Paylaşımın Birbaşka Yolu
Temmuz, 2008 için arşivler
Japonlar Bunuda Yaptı!
30 Tem
Tasarım aşaması tamam, sıra teknolojik altyapıda… İşte geleceğin en önemli icatlarından olacağı iddia edilen buluş…
Japon tasarımcı Mac Funamizu, tasarım aşamasını tamamladığı “şeffaf ansiklopedi”nin geleceğin en önemli icatlarından olacağını iddia ediyor. İngiliz “Shortlist” dergisinde tanıtılan “şeffaf ansiklopedi”nin, “bilgiye aç bir topluma mobil eğitim vereceği” bildirilirken, son teknolojilerle bezenmiş icadın teknolojik altyapısının tamamlanması için henüz çok fazla zamana ihtiyaç olduğu da vurgulandı.
Mac Funamizu’nun şeffaf ansiklopedisi herhangi bir yapıya doğru yöneltildiğinde, Wi-Fi bağlantısı üzerinden yapı hakkında anında bilgi vermeyi amaçlıyor. Ansiklopedide Google Earth, Google Maps ve Internet Explorer gibi programlar önceden yüklenmiş olarak geliyor.
Ekrana yerleştirilen küçük sensörler sayesinde ise, cihazın dokundurulduğu herhangi bir yüzey hakkında detaylı bilgi verip, yine dokundurulduğu herhangi bir kelimenin sözlük açılımını anında bulmasını sağlıyor.
SamanyoluHaber
Bu yazı toplamda 24, bugün ise 0 kez görüntülenmiş
Sünnette Çığır Açan Metot
30 Tem
Yazın gelmesi ve okulların kapanmasıyla birlikte sünnet sezonu da doludizgin devam ediyor.
Afrika dâhil dünyanın birçok yerinde 20 binden fazla çocuğu sünnet eden Mustafa Demirelli, şimdiye kadar birçok yöntem denediğini ancak bunlar içinde en sorunsuz yöntemin klamplı metot olduğunu söylüyor. Demirelli, bu metodun ağrıyı ve komplikasyon riskini azalttığını söylüyor.
Aileler, bir taraftan düğün telaşı içine girerken bir yandan da sünneti kime yaptıracağını, sıhhatli bir sünnet için nerelere başvurulması gerektiğini araştırıyor. Son yıllarda kullanılmaya başlayan klamplı (plastik aparatlı) sünnetin çok daha sıhhi olduğunu belirten ve yaklaşık 20 bin kişiyi sünnet eden Dr. Mustafa Demirelli, “Tıptaki gelişmeleri sünnet yapan doktorlar da yakından izliyor. Aileler içini ferah tutsun, çünkü klampla yapılan sünnette problem yaşanmıyor.” diyor.
Sünnet, erkekliğe atılan ilk adım olarak görülür. Bu adımın herhangi bir sağlık sorununa yol açmaması için gerek doktorlar gerekse aileler sünnet konusuna ihtimamla yaklaşır. Binlerce yıldır sürdürülen bu geleneği yerine getirirken şimdiye kadar birçok yol denenmiş. Başvurulan yolların en sorunsuzu ise Özel Elif Tıp Merkezi Başhekimi Dr. Mustafa Demirelli’nin bulduğu ve bir plastik aparat kullanarak uygulanan klamplı sünnet yöntemi. Afrika dâhil dünyanın birçok yerinde 20 binden fazla insanı sünnet eden Demirelli, şimdiye kadar birçok yol denediğini, ancak bunlar içinde en sorunsuz netice veren yolun klamplı metot olduğunu söylüyor. Benzer bir yöntemi 30’lu yıllarda Amerikalı bir doktor kullanmış. Ancak yabancı doktorun ürettiği aparatın, ileride bazı cinsel rahatsızlıklara sebep olacağını fark eden Demirelli, bu yolu geliştirip klampı şekillendirmiş. Klampın diğer tüm yöntemlere göre çok daha sağlıklı olduğunu belirten Demirelli, “Ne aileler ne de çocuklar sorun yaşıyor. Bu yöntem sünnette bir çığır açtı.” diyor. Dünyanın birçok yerinde sünnet operasyonu yapan ve bunu da yabancı doktorlara öğreten Demirelli, klampı tüm dünyaya tanıtmış. Klampın patentini elinde bulunduran Demirelli, birçok ülkeden siparişin olduğunu söylüyor.
Dünyada her altı erkekten birinin sünnet olduğunu belirten Demirelli, en çok yapılan bu operasyonun sayısız faydasının olduğunu söylüyor. Klampın tek kullanımlık olduğunu söyleyen Demirelli, diğer tıbbi aletlerin her ne kadar sterilizasyondan geçirilse de defalarca kullanıldığını; bunun da bir dezavantaj olduğunu ifade ediyor. Sünnetin bazen ölümlü sonuçlara sebep olan en çok rastlanan sorunu kanamaya da klamp çare olmuş. Dikiş atılmadığı için de sünnete bağlı cinsel sorunların yaşanmadığına dikkat çeken Demirelli, klampın avantajlarını şöyle sıralıyor:
İlaç kullanma azlığı: Sünnette maliyeti artıran temel etmenlerden birisi de sünnet sonrası kullanılan ilaçlardır. Konvansiyonel yöntemlerde çok fazla miktarda antibiyotik ve ağrı kesiciler kullanılmaktadır. Oysaki klampli sünnette antibiyotikler yok denecek kadar azdır.
Kozmetik mükemmellik: Klampli sünnetlerde şablon özelliğinden dolayı, dikiş ve dikiş izlerinin olmaması nedeniyle sanki doğuştan sünnetliymiş gibi bir görüntü elde edilmektedir.
Güvenirlilik: Tek kullanımlık olması, sünnet işlemi esnasında penisi bıçaktan koruması, kolay ve kısa sürede yapılabilmesi, sünnet sonrası ağrının son derece azlığı, günlük aktiviteleri sınırlandırmaması nedeniyle kanama ve enfeksiyon yok denecek kadar azlığı neticesinde üst düzey güvenliliğe sahiptir. Klampli sünneti öğrenmek ve öğretmek kolaydır.
Operasyon hızı: Klampli sünnet sanki ameliyathanede yapılıyormuş gibi titizlikte üstelik 5 ila 7 dakika arasında tamamlanmaktadır. Bu sayede bir doktor bir günde yaklaşık 70-100 adet sünneti sıfır komplikasyonla yapabilir. Bu da ciddi bir maliyet azlığı demektir.
Ameliyat sonrası bakım: Klampli sünnette pansuman ve bakım yoktur. Klamp çıkarma işlemini herhangi bir kişi yapabilir. Birçok doktor sünnetten sonra klampi almamaktadır, klamp aynı göbek bağının düşmesi gibi kendiliğinden penisten ayrılır.. Eğer su ile teması fazla olursa daha kısa sürede ve sorunsuzca düşer. Klamp alındıktan sonra herhangi özel bir bakıma ihtiyaç yoktur.
Günlük aktivite sınırlaması yoktur: Klampli sünnette yatma, elbisesiz dolaşma yoktur. Üstelik hareket etmesini ve mutlaka çamaşırı giymesini öneriyoruz. Kişi işinden ya da çocuk okulundan geri kalmaz. Sünnet olan kişi banyo yapabilir.
Sargı bezi ve pansuman yoktur: Sargı bezi ve bandaja da gerek yoktur. Pansuman gerektirmediğinden pansuman için zamandan ve ücretten tasarruf sağlanır.
Ameliyathane kullanımına gerek yoktur: Rahatlıkla evde de yapılabilir.
Yardımcı sağlık personeline gerek yoktur: Kolay uygulanabildiğinden yardım edecek bir sağlık personeline ihtiyaç duyulmaz.
MEHMET RIFAT YEĞEN/ZAMAN
Bu yazı toplamda 34, bugün ise 0 kez görüntülenmiş
Karpal Tünel Sendromu Nedir?
30 Tem
Ellerimiz vücudumuzu ve kişilik özelliklerimizi yansıtan en önemli organlardan bir tanesidir.
Ellerimiz sağlığımıza dikkat edip etmediğimiz, mesleğimiz gibi pek çok özelliğimizi yansıtır. Peki, ellerinize yeteri kadar özen gösteriyor musunuz?
Ellerinizde ağrı ya da uyuşma varsa bu durumu hafife almamanızda fayda var. Çünkü el uyuşmaları, birçok hastalığın belirtisi olabilir. El uyuşmalarına sebep olan Karpal Tünel Sendromu hakkında Sema Hastanesi Beyin Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. İlhan Elmacı bilgi verdi.
Karpal Tünel Sendromu çok sık görülen bir sinir tuzaklanması olduğunu söyleyen Doç Dr. Elmacı el sinirlerinin el bileğinin iç yüzünde bağ dokusundan bir tünel olan Karpal Tünel içerisinde sıkışması sonucunda bu sendromun oluştuğunu ifade etti.
Kadınlarda erkeklere nazaran daha sık görülen Karpal Tünel Sendromu’na aynı tür el hareketlerini sürekli olarak yapmak sebep olabiliyor. Sürekli bilgisayar kullananlar, marangozlar ve müzisyenler gibi meslek grupları risk altında.
Karpal Tünel Sendromuna yol açan sebepler;
• Tekrarlayan yorucu bilek hareketleri (örgü örmek, yazı yazmak, bulaşık yıkamak, bilgisayar kullanmak)
• Hamilelik
• B6 vitamin yetmezliği
• Diyaliz
• Doğuştan gelen yapısal farklılıklar
• Aşırı şişmanlık
• Büyüme hormonu fazlalığı
Hastaların özellikle elin ilk 3 parmağında ağrı, yanma, karıncalanma ve uyuşma hissi şikayetleri ile geldiğini söyleyen Doç Dr. Elmacı; şikayetler özellikle geceleri artış gösterir. Hasta uyandığında elini sallayarak veya ovarak rahatlamaya çalışır dedi.
Karpal Tünel Sendromu’nda Şikayetler
• El ve parmaklarda uyuşukluk ve karıncalanma (özellikle başparmak, yüzük parmağı ve işaret parmağı)
• Bilek, avuç içi ve kolda ağrı
• Uyuşukluk ve ağrının geceleri daha çok olması
• Ellerin kullanılması ile ağrının artması
• Cisimleri kavramada yetersizlik olması
• Başparmakta güçsüzlük olması
Karpal Tünel Sendromunu’nun tedavisi ilaç ya da elin istirahati ile gerçekleşmiyorsa cerrahi müdahale gerekiyor.
SamanyoluHaber
Bu yazı toplamda 20, bugün ise 0 kez görüntülenmiş
Karnesini Getirene 30 YTL İndirim
30 Tem
SSK ile ‘fark ücreti’ ödeme konusunda anlaşmazlığa düşen özel hastaneler, hasta kaybetmemek için ilginç yöntemler uyguluyor.
Vatandaştan alacakları fark ücretinin yüzde 30′la sınırlandırılmasından sonra ‘masrafları karşılayamıyoruz’ iddiasıyla sistemden çıkan Acıbadem Sağlık Grubu, karnesini gösteren hastalara muayene ücretinde 30 YTL’lik indirim yapma kararı aldı. Ankara’daki Özel Mesa Hastanesi de 150 YTL olan muayene ücretini 125 YTL’ye düşürdü.
1 Temmuz’dan itibaren yürürlüğe giren yüzde 30′luk fark ücreti uygulamasını İstanbul’da 112 hastane kabul ederken 58 hastane bir ay bekleme süresi aldı, 12 hastane ise sistem dışına çıktı. SSK ile anlaşmasını iptal etmesine rağmen hasta kaybına uğramak istemeyen hastanelerden Acıbadem Sağlık Grubu ‘Anlaşmamız yok ama sağlık karnenizi getirin, 30 YTL indirim yapalım’ sloganıyla sosyal güvenceli hastalara kapılarının açık olduğunu aktardı. Hastane, 155 YTL olan uzman doktor muayene ücretlerini sağlık karnesi getiren hastalara 125 YTL’ye indirdiğini duyururken yönetim uygulamayla ilgili açıklama yapmayacaklarını belirtti. Anlaşmayı iptal eden bir diğer hastane olan Ankara Bayındır Hastanesi, 135 YTL olan muayene ücretlerini 25 YTL indirerek, 110 YTL’ye düşürdü. Süreçte en ilginç indirimi İzmir’deki Özel Kent Hastanesi yaptı. Hastane, sistemden çıkmadan önce devletten aldığı paket ücretin yanı sıra hastadan da 70 YTL fark ücreti alıyordu. 1 Temmuz’dan itibaren anlaşmayı fesheden hastane, muayene ücretlerini sadece 5 YTL artırarak 75 YTL’ye çıkardı. Aynı hastane SSK döneminde şeker tahlilinden 9 YTL alırken, bu dönemde rakamı değiştirmedi.
Hastanelerin, kampanyalarına rağmen sisteme dahil olmak zorunda kalacaklarını söyleyen Sosyal Güvenlik Uzmanı Ziya Perver, 1 Ekim 2008′den itibaren yürürlüğe girecek Genel Sağlık Sigortası’nın bütün Türkiye’yi kapsayacağını, bu durumda hiçbir hastanenin sistem dışında kalmayı göze alamayacağını aktardı.
Öte yandan bakanlık yetkilileri ile özel hastanelerin muayene fiyatlarını revize ettikleri çalışmalar da bitmek üzere. Sağlıkta Uygulama Tebliği’nde (SUT) yapılacak düzenlemeleri en çok özel hastaneler istiyor. Sağlık Bakanı Recep Akdağ, fark ücretleri konusundaki itirazlara ve ‘kaos çıkar’ iddialarına, “Türkiye’deki hastanelerin büyük çoğunluğunun düşük ücretle tedavi hizmeti verebilceğini biliyoruz.” karşılığını vermişti.
SamanyoluHaber
Bu yazı toplamda 16, bugün ise 0 kez görüntülenmiş
Sıcak Havalarda Yediklerinize Dikkat Edin!
30 Tem
Sıcak havalarda en çok görülen şikayetlerin başında Gıda zehirlenmeleri geliyor.
Gıda zehirlenmeleri, bir mikroorganizma veya toksin ile bulaşmış besinin tüketiminin ardından ishal, bulantı, kusma, karın ağrısı, karında kramplar gibi sindirim sistemini ilgilendiren bulgular ile ortaya çıkıyor. Yiyecek ve içeceklerin saklanması, hazırlanma ve sunulma aşamalarında uygun sağlık koşullarının olmaması, besin zehirlenmelerinin yaşanmasında önemli faktörleri oluşturuyor.
Sema Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Dr. Hülya Çaşkurlu, besinlerin hazırlanması sırasında temizlik kurallarına gereken özenin gösterilmemesinin, besin zehirlenmelerine yol açtığını kaydetti.
Besinler veya içecekler infeksiyona yol açan mikroorganizmalarla, toksin maddelerle bulaştıklarında zehirlenmeye neden oluyorlar. Besin zehirlenmelerine çoğunlukla bakteri türü mikroorganizmalar yol açıyor. Bu bakteriler 5–70 0 C arasında, en çokta oda ısısı ve üzerindeki derecelerde çoğalma eğilimi gösteriyorlar. Genellikle 5 0 C ve altındaki derecelerde çoğalamazlar. Bu nedenle yaz aylarında besin zehirlenmelerinin görülme sıklığı artıyor. Bunların yanı sıra nadiren yenilmemesi gereken bir bitki veya hayvanın yenmesi de besin zehirlenmesine sebep olabiliyor.
Dr. Hülya Çaşkurlu süt ve süt ürünleri, kremalı yiyecekler, tavuk mamulleri, mayonezli, yumurtalı yiyecekler, pişirilip uygun koşullarda saklanmayan etler, deniz ürünleri, bozulma riski en yüksek gıdalar arasında yer aldığını ifade etti.
Besin zehirlenmelerinden korunmak için neler yapmak gerekiyor;
• Besinler hazırlanırken yeteri kadar ısıtılmalı.
• Besin pişirildikten sonra bir saat içinde tüketilmeli.
• Yiyecek ve içecekler mümkün olduğunca açıkta bırakılmamalı.
• Sebze ve meyveler bol su ile yıkanmalı.
• Etler iyice pişirilmeli.
• Alışveriş yaparken ürünlerin son kullanma tarihleri kontrol edebilerek alınmalı.
• Konserve alınacaksa kutusu ezik, kapağı şişmiş olmamalı.
• Depolanacak besinler en kısa zamanda soğutulmalı (1 – 1,5 saatten önce) ve saklanacak yerin sıcaklığı 4°C ‘den az olmalı.
• Yiyecekler yeniden ısıtıldığında kaynama noktasına kadar ısıtılmalı.
• Mutfak ve depoların temizliği/uygunluğu sağlanmalı.
• Özellikle toplu yemek veren yerlerdeki aşçılar ve personel eğitilmeli.
• Mikroorganizma bulaşmış yiyeceklerin hemen toplanması için piyasa kontrolü yapılmalı.
• Salgınlar erken tanımlanarak gerekli önlemler alınmalı.
Besin zehirlenmelerinin, ishal, bulantı, kusma ve ateş ile seyrettiğini ifade eden Dr. Çaşkurlu, vücudun enerji açığını kapatmak için şekerli besinler ve yine sıvı gereksinimini karşılamak için bol miktarda sıvı alınması gerekir. Tuzlu krakerler, çorbalar, yoğurt, kola, pirinç lapası gibi yiyecekleri yeme kolaylığı açısından da faydalı olabilir dedi.
Ev koşullarında, ağızdan sıvı alınamıyorsa, elektrolitler kusma ve mide bulantısı nedeniyle yerine konamıyorsa, ishal uzadıysa ve ateş yükseldiyse, hemen bir sağlık kuruluşuna başvurulması gerekiyor.
SamanyoluHaber
Bu yazı toplamda 6, bugün ise 0 kez görüntülenmiş