması altına verebilme ya da şehir surlarının okçularla donatabilme gibi seçenekleri sunması hoşumuza gitti.
Ufacık bir köyden ticaret merkezi konumundaki anakente
Eğer binalarınızdan bazılarını genişletip büyüterek daha fazla işçi çalıştırabilecek kapasiteye çıkardıysanız, daha hızlı ilerleme kaydedebilmek için bu binaları yollarla birbirine bağlamanız gerekir. Ham maddelerin tamamı mevcut sınırlar içinde ya da hemen etrafındaki bölgelerde bulunmadığından, yeni toprakların ele geçirilmesi ve bunun için ileri karakollar kurulması önce hayli pahalı bir uygulama gibi görünüyor. Bunu yapabilmek için şövalyenizi söz konusu bölgeye göndererek orada bir ileri karakol yapılması komutunu verdiriyorsunuz. Karakol inşa edildikten sonra o bölgede bulunan ham madde ve kaynaklar kontrolünüz altına girer. Aynı bölgede bir koyun sürüsü otlamaktaysa sürünün tamamı, size ait olan ve çitle çevrili yere girer (tabi böyle bir yeriniz varsa). Bazen deponuza giden nakliye yolları çok uzundur. Gerekli taşları ya da eksik olan demiri bulana kadar çok zaman geçer ve bayağı sabırlı olmak gerekir. Neyse ki oyunu iki ya da üç kat hızlandırmak mümkün ama malesef yük arabaları bazen çok saçma sapan bir güzergah izleyebiliyor. Bizi başımıza böyle bir durum geldi: Kendi elimizle gönderdiğimiz yük arabası, yine bizim inşa ettiğimiz yolda sonuna kadar gittikten sonra yolculuk tam sona ermek üzereyken yoldan çıkarak çayırda bulunan bir binanın etrafında turlamaya başladı…
Yerleşim yeri büyüyüp gelişerek bir kasaba haline gelirse, inşaat ve ticaret alanında becerinizin aynı oranda gelişmesi gerekir. Orada yaşayan halk temizlik konusunda taleplerde bulunacak ve bu nedenle sabun ve süpürge imalatçılarına ihtiyaç duyulacaktır. Artık arada bir pazar meydanında parti vermek yetmeyecek, yakında kitleleri avutmak için bir taverna, hamam ve hatta eğer şehrin statüsü yüksekse tiyatro yapımı bile gerekecektir. Ara sıra kilisede düzenlenen bir ayin göçmenlerin hem inancını hem de kendine güven duygusunu kuvvetlendirir. Oyunun ileri safhalarında binalar dekore edilebilir ve süslenebilir. Bu da oyunun sevimlilik ve cazibe faktörünü artırır. Bazı binalar ön koşul olarak belli bir altyapı kurulmasını gerektirir. Bir taverna, bal likörü için bal temin eden bir arıcı yoksa müşterilerine içki ikram edemez. Tüm ham maddeleri her zaman kendi başınıza bulmanız beklenemez. Haritayla yola çıkarak hangi yerleşim birimlerinin hangi malları temin ettiklerini öğrenmek gerekir. Tabi malları almaya başlamadan önce ilk olarak taraflar arasında dostça bir ilişki kurulması gerekir. Bu ilişkinin türüne ve derecesine bağlı olarak şövalyenizi malları satın alması için o yerleşim birimine göndermeniz gerekebilir. Ya da yerleşimin deposuna bir defa tıklayarak malları almanız mümkün olabilir. Şehir daha büyük boyutlara ulaştığında, kötü adamları, diktatör, haydut ve yağmacı çetelerini şehirden uzakta tutmak için kalın şehir duvarları inşa etmeniz akıllıca bir adım olacaktır.
Olayların akışı
Oyun oldukça rahat bir tempoda ilerlediği halde bazen karmaşa yaşandığı da olur. Ekmek imal etmek için buğday ekmeye karar verir ve bir balıkçı barakasının yanında bir de yakalanan balıkların füme edileceği bir baraka yapmaya karar verdiğinizi varsayalım. Kış geldiğinde bir sorun ortaya çıkacaktır. Buğday kışın yetişmez ve üstelik nehir de donar. Aç ve kızgın insanların köy meydanında toplanmasını önlemek için bir an önce yeni yiyecek kaynakları bulmak büyük önem kazanır. Ayrıca, savaş durumunun hakim olduğunu düşünelim. Ve, örneğin, bir arabanın yolunu kesmeniz gerekiyor. Kendinizi rakibinizin kale burcunda bulmaktan kaçınmak için çok hızlı bir şekilde hareket etmeniz gerekir. Bunun iyi tarafı, böyle anların oyuncunun oyunu daha iyi anlama ve kontrolü ele almasına yardımcı olması, duruma göre karar verip hareket etmeyi öğretmesidir.
Çoklu Oyuncu Modu
Oyunun, ikiden dörde kadar oyuncunun birbirleri ile rekabet edebileceği çoklu oyuncu modu da bulunur. Tek oyuncu modu ile aynı prensibi taşır. Öncelikle ham madde ve yiyecek ile ilgilenmeniz gerekir. Oyuna başlamadan önce oyunun kazanılması için hangi hedeflere ulaşılması gerektiğine karar verilebilir. Bu modda savaş hayatın bir parçasıdır. Yerleşim biriminin sürekliliği için gereken altyapıyı kurduktan sonra bir an önce duvar inşa edip bir de ordu oluşturmanız gerekir. Statünüzü ne kadar çabuk yükseltirseniz başarı şansınız o kadar artar çünkü bir dereceye geldikten sonra elinizde çok oyunculu ortamda gerçekten büyük fayda sağlayacak olan kuşatma araçları bulunacaktır. Çoğu zaman harita üzerinde, bilgisayar tarafından kontrol edilen tarafsız bir köy bulunur. Bu köyle ticaret yapabilirsiniz. Bütün bunların üzerine bir de, bizden haraç talep eden komşu Viking kabilesinin – ki bu kabile de bilgisayar tarafından kontrol edilmekteydi, ardı arkası kesilmeyen tehditlerini dinlemek zorunda kaldık. Bir çok kez ödeme yapmadık ve liderleri köyü yakıp yağmalayacakları konusunda bize her türlü garantiyi verdiyse de sonunda kimse bir şey yapmadı yani hiçbir şey olmadı. Bir ara mali durumumuz elverdiğinde ödemeyi yaptık. İlk başta Vikingler bizim can düşmanımızdı, ama ödemeyi yapar yapmaz başımız derde girdiğinde askeri yardım sözü verdiler.
Grafikler ve sesler
Grafikler açısından The Settlers VI – Rise of an Empire hakikaten gözlere ziyafet çeken bir oyun. Oradan oraya koşturan, sinsi sinsi hareket eden bir sürü hayvan, çağlayanlar ve sürekli hareket halindeki göçmenler sayesinde son derece hareketli, canlı bir dünya sunuyor. Bir binaya bakmak için üzerine tıklama, herhangi bir işçiye bakmak için de işçinin üzerine başka bir tıklama yeterli. Yani örneğin bir bayan işçinin başının üzerinde tahta bir kavanoz ve elinde duman tüttüren bir lamba ile petek almak için arı kovanından arıları uzaklaştırmasını seyredebilirsiniz. Sonra taverna çalışanı kovanlığa girer ve bahsettiğimiz peteği bal likörü yapımında kullanmak için alır götürür. Malesef, karakterlerin birbiri ile çakışmasını kontrol edememişler. Yani işçilerle yerliler sık sık birbirlerinin içinden geçiyorlar. Bunun da ötesinde, oyunun bazı yerlerinde ciddi zamanlama hatalarına rastlayarak açıkçası biraz şok olduk. Ekranda imleci insanlarla dolu bir kasabanın üzerinde gezdirdiğimizde ya da etrafımıza bir duvar çizdiğimizde eylem sinir bozucu bir şekilde geç gerçekleşiyordu. Oyunun işlemciği fazla yormaması gerektiğinden yola çıkarak bu sorunların neden ortaya çıktığı yolunda bir açıklama bulamadık.
Müzik çok iyiy ama bayağı geri planda kalıyor. Arka plana flüt ve davullarıyla ortaçağ sesleri hakim. Oyuna devam ederken müzik biraz usandırmaya başlıyor ama dikkatini tamamen üzerine çekmeye çalışmadığı için o kadar da rahatsız etmiyor. Savaş ya da ziyafet sırasında değişerek atmosfere uygun bir kimliğe bürünüyor. Önceden de belirttiğimiz gibi konuşma kısımları harika ve tüm ses efektleri çok iyi yapılmış.
Önceki Settlers oyunlarına kıyasla yapılan önemli değişiklikler
- Oyun görev-bazlıdır. Her zaman yeni bir yerleşim biriminin kurulması ile başlar.
- Ham maddelerin işlenmesi çoğunlukla alındıkları yerde gerçekleşir. Örneğin, odunun bıçkıevine götürülmesi gerekmez.
- Yiyeceklerin nasıl temin edileceğini hava şartları belirler.
- Şehrin itibarı ticari ilişkileri ve ordunun gücünü etkiler.
EB
Kaynak:GamesRapidShare
Bu yazı toplamda 63, bugün ise 0 kez görüntülenmiş
Sega Rally
Bazılarımız muhtemelen en büyük heyecanın Sega makinesindeki “Sega Rally”de bir tur atmak ve renkli manzarada saatte 200 km hızla yarış yapmak olduğu oyun salonlarındaki eski güzel günleri hatırlıyordur. Sınırlı oyun modlarına ve araçlarına rağmen “Sega Rally” sadece, gerçekçi sürüş hissi yerine kolayca erişilebilen oyun sağlamayı amaçlamış olsa bile her zaman bolca eğlenceyi garanti etmiştir. PC ve çok çeşitli konsollar için sunulan yeni “Sega Rally”nin geliştiricileri şimdi aynı duyguları evlerinize getirebilmeyi ummaktadırlar.
Evinizde oyun salonu
Sadece bir tuşa basmak ve başlangıç ekranını görmek bile eski oyun salonlarının heyecanını geri getiriyor. “Sega Rally” her açıdan köklerine bağlı ve “Colin McRae: DiRT’ veya aynı türdeki diğer daha gerçekçi oyunlarla rekabet etmeyi amaçlamamaktadır. Klasik oyunu oynayan ve keyif alan herkesi, konsol oyunlarının eğlencesinden bir doz almak üzere kollarımızı açarak karşılıyoruz. Bu oyun, konsol oyunu aşkı haricinde arabanızın gücünü artırmanızı, özel ayarlarla dalıp geçmenizi veya ayrıntılı hasar modelleri oluşturmanızı gerektirmez.
“Sega Rally”nin tek amacı olan oyundan keyif almak olduğundan sadece rotanızı dikkatle seçmeniz ve kazanmak için biraz teknik uygulamanız yeterlidir. Seçtiğiniz pistlere bağlı olarak diğer yetenekler gerekli olsa bile yarışlarda ilerledikçe çeşitli öğeler önemli olmaktadır. Rakipleriniz de (KI) kimi zaman hayatı sizin için zorlaştıracaktır ve birçok durumda en iyi rotayı seçecektir. Başlangıçta oyun, oyuncudan fazla bir şey istemez ancak, daha sonraki yarışlarda, oyuncuyu sonraki oyunlara hazırlamak üzere zorluk derecesi arttıkça zorluk derecesi de artar.
Yeni bir çağ
Klasik konsol oyunlarının tersine yeni “Sega Rally” daha fazla seçenek sunar. Şampiyonluk, Hızlı Oyun, Zaman Yarışı ve Çoklu Oyuncu dahil olmak üzere çeşitli modlar sunar. Şampiyonluk modu açık olarak odaktadır ve üç farklı bölümü vardır: “Birincilik”, “Ayarlanmış Araçlar” ve “Ustalar”. Bu bölümler “Amatör”, “Uzman”, “Profesyonel” ve son olarak “Final” olmak üzere dört sınıfa ayrılır. Bu sınıflar 4 bağımsız yarıştan oluşan “Final” dışında 3 veya 4 yarış sunan 3 ya da 4 turnuvadan oluşur. Zorluk derecesi sınıflar geçildikçe biraz artar ve Final” sınıfına gelindiğinde oyun son derece zorlu olur, oyuncular gerçekten akıllıdırlar ve yarış pistleri iddialı ve çeşitlidir.
Kendinizi çeşitli pistlerde kanıtladıktan sonra diğer boyama işlerine, yarış arabalarına, pistlere ve tabi ki diğer bölüm ve sınıflara erişiminiz sağlanır. Özellikle Çoklu Oyuncu bölümü düşünüldüğünde biraz can sıkıcı da görünse, bazı oyun modlarının da kilitlerinin açılması gerekir. Oyundaki bazı araçlar yalnızca Zaman Yarışı veya çevrimiçi kullanılabilir, böylece bu araçlar, Hummer veya Mitsubishi Concept Car gibi ilginç araçları içerse bile kısa süreli oynanabilir. Üç şampiyonluk bölümü farklı, özellikle “Ustalar” pistlerinde yarışırken klasik Lancia Delta veya Toyota Celica’nın direksiyonuna geçtiğinizde nostalji hissi yaratan tam olarak tanımlanmış rally araçları sunar.
Kumsallarda ve buzullar arasında
“Sega Rally” her biri üç varyasyon içeren beş farklı pist senaryosu sunar. Yoldan havalanan papağanlarla, geçen helikopterler veya yolu kesen trenlerle her zaman canlıdır. Bu göz alıcı nesnelerden çok fazla etkilenmemeye çalışın yoksa kontrolü ve pisti kolayca kaybedebilirsiniz. Pist seçimi bir bakıma sınırlıdır ancak bu, bu tür bir oyuna kesinlikle uymaktadır ve çeşitli toprak biçimleri yeterince çeşitlilik sağlar. Direksiyon konsol oyunundan fazlasıyla etkilenmiştir, diğer bir deyişle direksiyonu hemen hissedeceksiniz ancak uzmanlaşmadan önce biraz zamana ihtiyacınız olacak. “Sega Rally” direksiyonla oynanmak üzere tasarlanmadığından oyunu, Gamepad ile oynamanız kesinlikle önerilir. Yüksek hızda bir eğri çizebilir, rampalardan atlayabilir ve frene nadiren dokunursunuz ancak, yandaki bariyerlere dokunmak veya çarpmak istemiyorsanız (maalesef genellikle görülmezler), şansınızı fazla zorlamayın. Farklı sürüş teknikleri farklı yüzeyler için gereklidir ve bazı araçlar kimi yarışlar için diğerlerinden daha uygundurlar.
“Sega Rally” gerçekçi olmak için özel olarak uğraşmadığından veya detaylara boğulmadığından hasarlı model yoktur ancak bu, farklı pistlerde dikkat çekmez. En önemli özellikler, araçların çamurda, karda veya tozda bıraktıkları tekerlek izleridir, bunlar gözler için yeterince eğlence sağlar.
Tekerlek izlerini arama
Mutemelen “Sega Rally”nin en yenilikçi öğesinin aracınızın ve rakiplerinizin çamurda, karda veya tozda bıraktıkları tekerlek izleridir. Diğer oyunlar aynı zamanda bu öğeyi eklemek istediler ancak Sega çok önceden bu konuda başarılıydı. Yüksek hızlarda yarıştığınız yüzeye bağlı olarak, tekerlek izleri oyunun sonuna kadar yumuşak yüzeylerde kalır. Bu tekerlek izleri, sürüş davranışınızda farklı efekt sağladığından oyunun önemli bir öğesidir. İlerlemekte olduğunuz yol daha da çamurlu oldukça, aynı tekerlek izini kullanmaya inat ederseniz zaman kaybedersiniz. Benzer biçimde, atlamadan hemen önce mevcut tekerlek izine “kaymak”, aracın yandaki bariyerlere çarpana kadar havada bir açıyla uçmasıyla ciddi sonuçlar doğurabilir. Akıllı sürücüler bu nedenle her zaman tekerleklerinin altında “taze” toprak olması için sürekli olarak farklı yaklaşımları seçeceklerdir. Bu, geniş dönüşler yapmanız veya pistin kenarlarını kullanmanız anlamına gelse bile, bu değişiklikler kullanılmamış, daha sürüşe uygun bölümler kullanılarak telafi edilebilir. Kazananların bir diğer önemli ölçütü ise sürüşte uzmanlaşmak ve değişik eğimlerde ustalaşmaktır.
Çoklu oyuncu
Tabi ki oyunun çoklu oyuncu modu vardır. Araç sınıfı veya oyuncu sayısı gibi özel oyun ölçütleri bir oyun seçmenize ve hatta kendi oyununuzu oluşturmanıza olanak sağlar. Çevrimdışı modda en fazla altı oyuncu birbirlerine karşı yarışabilir. İdare eden oyuncu olarak tek tek seçilmiş pistlerle tam bir şampiyonluk oluşturma veya her yarıştan sonra farklı bölümler ekleme gibi olanağınız vardır. Doğal olarak, idare eden oyuncu olarak her zaman istenmeyen oyuncuları oyundan çıkarma olanağınız vardır. Çevrimiçi oyunda oturum açtıktan sonra, diğer oyuncularla iletişim kurabileceğiniz, arabanızı seçebileceğiniz ve seçilen pistleri inceleyebileceğiniz bir lobiye ulaşırsınız. Hazır olduğunuzda bir düğmeye dokunarak diğer oyuncuları ve oyunu yöneteni bilgilendirirsiniz. Maalesef, şu ana kadar mevcut oyun olmadığından çevrimiçi modu deneme şansımız olmadı. Çevrimdışı moddaki eğlence düşünüldüğünde, daha uzun oyun oynama sağlayacağından çevrimiçi oyunu denemenizi gerçekten öneririz.
Grafikler ve ses
Grafik olarak “Sega Rally” hemen her şeyi doğru yapar. Pistlerin etrafındaki alanlar uygun, canlı ve çok değişik öğeler sunulur. Daha öncede belirttiğimiz gibi arabalar görünen zararlardan uzak tutulur ancak ana paneldeki pist yüzeyinin etkisi ve rüzgar etkisi ya da sudaki çarpma etkisi gerçekten güzeldir. Kar bulutları ve hızla öne fırlayan rakiplerin sıçrattıkları toz, her şeye gerçekçi bir dokunuş sağlar. Arabaların kendisi de, çok da ayrıntılı olmasalar bile güzel görünür. Aynı biçimde, çevreleyen gölcüklerdeki ayna görüntülerinin yanı sıra arkanızda bıraktığınız tekerlek izleri de güzeldir. Grafik olarak oyun, etkileyici konsol oyununa dönüşür ve bunu gerçekten de iyi yapar. Oyunun, değişen dokusu ve farklı yerlerde düşen performansı vardır ancak bunlar çok azdır ve aralıkları çok uzundur.
Benzer biçimde, ses oyunda açıktır ve tamamen karıştırılmıştır. Geleceğe ait seslerden, gitar sololarına kadar her şeyi duyabilirsiniz. Müzik esas olarak elektroniktir ve herhangi bir düğmeye veya menüye basma “Sega Rally”den bekleyebileceğiniz sesi yaratır. Araçlar ses çıkarır ve yarışçıların farklı pist yüzeylerinde çıkardıkları efektler doğru ve düzgün duyulur, birçok araba benzeri sesler çıkarıyor olsa bile.
EB
Kaynak:GamesRapidShare
Bu yazı toplamda 135, bugün ise 0 kez görüntülenmiş
Sam & Max Reality 2.0
13 yıldır, hayvan dedektifi Sam, havasına bürünmüş köpeği Columbo ve gereksiz yere şiddete başvurmaya eğilimli psikopat tavşan Max’tan hiç ses çıkmıyordu. Ki, 2006 Kasımında Telltale Games yeni Sam & Max macerasının ilk episodunu piyasaya çıkardı. 16 Nisan 2007 tarihinden beri artık oyunun geri kalan ikinci ile sonuncu arasında kalan bölümleri internetten indirilebiliyor. Sam & Max: Reality 2.0
İnternetin Gücü
Tuhaf ve komik bu hikaye, daha önce olduğu gibi polis müfettişinden gelen bir telefonla başlıyor. Bu müfettiş ekürisi diğer bir müfettişi tehlikeli bir görevle görevlendiriyor. Tüm batı dünyası internetin ele geçirilmiş olması nedeniyle çalkalanıyor. Tüm ekonomi bir çöküşle karşı karşıya, bu durumu Başkan Max’in (kendisinin durumunu son bölümden çok iyi biliyoruz) dahi çözmesi mümkün görünmüyor. Bu gizemli durumu eski “işaretle ve tıkla” yöntemiyle çözmek artık size kalıyor. Bu arada oyunda her zaman olduğu gibi komik unsurlar da ihmal edilmemiş. Her diyalogda eski dostumuz Max konuşma sırasında kendine özgü yorumlar da bulunuyor. Sam & Max’ı oynamaya başlamadan önce yüzünüzdeki kasları gülmek için hazırlayın. Çünkü bu oyunda bol bol güleceğiniz kesin.
Nereye gidiyoruz Sam?
Fantastik Sam & Max episodunun ikinci ile sonuncu arasındaki bölümlerinde, bu iki kahramanın bu gizemi çözmek için uzun yolculuklarla uğraşmasına gerek kalmayacak. Oyunun sahneleri, iki müfettişin oturdukları mahalleler ile sınırlıdır. Lefty ve Bosco’nun ünlü marketi Sybil’in beta test merkezi (Tekrarlanan espri: Sybil bugüne kadar yayınlanan her episodda mağazasında farklı bir şey satmaktadır. Öyle görünüyor ki yeterli kazanç elde edeceği alanı henüz bulamamış.
Bosco’nun yerinde eski dostumuz, fare iki diş Jimmy’i buluyoruz. Bu takma ismi de kendisine uygun gerçekten de. Silah kaçakçılığı yapmakta olan küçük yer cücesi işlerini büyütmüş anlaşılan ve “talep varsa arz da var” teorisini kanıtlamaya çalışıyor sanki. Ancak bir silah almaya kalktığımızda satış yapmayı reddediyor. “I don’t sell weapons to the police” (Ben polise silah satmam diyor), işin güzel yanı tüfek oldukça geniş bir çapa sahip….
Diğer yandan oyun dünyasını genişleten diğer bir kavram da Virtual Reality 2.0. Böylece, sanki aynı mekanlarda geziyorsunuz, ama sanal olarak. Güzel bir espri: Reality 2.0 henüz Beta aşamasında olduğundan, “404 Document not found – Error” (404 Doküman bulunamadı– Hata) ve bunun gibi başka hata mesajlarıyla karşılaşabilirsiniz. Bu hata mesajına tıkladığınızda, Reality 2.0’nin kullanıcı dostu yapay zeka kontrollü yorumcusu size Reality 2.0’nin halen yapım aşamasında olduğunu bildirecektir.
Reality 2.0?
Nedir bu Reality 2.0? Programın bu soruyu oyun başladıktan ilk birkaç dakika içinde yanıtladığı için şanslıyız. Reality 2.0, güce susamış (oyun için) bilgisayarlar için geliştirilmiş, içinde herkesin kendini mutlu ve rahat hissetmesi istenen dijital bir dünyadır. Ancak bunu gerçekleştirebilmek amacıyla interneti işgal etmiş olan geliştiricilerin bilgisayarları bunları kendi işleri için kötüye kullanmaktadır. Taş tam da gediğine oturmuş: Birçok diyalogda World of Warcraft and Co. üzerinden MMORPG’e atıfta bulunulmuş. Genel olarak bakıldığında, oyun seviyesi tasarımı ve diyaloglar “gerçek” bir internet oyununa işaret etmektedir.
Gizemler
Sam & Max’tan beklendiği gibi, Telltale Games’in oyunda, batı dünyasının kurtarılmasına yönelik olarak bize sunduğu gizemler aslında tümüyle mantıklı değiller. Ancak, beşinci episodda iki üç pasaj var ki bunlar gerçekten bayağı zorlama olmuş. Burada gerçekten de tasarımcıların daha iyi bir şey bulamadıkları hissine kapılıyorsunuz.
Bu tek tük mantıksız saplamalara rağmen (Sam & Max için “mantıksız” kelimesini yanlış bir bağlamda kullanmak bir tür küfür sayılır), çoğu zaman probleme hızla bir çözüm bulmak mümkün olmaktadır. Sadece bununla kalmıyor, “daha önce bahsettiğimiz gibi” oyun sahneleri sadece ofis ve ofisin bulunduğu mahallede geçmektedir. Bunun sonucunda, Sam & Max: Reality 2.0’ın oyun süresi sınırlıdır.4 saatten daha kısa bir süre sonra, acemi seviyesindekiler bile oyunu bitirmektedir.
Kendine özgü ve tutarlı
Grafiksel olarak Sam & Max kesinlikle teknolojinin zirvesinde değil. Aslında buna pek ihtiyacı da yok. Önceki tüm episodlarda olduğu gibi, Sam & Max Reality 2.0 karikatür tipi 3D grafik motoruna dayanmaktadır, bu tam da oyunun genel atmosferine uymaktadır.
Ses tasarımı ise beklendiği gibi yüksek bir standarttadır. Bunun yanı sıra senkronizasyonun da üst düzey olduğunu hatırlatmaya bile gerek yok. Sam’in kendine güveni ile Max’ın tüm problemleri şiddet kullanarak çözmek için saplantılı bir çaba içinde olması, mükemmel seçimler. Bu oyun serisinde yapılan kelime oyunlarını anlayabilmek için iyi bir İngilizce bilgisi gereklidir.
MS
Kaynak:GamesRapidShare
Bu yazı toplamda 25, bugün ise 0 kez görüntülenmiş
Empire of Sports
Piyasadaki çok oyunculu internet rol oyunlarının çoğunluğu cinler, cüceler ve benzeri efsanevi yaratıklara heyecan yaratan dünyalarda geçmektedir. EoS da bu tarz bir oyun; ancak oyunun can alıcı noktası farklı bir yerde. Başlığından da anlaşılabileceği gibi EoS sporla ilgili, fakat şimdiye kadar alışkın olmadığımız bir boyutta. Diğer çok oyunculu internet rol oyunlarında olduğu gibi, düşük seviyede boş bir ortamda oynamaya başlıyorsunuz, deneyim puanlarınıza katkıda bulunacak canavarlar veya maceralar yok, ancak farklı türde spor aktivitesi ve antrenman ünitesi bulunuyor.
Temel Konsept
EoS’un açık dünyası; her bir oyuncunun kendi fiziksel kabiliyetlerini başkalarıyla karşılaştırarak ölçmesini ve yeni topraklar keşfetmesini sağlayan global bir sisteme bağlı. Karakterler scratchpad’de yaratılmış, tercih ettiğiniz görüntüyü elde etmek için, farklı görünümler ve tipler arasında seçim yapabiliyorsunuz. Ancak bu her zaman kendinizle yarışmıyorsunuz; bir takım olarak da hareket etmeniz mümkün, yani bir takım, bir hücum oyuncusu, defans, antrenör ya da hatta oyunculara yol gösteren bir menajer olabilirsiniz. Planlama yapmak ve kariyerinizin seyrini belirlemek size kalmış.
Değişik Aktiviteler
EoS oyuncuya aşağıdakiler gibi birçok sayıda spor aktivitesi sunuyor: Tenis, basketbol, kayak and kızak ve hatta engelli veya 400 metre bayrak yarışı. Doğal olarak bir oyuncu isterse hangi spor türlerinde antrenman yapmak ve kendini geliştirmek istediğini seçebiliyor. Ne sıklıkta spor yapar ve becerilerinizi ne ölçüde arttırırsanız deneyiminiz ve puan sıranız da o ölçüde artıyor. Ancak bir oyun karakterini aşırı abartmanız da mümkün değil, fizik kondüsyonunuzun her zaman zirvede olması gerekir. Örneğin, ara vermeden veya içecek veya besin almadan arka arkaya sayısız tenis maçı oynamanız da önerilmiyor.
Besin Gücü
Zaten oyuncunun tüketebileceği farklı besinler türler bulunuyor. EoS dünyası sadece besin dopingleri ve meyve suları içermiyor tabii; kendinizi yağlı ve sağlıksız olmayan gıdalar ile de beslenmeniz mümkün. Oyun karakterinizin becerisi seçtiğiniz gıdalardan etkileniyor; aşırı miktarda sağlıksız besinler tüketmeniz halinde çeviklik, hareketlilik ve kondisyonunuz hızla gerileyebiliyor. Arada bir hamburger yemek zararlı değil, ancak dengeli bir şekilde beslenmeniz sizin için daha yararlı.
Oyun karakterinizin spor yapması hızla yorulmasına ve vücut sıvılarını kaybetmesine neden olacaktır. Nabız hızla artar ve eğer dikkatli olmazsanız başlangıçtaki hızınıza erişemeyebilirsiniz. Bir fitness merkezinde antrenman yaparak vücudunuzu ve kaslarınızı geliştirmeniz, farklı türde sporlara hazırlıklı olmanızı sağlayacaktır. Hedeflediğiniz belirli kas gruplarını, birçok farklı alet seçeneğinden yararlanarak zorlamanız mümkün. Böylece bu kaslar gelişerek, zorlu bir spor aktivitesinden önce dahi performansınızın artıracaktır.
Modern Şehirler
Bu arada, oyun karakterlerinin turnuva ve spor karşılaşmaları için, belirli ölçülerde gerçek dünyadan seçilmiş mimariler ve turistik yerler de (Londra’daki Big Ben gibi) sahip, güzel tasarlanmış birçok şehir arasında seyahat etmesi mümkün. Oyuncunun bulunduğu konuma bağlı olarak, diğer ülkelerden gelen sporcular ile birlikte hayali bir şehirde bulunmaktasınız. Diğer çok oyunculu internet rol oyunlarında olduğu gibi, diğer oyuncular ile iletişim kurmanız, onlara meydan okumanız, alışveriş yapabilir veya fitness salonuna üye olmanız mümkündür.
Ayrıca her oyuncunun kendi zevkine göre döşeyebileceği, dekore edebileceği ve madalya ve kupalarınızı asabileceği, kendine ait bir evi bulunmaktadır. Tabii, yeni bir televizyon satın alabilmek veya belirli bir spor dalında seviye atlayabilmek için sanal paraya ihtiyacınız olacak Oyunun ilkesi, şampiyonalarda başarı kazanıp başarılı olarak gerekli tüm kaynağı yaratabilmek.
Seçenek Zenginliği
EoS oyununda oyuncuların tamamlaması gereken kesin olarak belirlenmiş görev veya işler bulunmuyor. Neyi veya ne zaman yapacağınıza karar vermek sizin elinizde. Eğer belirli bir spor dalında uzmanlaşmayı seçerseniz, şampiyonalarda yararlı olacak uygun beceri ve teknikler geliştirmeniz gerekebilir. Burada, örneğin iyi bir tenis raketi veya özel ayakkabılar gibi, kullandığınız araçlar da büyük bir rol oynuyor Bu gibi bir eşya, eğer oyuncunun deneyim seviyesine uygun değil ise bir işe yaramaz yani yeterli deneyim olmadıktan sonra pahalı ve kaliteli bir tenis raketinin hiç bir faydası yoktur (tipik rol oyunlarında kullanılan ağır bir balta gibi).
Herkes için Sanal Spor
Oyuna erişim başlangıçtan itibaren kolaydır. EoS’un sanal dünyasında, herkesin bir veya başka bir şekilde aktif olarak faaliyette bulunması mümkündür. Bazı sanal oyunlara ait kontroller çok yaratıcı ve herkese hitap edebiliyor. Eğer daha önce çok iyi bir el göz koordinasyonu gerektiren tenis oynamışsanız, bunu kullanmamanız olmaz doğrusu. Eğer bir sanal spor yıldız olmayı hayal ediyorsanız, aradığınız EoS oyunudur.
EB
| Sonuç |
|---|
| Oyun halen geliştirilmekte olduğundan, oyunun son sürümü henüz piyasada çıkarılmadı veya bu spor aktiviteleri ile ilgili kamuoyuna henüz bir açıklama yapılmadı. Bu nedenle oyun hakkında kesin bir yargıya varmak mümkün değil. Her ne olursa olsun oyunun ilk izlenimi gayet iyi ve oyunu geliştirenlerin oyuna daha neler ekleyeceklerini ve bazı nüansları oyuna nasıl katacaklarını görmek için sabırsızlıkla bekliyoruz doğrusu. Bu spor rol oyunu herkese açık ve merak uyandıracağı kesin olan yepyeni bir fikir. EoS oyununun, yıl sonunda bir download platformu üzerinden oyuncuların beğenisine sunulması bekleniyor. Bu gerçekleşene dek, gerçek dünyadaki fitness salonları ile yetinmek zorunda kalacaksınız!
Kaynak:GamesRapidshare |
Bu yazı toplamda 11, bugün ise 1 kez görüntülenmiş
Brothers in Arms
Brothers in Arms, Dan Brown’ın üç meşhur kitabı gibi. Birincisini heyecan ve merakla okursunuz. İkincisinin kurgusu birinciye çok benzerdir ama gerilim ve atmosferden dolayı yine de sürükleyicidir. Üçüncüyü, Dan Brown’ın kitabı olduğu için satın alırsınız. Ve kitabın yarısına geldiğinizde katilin kim olduğunu tahmin edebilirsiniz; herşey aynı modeli izler. Yine de Dan Brown’ın bütün kitapları akıcı, heyecan verici ve kalitelidir.
Matt Barker tekrar sahada! Brothers in Arms: Road to Hill 30’dan bu sevimli karakter geri döndü. Önceki harekatlardaki başarılarından dolayı Kara Kuvvetleri tarafından ‘ABD’ye geri gönderilmek’ yerine, UbiSoft’un Dünya Savaşları serisinin üçüncü kısmında Market (Pazar) ve Garden (Bahçe) operasyonlarında hayatta kalması gerekiyor. Oyunun adındaki “Hell’s Highway” (Cehennem Otoyolu) karşılaşılacak felaketleri haber veriyor.
Aranızdaki tarih meraklıları için, bu bağlantılı iki Müttefik hava-kara harekatı Hollanda’da, 1944 yılı 17 ve 27 Eylül tarihleri arasında gerçekleşti. Amaç, Üçüncü Reich’in sınırlarını şimdiye kadar görülen en büyük hava indirme operasyonuyla genişletmektir. Müttefik taraf bu operasyonlar sırasında yaklaşık 17.000 asker kaybetmiştir.
Önceki “Brothers in Arms: Road to Hill 30” ve “Brothers in Arms: Earned in Blood” oyunlarını oynayanlar, Hell’s Highway’e alışmakta fazla zorlanmayacaklardır. UbiSoft iyi denenmiş oyun prensibinde herhangi bir önemli değişiklik yapmamış. Hollanda’nın deniz dolgusu yeşil tarlalarında, yel değirmenleri ve klasik tuğla yapılar arasından ilerleyen iki takımı komuta ediyorsunuz. Komutanız altındaki bir takım Mihver birliklerini savunma ateşi altında kilitlerken, ikinci takım rakibinizin kanatlarından sürünüyor. Kötü adamların kafalarının üzerindeki saldırganlık göstergeleri size yardımcı oluyor. Göstergeler kırmızı olduğunda, bu AI birlikleri tamamı alevler çıkaran silahlarla size doğru geliyor demektir. Gösterge gri olduğunda, size bulaşmama ihtimalleri daha yüksektir.
Brothers in Arms’taki bir yenilik, Gears of War ve Rainbow Six Vegas’ta zaten gördüğümüz siper kabiliyeti. Bu, kameranın Ego perspektifinden omuz perspektifine çevrilmesine imkan tanıyor ve önünüzdeki savaş alanını daha iyi görmenizi sağlıyor. Rainbow Six Vegas’ta olduğu gibi, siperden dışarı uzanabilir ve düşmana ateş açabilirsiniz. Bunu sadece düşman çevresini saran ekiple birlikte çalışmadığınızda kullanmanız önerilir. Siper alırken nişan alma doğruluğu çok iyi değil.
Birliklerinize atayabileceğiniz Gizli (Stealth) mod da yeni. Bu moddayken, AI ekipleri sürünerek hareket eder ve fısıltıyla iletişim kurar. Ortama çok uygun! Ancak kendinizi savaşta bulur bulmaz, birlikleriniz panik halindeki düşman konumlarını bağıracaktır. Taktik manevralarınız sayesinde Krauts silindikten sonra, ekibinizi tekrar Gizli moda alarak, çevredeki düşmanların ekibinizin konuşmalarıyla teyakkuza geçmesini önlemelisiniz.
Oyundaki yeniliklerin yanında, Hell’s Highway grafiksel açıdan da geri kalmamış. %20 daha fazla çokgen oluşturmak için geliştiriciler, Gearbox tarafından lisanslanan Unreal 3 motorunun temel versiyonunu kullanmışlar. Test sırasında küçük kare düşüşleri görsem de, piyasaya sürülen versiyonda bunlar tamamen çözülmüş olacaktır. Unreal 3 motoru sayesinde, Brothers in Arms’ta çevrenizdeki nesneleri kullanmak mümkün. Düşmanlarınız çıtalı bir çitin arkasına saklanırsa, Thompson makineli tabancanızla çiti tarayın ve çıtalar mermi yağmuru altında paramparça olacaktır. Ekipten Jasper’ın taşıdığı bazukayla daha ağır ateş gücüne de sahipsiniz. Çan kulesinde bir keskin nişancı mı var? Tarih oldu. Ancak beton parçalarının kafanıza çarpmamasına dikkat edin. Şimdi Matt’le Hollanda’da savaşmaya başlayacağım Şubat ayını sabırsızlıkla bekliyorum. Cehenneme giden otoyoldayım…
MS
Kaynak:GamesRapidshare
Bu yazı toplamda 18, bugün ise 0 kez görüntülenmiş


