Tom Clancy’s
İşte Tom… “Onun” oyunları artık on yıldır raflarda, kar maskeli, gece görüş gözlüklü ve iş üstündeki askerlerle bizi cezp ediyor. Ancak bu sefer eski iyi dost Tom yeni bir şey düşünmüş. Kumarhaneleri karıştırmıyorsunuz veya Meksika şehirlerine sızmıyorsunuz – bu kez komuta sizde!
Sıkıcı mı? Hiç değil! Tom Clancy’s EndWar gerçekten heyecan vaat ediyor. Peki bu oyunu özel yapan nedir? Basit - ses komutlarıyla tüm oyunu siz kontrol ediyorsunuz. Peki bu iyi işliyor mu? Şimdiye kadar gördüğümüz kadarıyla, oldukça iyi. Rainbow Six: Vegas’tan daha iyi… Elbette oyunu bir joy pad’le kontrol edebilirsiniz ancak farklı ses komutlarına alışanlar joy pad’i muhtemelen sadece zor durumlarda kullanacaktır. Bu Tom Clancy oyununda, birinci kişi bakış açısından ayrılmıyorsunuz ama karargahtan emir veriyorsunuz.
EndWar, Tom Clancy serisinin ilk salt strateji oyunu. Ayrıca, oyun strateji oyunlarında pek alışıldık olmayan biçimde konsollar için geliştirildi. Arka plan 2020 yılında Üçüncü Dünya Savaşı. Cephede çarpışanlar Ruslar, Amerikalılar ve Avrupalılar. Araçlar, silahlar ve teknoloji gerçek araştırma ve geliştirme ürünü, bir Tom Clancy oyunundan beklendiği gibi. Avrupa ve ABD’de 40’a yakın mekanda şiddetli savaşlar cereyan ediyor, tamamen imha edilebilir çevre ve 12 oyuncuya kadar karşılıklı oynama aysbergin sadece görünen ucu.
Bir Tom Clancy oyununda elbette bir birliğe veya piyadeye doğrudan müdahale edip edemediğiniz sorusu akla geliyor. Birlikleri veya askerleri kendiniz kontrol edemiyorsunuz ama kamera doğrudan bir birlik veya formasyon arkasına yerleştirilebiliyor ve savaş alanında ne olup bittiğine ilişkin fikir veriyor. Kamerayı tamamen serbest bir şekilde kontrol edebiliyorsunuz ve klasik kuş bakışı görünümüne hiç pişman olmadan güle güle diyebiliyorsunuz. Sesli komutlar burada da devreye giriyor. Kamerayı 2. Birliğin arkasına yerleştirmek istiyorsanız, “Unit 2 – camera” (2. Birlik - kamera) sizi aksiyonun ortasına getirmek için yeterli.
Oyun tarzı nasıl? ABD Müttefik Vuruş Gücü, Avrupa Destek Alayı ve Rus Spetznatz Muhafız Tugayı emirlerinizi bekliyor. Birlikler hemen her yerde aynı ama farklı niteliklere sahip. Yankiler dengeli Avrupalılar hızlı ama zayıf ve Ruslar güçlü ama yavaş. Piyadeler ve istihkamcılar mevzileri ele geçirebilecek tek birlikler ve helikopterler, tanklar ve topçularla destekleniyor. Savaş meydanın kazanmak için, mevcut haritanın %60’ını ele geçirmeniz gerekiyor. Yeni birlikler üretmek veya istemek için kendi kaynaklarınızı kullanmak yerine, savaş sandığınızı doldurmak için fethetmeniz gereken stratejik öneme sahip puanlar bulunuyor. Tüm düşman birliklerini ortadan kaldırdıktan sonra veya düşmanın sermayesi ele geçirildikten sonra savaş sona eriyor. Kendi düzeninizi kurun ve silahlı helikopter filosundan, tank birliğinden ve piyade taburundan öldürücü bir takım oluşturun. Yaklaşan ilk düşman bölüğü göründü mü? “Kırmızı Takımı” oluşturduk, emir verebiliriz: “Kırmızı Takım, Birinci Düşmana saldır.” Durun bakalım, topçuları da var! “Tüm birlikler, geri çekilin!” – derhal!
EndWar online ve aynı zamanda offline harekat imkanı tanıyor ve çok sayıda çoklu oyuncu modu bulunuyor, bunlar arasında hakimiyet kurma, bayrağı ele geçirme ya da kuşatma bulunuyor. Online savaş harekatları açısından EndWar, PS3 için bir ilk – bunları ilk defa Sony’nin ultra parlak makinesinde oynayabiliyorsunuz. “Yok etme” modunda, on iki arkadaş savaşa girebilir ve her oyuncu üç birliği kontrol edebilir. Eğer üç oyuncu varsa ve herkes bir grup kontrol ediyorsa, yenilen ilk grup kendi sermayesiyle isyancılarla birkaç birliğin seferber edilmesine katkıda bulunabilir ve böylece savaşın gelişimine katkıda bulunabilir. “Savaş sonu senaryosu” adı verilen kısmın başladığı final aşaması belki de her savaşın en heyecan verici yeridir. Bir grup haritadaki 5-7 noktanın çoğunluğunu ele geçirdiğinde, bu aşama başlıyor. Saat geri saymaya başlıyor ve lider gruptan bazı noktaları (mevzileri) ele geçirmek için hızlı bir mücadele içine giriyorsunuz. Bunu mümkün kılmak için, zayıf birlikler kısa bir süre yüksek moral ve savaşma gücü elde ediyor. Düşman üslerini imha etmek için hızlı bir vuruş ekleniyor. Ve her şey bununla sınırlı değil! Son olarak her iki taraf da bir hava saldırısı ve yıkıcı bir uydu saldırısına maruz kalıyor.
EB
Kaynak:GamesRapidShare
Bu yazı toplamda 8, bugün ise 0 kez görüntülenmiş
Condemned 2
Hatırlıyor musunuz… XBOX 360 davullar ve zurnalarla piyasaya çıktığında, bir oyun vardı. Oyunun adı Condemned idi ve sadece en sert, çelik sinirli oyuncular bu oyuna yaklaşmaya cesaret edebiliyordu. Oyunun ana özellikleri ham güç, kasvetli seviyeler, pislik içindeki boru anahtarları ve kan seliydi… ancak kanlı yüzeyin ötesine bakan ve çeşitli boyama özelliklerini fark edenler, oyunda çok güçlü, heyecan verici, film gibi bir oyun deneyimi yaşadı. Şimdi, Condemned 2 başlangıç çizgisine geldi ve her açıdan önceki versiyonuna bağlılığını ifade etmek istiyor.
Ajan Ethan Thomas geri döndü. Hala yorgun ve öfkeli. Hepsi bu kadarla sınırlı değil. İyi adamımız aylardır güneş görmemiş gibi. Sahiller ve palmiyeler onun için soluk bir hatıra ve tatil yabancı bir kelime. Ethan travmatik bir korku senaryosundan canını kurtarmayı başaralı iki ay bile olmadı ve şimdi bir kez daha işe koyulmak ve biraz kirlenmek üzere. Korkunun sonu olmadığından ve sanki ajanımıza birkaç dakikayı ve bir içeceği bile çok gördüğünden, sürekli halüsinasyonlar görüyor. Zavallı ajan için gelecek hiç iç açıcı görünmüyor, zaten iç açıcı Condemned 2’de anlamsız bir kelime.
Condemned 2 ilk dakikadan itibaren sizi sarıyor. Etkileyici, nadiren parlak seviye alanları, gerçekçi kar yağışı, yakındaki bir çöp tenekesini karıştıran evsiz adam size yaklaşan korkunun ipuçlarını veriyor. Birkaç adım sonra, Ethan hiç de hoşuna gitmeyen, yüzü felaketlerin habercisi olan bir tanıdıkla karşılaşıyor. Ardından adamın uşakları üstünüze yürüyor. Her yandan, acımasız eşkıyalar o ana kadar Ethan’ı kötü kişilikten ayıran çitin üzerine tırmanıyor. Yumruklar yağmur gibi iniyor. Bitkin ajan çok güçlü bir aparkat yiyor. Kemikleri ve iliklerinde çatırdatıcı darbe sesleriyle birlikte gözlerine kan iniyor. Ethan’ın derhal kendisini toplaması gerekiyor. Bir sonraki saldırıyı bloke etmeyi unutamaz. Ardından tüm cesaretiyle karşı atağa geçiyor, bir tekme sallıyor ve ardından son derece güçlü iki yumruk atıyor. Düşmanlarımızın görünümü, saldırılarımızın etkisini açıkça gösteriyor. Şimdi bile sert yumruklar yediğim bilincimden gitmedi.
Işık Ethan’ın dostu. Bu umutsuz dünyada, güvenecek tek şey gibi görünüyor. Ethan dolaptan çivili bir tahta alıyor. Duvarda komik görünüşlü bir verici dikkatini çekiyor. ‘Sonic Verici’ bilinmeyen düşmanlarımızın agresifliğini arttırıyor ve hatta üzerine çekiyor. O şeyden kurtul! Ajanımız sürekli olarak bu tür vericiler buluyor ama her zaman bu vericilerden kaçamıyor. Maalesef vericiler görevini yerine getirmiş ve birinin bize doğru sıçanlarla birlikte koştuğunu görüyor ve duyuyoruz. Çivili tahtayı denemenin tam zamanı. Birkaç sert darbeden sonra, tahtamız kırılıyor ve bir çelik boru, bir Taser veya hatta bir boru anahtarı ele alma zamanı geliyor. Ancak silahlar ve cephaneler çok dağılmış ve bulması zor olduğundan Ethan bunlardan çok fazla ele geçirmeyi başaramıyor.
UV ışık kullanarak Ethan terk edilmiş bir ofiste ihtiyacı olan kodu arıyor. Ajanımız bir spektrometre, GPS ve kamera taşıyor. Ethan tekrar tekrar bu aletleri kullanarak, heyecan verici ve gizemli sırları çözüyor. Gizemli bir kişi TV ekipmanından, mevcut durumla ilgili ipuçları ve bazı talimatlarla oyuna yardımcı oluyor. Ama öncelikle bu faydalı bilgileri alabilmesi için TV antenini doğru ayarlaması gerekiyor. Ancak tek bilgi kaynağı televizyon değil. Ethan seviyenin ‘Çevre Ölümü’ adı verilen envanterlerinden yararlanabiliyor. Ayrıca rakiplerinizin kafasını televizyon ekranına sokmak istiyorsanız şaşı kutu da harika.
EB
Kaynak:GamesRapidShare
Bu yazı toplamda 8, bugün ise 0 kez görüntülenmiş
Alone in the Dark V - Near Death Investigation
Çok sık çıldırmıyor. Gerçekten. Ama çıldırdığı zaman doğru düzgün çıldırıyor. “Bitmek tükenmek bilmeyen Alone in the Dark konuşmalarını artık dinlemek istemiyorum!” veya “Değişen iş teslim tarihinden şikayet etmeyi kes artık” yanımda oturan değerli iş arkadaşımın zaman zaman kullandığı iki ifade. Önümdeki masada oturan stajyer (gözlerim daima onun üzerinde) benim “Alone in the Dark” tavrıma yanıt vermiyor. Ama bildiği bir şey var, Yüklemeler sayfasına mümkün olan en kısa sürede Alone in the Dark’tan yeni bir fragman eklemezse, patronu sinirlenecek.
Baş kahramanı Edward Carnby olan en son oyunda benimle mücadele edecek görünürde kimse olmadığından, en yakındakini elime aldım. Klavyem. Şimdi – beyinsiz bir şempanze gibi klavyemle Alone in the Dark hakkında konuştuğum hissine kapılırsanız, yanılırsınız. İnceleme yazısı editörü bir oyunu çok fazla beklediğinde ve heyecan verici oyunla ilgili ciddi hiper aktivitesini paylaşacak biri olmadığında, ortaya çıkan şey karşınızda dijital halde duruyor.
Uwe Bolls’un Alone in the Dark filminin ardından die-hard fanatiklerinin bile franchise’ın düşüşü tahmin ettiği yeterince doğru. Ancak eski güzel Uwe’nin Postal’a geçmesiyle (işe yaramaz bir direktör olarak orada yanlış yapamazsınız, bu tamamen siyasi olarak yanlış komediyi gören herkes bilir) ATARI yayıncılarının kanatları altında Eden Studios, Alone in the Dark V için karar verdi. Near Death Investigation alt başlığıyla geliştiriciler, Alon in the Dark’ın ilk serisinden bilinen ana karakterlerin sıkça ölümünü bağlamadığı gibi, serinin sonunu da bağlamıyor. Daha ziyade ikinci başlık, seriyi her oyunun temel özelliğine bağlıyor: burada türden bahsediyoruz. Eden Studios, Alone in the Dark’ın 1992 yılında “hayatta kalma korkusu” adı verilen tam bir alt tür oluşturduğunu biliyor. Ancak bu, tüyleri diken diken eden temel karakterleri unutmadan Alone in the Dark V ile yeni bir yöne gitmeyi engellememiş. Evet yenilikçilik diye buna denir.
Genç, dinamik, hoş (zavallı ruh için olumlu herhangi bir sıfat kullanabilirsiniz) James Sunderland’in Silent Hill 2’de kaba güç kullanarak saati açmak istemediği aptal saat gizemini hatırlıyor musunuz? Ahşa saati açmak için öncelikle yerde anahtar araması gerekiyordu. Tüm dünyadaki siyasetçilerin bilgisayar ve video oyunlarının tüketicilerin davranışlarında önemli etkisi olduğunu iddia ettikleri bir çağda, şiddet olmaması o kadar da kötü değil, değil mi? Aslında her zaman abartı yapılabilir. Alone in the Dark V sonunda (benim!) oyuncunun rüyalarını gerçekleştiriyor. Kesinlikle, X kapısının anahtarı zindanın derinliklerinde bir yerde olabilir ancak kapıyı devirmek veya ateşe vermek varken niye anahtarı aramakla zaman kaybedeyim ki? Çelik kapı mı? Şimdiye kadar lineer seviye tasarımı için kullanılan element geniş görünüyor. Görsel olarak dikkat çekici yer tutucular olarak, “görünmez” duvarlardan daha sık kullanılmaya başladılar ve bu tür dokular sinir kaynağı haline geldi - “BİR ŞEKİLDE İÇERİ GİRMELİYİM”. Durum Alone in the Dark V’te farklı. Sadece tüm kapılar kırılabilir olmakla kalmıyor aynı zamanda Eden Studios’un Alone in the Dark V’e dahil ettiği “Gerçek Dünya Kuralları” yaratıcı oyuncuları, yıkıcı eğilimlerine tamamen dizginleri vermesine imkan tanıyor (insanlardaki, hatta oyunculardaki kötülüğü varsayıyoruz). Öncelikle kapı biraz ateşe verilir ve sert bir nesneyle (ironik olarak bir yangın söndürücü veya demir parçasıyla) birkaç vuruştan sonra tereyağı yumuşaklığındaki kapı yere inecektir. Evet gerçekten eğlenceli.
Sadece bu nokta bile Alone in the Dark’ı dört gözle beklememe yetiyor, ofisteki arkadaşımın protestolarına rağmen, Alone in the Dark’taki her şeyi yere göre sığdıramıyorum. Ancak çok daha fazlası var. Oyun, yenilikçi, detaylarla dolu envanterle 30 kombine edilebilir nesne sunuyor. Özensiz bir menü yerine, Edward Carnby kılavuzlu eden koçuna envanterini sunmak için ceketinin ceplerine bakıyor. Burada her çeşit nesne bulunuyor. Oyuncu olarak bunlarla ne yapacağınız size kalmış. Şu durumu düşünün: karanlık bir odaya girdiniz. Ceketinizin cebinde katlanabilir bir ışıklı çubuk ve bir parça yapışkan bant buldunuz. Bunları birleştirerek, herhangi bir yere yerleştirebileceğiniz güzel bir tavan lambası elde edebilirsiniz. Harika değil mi? Bir şişe, bir parça benzin ve revolver mermisiyle parça tesirli bir el bombası (daha öldürücü etkili) oluşturun. Evet elbette aklınıza gelirse. Alone in the Dark düşünülebilir tüm olasılıkları oyuncuya bırakmak istiyor.
Ancak bazılarınız bu kadar yenilikçilik yeter diye düşünebilir. Evet böyle denebilir. Ama henüz kontrollerden bahsetmedik. Edward karakterini gamepad’dan analog çubukla (veya fare ve klavyeyle) kontrol ediyorsunuz. Ama asıl ilginç olan şu. Tipi ne olursa olsun silahlar, sol analog çubukla kullanılıyor. Bunu hafif ileri hareket ettirdiğinizde Edward, sopayı göğsünün önünde tutana kadar silahını istenen yönde yavaşça hareket ettiriyor. Silahın yanan bir ateş üzerinde tutulan bir tahta tabure olduğunu varsayalım – belki de daha önce bahsettiğimiz yakılmış kapının ateşi. Carnby tabureyi ateş üzerinde tutarsa, bu animasyonlu alevlere dönüşecektir. Bunu bir meşale veya kalın sopa olarak kullanabilirsiniz – tercih sizin.
MS
Kaynak:GamesRapidShare
Bu yazı toplamda 27, bugün ise 0 kez görüntülenmiş


