BURSADA RESMİ İLK KICK BOKS SPOR OKULU HİZMETE GİRDİ
Ağustos 29, 2008 Yazar: meditasyon
Yazı Kategorisi: Diğer Spor Dalları
BURSADA FULL CONTACT KARATE -KİCK BOKS-MUAY THAI-SPOR OKULU MURAT BOZKURT BAŞKANLIĞINDA AÇILDI 0224 2246585
Açıklama:
K-1
K-BURSA
K-1 TÜRKİYE
K-1 KİCK BOKS
K-1 THAI KICKBOXING
K-1 SAVUNMA SPORLARI
K-1 MÜCADELE SPORLARI
PRİDE K/1-UFC-MMF-FIGHT-KENDİNİ SAVUNMA
TURKİYE KİCK BOKS-THAİ BOXİNG-BURSA EUROSPORTCENTER
MURAT BOZKURT-FULL CONTACT SERBEST DÖVÜŞ
Açıklama:
Kick Boks Muay Thai ve
Ashihara full Contact Karate`nın
Türkiye`deki öncülerinden
Mehmet Bozkurt,Murat Bozkurt
kardeşler Bursa`da Euro Sport
Center Spor merkezinde
Kick Boks-Kick Boxing-Thai
Boks-Thai Boxing-Muay Thai-
Ashihara Full Contact-Karate-
K1-Pride-Vale tudo-Yoga-
Meditasyon branslarında
faaliyet göstermektedir.
Tel.0224 224 65 85
EUROSPORTCENTER
İNTİZAM MAH. YATIK SK. NO:2/C
ALTIPARMAK - OSMANGAZİ- BURSA
(TEKNOSA MAĞAZASI 2. ARALIK)
TEL : 0224 224 65 85
GSM : 0537 453 73 19
GSM : 0506 533 0 532
ANTRENÖRLER
-DANIŞMANIMIZ:MEHMET BOZKURT BEDEN EĞİTIMI VE SPOR ÖĞRETMENI MILLI TAKIMLAR ANTRENORU-KICKBOXİNG-MUAY THAİ-FULL CONTACT KARATE(SPOR KLUBÜMÜZDE KENDI BILGI SAHIBI OLDUĞU DALLARDA ÜCRETSIZ DANIŞMANLIK VERMEKTEDIR)
-MURAT BOZKURT-KİCK BOXİNG
-TUNCER TOPSAÇ BEDEN EĞİTIMI VE
SPOR ÖĞRETMENI
KICK BOKS-MUAY THAİ
-GÜRSEL ÖZGEL -YARDIMCI ASISTAN
-İSMAİL BERİŞ-YARDIMCI ASISTAN-TAKIM KAPTANI
LİNKLER
http://www.turkiyekickboxing.azbuz.com
http://www.thaiboks.azbuz.com
http://turkkickboks.blogspot.com
http://kickboksbursa.blogcu.com
http://thaikickboxing.blogcu.com
http://k-1kickboks.azbuz.com
eurosportcenter@hotmail.com
Bu yazı toplamda 79, bugün ise 0 kez görüntülenmiş
Ramazanda Ağız Kokusu İstemiyorsanız!
Oruçluyken gün boyu ağız kokusundan kurtulmanın en önemli yolu…
Eskimiş köprü ve protezleriniz, çürümüş dişleriniz varsa, oruç tutarken rahatsız edici bir ağız kokusuyla karşı karşıya kalabilirsiniz. Sağlıklı ve sorunsuz bir Ramazan geçirmek istiyorsanız, oruç tutmaya başlamadan önce diş doktorunuzu ziyaret etmenizde fayda var.
Eskimiş köprü ve protezleriniz, çürümüş dişleriniz varsa, oruç tutarken rahatsız edici bir ağız kokusuyla karşı karşıya kalabilirsiniz. Sağlıklı ve sorunsuz bir Ramazan geçirmek istiyorsanız, oruç tutmaya başlamadan önce diş doktorunuzu ziyaret etmenizde fayda var Ağız ve diş bakımına Ramazan ayında her zamankinden daha fazla özen gösterilmesi gerektiğini belirten Medical Park Bahçelievler Hastanesi Diş Hekimi Özlem Acar; oruç tutanlar için ağız ve diş sağlığını nasıl koruyacakları konusunda bilgi verdi:
Oruçluyken ağız kokusu neden oluşur?
Diş çürükleri, diş eti iltihapları ağız kokusunun önemli nedenlerindendir. Ağız içi herhangi bir enfeksiyon bakteri üremesini artıracağı için daima ağız kokusuna neden olur. Ağız içinde var olan eskimiş köprüler, zamanla gıda birikmesine yol açacağından kötü kokulara neden olabilir.
Eğer ağız kokusu bunlardan kaynaklanıyorsa, Ramazan’dan önce diş hekiminizi ziyaret etmeniz gereklidir. Ancak şunu da eklemek gerekir ki; ağız kokusu, yalnızca dental kaynaklı olmayabilir. Üst solunum yolu enfeksiyonları veya mide rahatsızlıkları sonucunda da ağız kokusu meydana gelebilir.
Ramazanda çürük oluşumu artar mı?
Genellikle sahurdan sonra hemen yatıldığı için ağız içinde temizlenmeyen plaklar sebebiyle daha çok bakteri üreyebilir. Bu dönemde dikkat edilmezse, diş çürükleri de ağız kokusu ile birlikte artabilir. Yemeklerden sonraki 20-30 dakika oldukça önemlidir. Bu süre içerisinde bakteriler dişlerde çürüme yapmaya başladığından, sahurda mutlaka dişler fırçalanmalıdır.
Oruçlu olduğumuz gün içinde yemeiçme fonksiyonlarımız azaldığından, tükürük bezlerinin ürettiği salgı ve tükürüğün yıkama kapasitesi azalır. Bu da bakterilerin üremesi ve diş çürüğünün oluşması için uygun ortam hazırlar. Ramazan ayında diğer aylara oranla tatlı çeşitleri daha çok tüketildiği, akşam saatlerinde daha çok atıştırıldığı, kahve, çay gibi içecekler daha çok tüketildiği için bakterilerin artması ve dolayısıyla çürüklerin oluşması hızlanmaktadır.
İftar ve sahurdaki beslenme biçimi de ağız sağlığını etkiler mi?
Özellikle iftarda ve sahurda yenilen yemeklerden sonra ağızdaki asit-baz dengesi tamamen bozulur, asit oranı artar. Dolayısıyla, bakteri çoğalması için uygun ortam olur. Yemek yenildikten sonra hemen yatıldığı için ağız içi harareti artar, daha çok bakteri üreyebilir. Bunun için de gün içerisinde ağız su ile çalkalanabilir.
Ramazanda ağız bakımı nasıl yapılmalı?
Ramazanda ağız ve diş temizliğine dikkat edilmezse, diş çürükleri artar. Bu sebeptendir ki; iftardan ve sahurdan sonra dişlerin daha özenle fırçalanması gerekir. Bir ay boyunca dil altı ve diş eti bölgelerinin iyice temizlenmesini, antiseptik gargaraların kullanılmasını özellikle öneriyoruz. En basiti; tuzlu suyla gargara yapmaktır, daha etkili olan antibakteriyel gargara ya da ağız spreyi gibi ürünler de kullanılabilir.
Bu yazı toplamda 25, bugün ise 2 kez görüntülenmiş
Bir Bardak Pancar Suyu İçin Tansiyon İlacı Kullanmayın
Günde bir bardak kırmızı pancar suyunun 24 saat boyunca tansiyonu düzenlediği ortaya çıktı.
Uzmanlar, “Tansiyonunuz varsa günde bir bardak pancar suyu için, tansiyon ilacı içmenize gerek kalmaz” uyarısında bulundu.
Bu konuda yapılan çalışmada bir bardak kırmızı pancar suyunu içen gönüllülerin yüksek olan tansiyonunun bir saat sonra düştüğü, kırmızı pancar suyunun kan basıncını düşürücü etkisinin 3-4 saat içinde zirveye çıktığı ve 24 saat boyunca devam ettiği saptandı.
BUGÜN
Bu yazı toplamda 84, bugün ise 0 kez görüntülenmiş
Koklayınca Baş Ağrısını Geçiren Bitki Çörek Otu
Romatizmayı da geçiren bitkinin diğer faydaları…
Yalnızca ‘mutfaktaki baharat’ olarak görülemeyecek kadar geniş yelpazedeki hastalıklarda kullanılan çörek otu, egzama ve sedefte kullanılan en eski besin takviyelerinden biri.
Almanya’da ve Mısır’da ilaç olarak kullanımı çok yaygın. Vücuda dinçlik ve kuvvet veren, bağışıklık sistemindeki düzensizlikten kaynaklanan alerji ve romatizmayı geçiren çörek otunun en büyük özelliği koklayınca baş ağrısını gidermesi.
Hazmı kolaylaştırıp, mide ve bağırsak gazlarını gideren bu şifalı bitkinin tütsüsü nezleye de bire bir… Suyu sivilcelere sürülürse iyi geliyor.
Bu yazı toplamda 20, bugün ise 0 kez görüntülenmiş
Ağrısız Seyahat İçin Öneriler
Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Ak, yolculuklarda yapılacak basit egzersizler sayesinde bel, sırt ve boyun ağrılarının yaşanmayacağını söyledi.
Anadolu Sağlık Merkezi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Semih Ak, uçak, otobüs veya otomobille yapılan uzun yolculuklarda bel, boyun ve sırtta ağrılar meydana gelebildiğini belirterek, uzun süre oturmak ve hareketsiz aynı pozisyonda kalmanın omurgada aşırı baskı yarattığını ve duruş bozukluklarına sebep olabildiğini kaydetti.
“Uzun yolculuklarda yapılacak basit egzersizlerle bel, sırt ve boyun ağrılarından yolcuların kurtulabileceğini” aktaran Prof. Dr. Semih Ak, şu önerilerde bulundu:
“Kas ve eklem gruplarını esnetmek, bel, boyun ve sırttaki gergin kasların ve bağ dokularının rahatlamasına yardımcı olur. Boynunuzu esnetmek için, kafanızı sola çevirin 5 saniye boyunca bu pozisyonda ve sonra sağa çevirin ve 5 saniye boyunca bu pozisyonda kalın. Kafanızı öne doğru eğin çevirin, daha sonra aynı hareketi sağa doğru tekrar edin ve her birini 5′er kez uygulayın. Boyun ve omuzlar için kollarınızı kaldırmadan yanlarda tutarak omuzlarınızı kaldırın (omuz silkme gibi) ve 5 saniye boyunca böyle kalın. Bu hareketi 5 kez tekrar edin.”
Prof. Dr. Ak, şunları kaydetti:
“Dik pozisyonda ellerinizi kalçalarınızın üzerine koyun ve sola doğru eğilin. 5 saniye boyunca pozisyonunuzu koruyun. Dik konuma geldikten sonra aynı hareketi sağ tarafa eğilerek tekrar edin. Hareketi her bir yöne hareketi 5′er kez tekrar edin. Otururken ayaklarınızın parmak uçlarına basarak topuklarınızı havaya kaldırın ve 10 saniye boyunca bu şekilde tutun ve bırakın. Daha sonra parmaklarınızı yukarı doğru kaldırın bu hareketi 10′ar kez tekrar edin.”
Bu yazı toplamda 2, bugün ise 0 kez görüntülenmiş
Başarıya Götüren İdeal Uyku Saatleri
Uyku saatlerinizi doğru ayarlayarak hastalıklardan korunun.
Uzmanlar iyi bir uyku düzeninin gençlerin başarısında büyük etkisi olduğu görüşünde. İnsanların günlük uyku gereksinimleri hayatlarının belirli dönemlerinde farklılık gösteriyor: Mesela, fiziksel değişimlerin hız kazandığı ergenlik döneminde bu fark büyüyor. Vücudun ritmi değiştiği için bu dönemde daha geç yatılıyor.
BAŞARIYI ETKİLİYOR
Gençlerin uyku düzenleri ve bunun hayat düzeni ve başarısına etkisi üzerine araştırma yapan İsveçli Profesör Torbjörn Akerstedt, elde ettiği bulgulardan yola çıkarak, basın yoluyla gençlere “gidin ve uyuyun” çağrısında bulundu. Stockholm Üniversitesi’nde ve Karolinska Enstitüsü’nde konuyla ilgili çalışmaları olan Profesör Akerstedt, uykusuz kalan gençlerde sadece okulda konsantrasyon eksikliği görülmediğini belirtti.
GÜNDÜZ 1 SAAT UYUYUN
Akerstedt, günde 6,5 saatten az uyuyan gençlerin 2,5 kat daha fazla ağır hastalık riski taşıdıklarını kaydetti. Gençlerin, yani 13 ila 19 yaşları arasındakilerin ortalama olarak 9 saat uyumaları gerektiğini ifade eden Akerstedt, bu 9 saatin içindeki bir saatin gündüz uykusu olarak ayrılmasının faydalarına işaret etti.
Bu yazı toplamda 13, bugün ise 0 kez görüntülenmiş
Her Sabah Bir Kaşık Alın Hızla Kilo Verin
Balla beraber yiyin, hem zayıflayın hem sağlıklı görünün.
Tere tohumu ülkemizde yetişen, pahalı olmayan, doğal bir bitki. Az bilinen ve az tüketilen terenin sağlık üzerinde son derece faydalı etkileri var. Sabahları aç karnına bir çay kaşığı tere tohumu ve bir tatlı kaşığı bal karışımını yer ve üzerine bir bardak sıcak su içerseniz hızla kilo verdiğinizi görürsünüz. Tere tohumunun metabolizma hızlandırıcı etkisi, bunu sağlıyor.
Tere aynı zamanda kuvvet verici ve vitamin noksanlıklarına karşı da kullanılıyor. Hastalıklara karşı direnci arttırıp, sigaranın zararlarını da azaltıyor. Tere tohumu suyu, saç dökülmesi ve kepeklenmeyi de önlüyor. Tere otunun yenmesi, balgam söktürüyor. Bir çay kaşığı tere tohumunun, bir bardak soğuk suyla tüketilmesi halinde vitiligo’ya da iyi geldiğini belirtiyor uzmanlar. Aktif mide ülseri, kanaması ve mide rahatsızlığı olanlara tere tohumunun buruk acı tadı daha da rahatsız edici gelebilir. Eğer böyle bir rahatsızlığınız varsa tere tohumunun dikkatli kullanılması öneriliyor.
BUGÜN
Bu yazı toplamda 30, bugün ise 0 kez görüntülenmiş
10 Soruda Beynin Gizemi
Vücut ısısını ayarlıyor, görmemizi, duymamızı, hissetmemizi, aşık olmamızı bile o sağlıyor. Tüm bunlara vücutta bin 400 gram ağırlığındaki beyin neden oluyor.
Öyle karmaşık bir organ ki, beynin nasıl işlediğine de insan aklı yetmiyor! Uzmanlar ‘Beynin ne yaptığını biliyoruz ama ne yapacağını bilmiyoruz’ diyor. İnsanın beyniyle ilgili çözdüklerini merak ediyorsanız, işte birkaç başlık…
Vücudun her yaptığını, içeceğine kadar kontrol eden beyin kaç kilo?
Ünlü fizikçi Einstein’in beyni bin 230 gramdı halbuki yetişkin bir erkeğin beyni ortalama bin 400 gram ağırlığında. Bin 400 gramı gözünüzde canlandırmanız için beş elmanın ya da altı orta boy domatesin ortalama ağırlığına denk diyebiliriz.
Beynin anatomik yapısı nasıl?
Beyin vücudumuzdaki oksijenin ve kanın yüzde 20’sini kullanıyor. İçeriğindeki protein, yağ, 100 bin mil uzunluğunda damar, 100 milyar sinir hücresiyle beynimiz ayakkabılarımızı en son nerede çıkardığımızı bile bize hatırlatır.
Beynimizi nasıl genç tutarız?
ABD’deki Human Performance Laboratory at Presbyterian Hospital of Dallas’ın yöneticisi Nöroloji Uzmanı Malcolm Stewart, 80 ila 100 yaş arasında olan rahibeler üzerinde bir araştırma yapmış. Rahibeler hayatları boyunca sigara içmemiş, alkol kullanmamış ve sağlıklı beslenmiş. İlerleyen yaşlarına rağmen çalışmaya devam etmişler ve dua ederek, örgü örerek, müzik dinleyerek, yürüyerek, bahçede çalışarak zihinlerini meşgul etmişler. Bu rahibeler öldükten sonra otopsileri yapılsın diye beyinlerinin incelenmesine izin vermiş.
Rahibelerin ileri yaşlarda bile Alzheimer hastalığıyla hiç karşılaşmadıklarını belirten Dr. Stewarts ‘Bunun sırrı, hayatın içinde yer almaları. Bedensel ve zihinsel aktiviteler fiziksel yaşlanmayı engellemez ama hareketlerinizin devam etmesini sağlar. İleri yaşlarda dinç kalmayı ilaçlarla veya pillerle yapamazsınız. Bunu kendinizi fiziksel ve zihinsel olarak doğru şekillendirdiğinizde başarabilirsiniz’ diyor.
Beslenme şekli beyni nasıl etkiler?
Beynin temelini oluşturan hipotalamus, insanın iştahını belirliyor. Beynin yöneticisi olarak da adlandırabileceğimiz ön lob sizin seçim yapmanızı sağlar. ‘Kızarmış patates mi yoksa haşlanmış mı?’ sorusunun yanıtını beyin veriyor. ABD’deki Baylor Üniversitesi Tıp Merkezi’nden Dion Graybeal kötü beslenmenin damar hastalıklarına yol açtığını anımsatarak, ‘Damar hastalıkları ömrün kısalması ve beynin algılaması üzerinde doğrudan etkili. Çünkü damarlar sayesinde beyin hücrelerine oksijen ve enerji gidiyor. O nedenle Akdeniz tipi beslenilmeli, sigara ve alkol kesinlikle kullanılmamalı’ diyor.
Beynimizi zinde tutmanın püf noktaları nedir?
Uzmanlar zihni aktif ve uyanık tutmanın beynin zinde kalmasına yardımcı olduğunu söylüyor. Böylece beyninizin düşünsel bölgeleri, muhakeme ve işlem yapma alanları ile görsel-uzamsal bölgeler gibi farklı alanlarını çalıştırır. Yoğun zihinsel aktiviteler beyni doğrudan olumlu olarak etkiliyor. Geceleri altı ila sekiz saat arasında uyuyun, bulmaca çözün, müzik dinleyin. Unutmadan başkalarının hayatlarını iyileştirmek için çabalamak da beyni zinde tutuyormuş!
Beynin iki bölümü ayrı alanlarla ilgilenir mi?
İlgileniyor. Yapılan araştırmalara göre okuma gibi dille ilgili aktivitelerle öncelikli olarak beynin sol, sudoku gibi sayısal etkinliklerle ise sağ bölge ilgileniyor. Müzik ise her ikisiyle! Türkiye Nörolojik Bilimler Vakfı Başkanı Prof. Dr. Mustafa Ertaş, ‘Konuşmanın hakimi sol beyin. Bir örnek verecek olursak, İtalyan gemicinin sol beyni tahrip oluyor, konuşamıyordu ama şarkı söylüyordu’ diyor.
Bebek anne karnındayken, annenin çok fazla balık tüketmesi bebeğin zekasını etkiler mi?
Türkiye Nörolojik Bilimler Vakfı Başkanı Prof. Dr. Mustafa Ertaş, balığın tek başına yetmediğini söylüyor: ‘Beyin içinde önemli olan proteinli gıdalar almak, dengeli beslenmek. Hayvansal proteinler önemli. Balık da yesek et de yesek bağırsakta aynı şekilde açılıyor.
Dolayısıyla anne adayı balık yesin, bebek zeki olsun diye bir şey yok. Balık yağ açısından iyi. Bu annenin sağlığına faydalı.’
Erkekle kadının beyni farklı mı işler?
Prof. Dr. Mustafa Ertaş, kadın beyninin erkeğe göre 200 gram daha hafif olduğunu söylüyor. Ertaş ‘Tabii bu başka bir anlama gelmiyor’ diyor. Ertaş’ın verdiği bilgiye göre içsel duygular, cinsellik, hırs erkek beyninde daha baskın. Kadınların ise matematik ve mantık zekası daha iyi.
Beynimizin yüzde kaçını kullanıyoruz?
Eskiden yüzde 10′unu hatta sadece yüzde 2’sini bile kullandığımız söylendi. Günümüzde sinir bilim ve beyin görüntüleme tekniklerindeki gelişmeler sayesinde beynimizdeki tüm sinirlerin çeşitli eylemler sırasında aktive olduğunu görüyoruz. Yani kullanmadığımız herhangi bir sinir ağı bulunmuyor. Herhangi bir darbe ya da yaşlanma sonucu kaybedilen sinirler sonucu beyin kapasitesinin olumsuz etkilenmesi de bundan.
Aşık olunca beyinin kimyası değişir mi?
Yapılan araştırmalar aşkın beynin kimyasını değiştirdiğini ortaya koyuyor. Londra Üniversitesi Nörobiyoloji profesörlerinden Semir Zeki, fonksiyonel MRI kullanarak yaptığı araştırmada, 17 kişiye önce sevdiği kişinin, ardından da arkadaşlarının fotoğrafları gösterilerek, serebral kan akışları izlendi. Araştırmada aşkın, kişilerdeki muhakeme yeteneğini yitirdiği ve saplantılı kişilik bozukluğuna neden olduğu ortaya çıktı. ‘Aşkın gözü kördür’ sözü de buradan geliyor.
STAR
Bu yazı toplamda 4, bugün ise 0 kez görüntülenmiş
Kolonyadaki Bilinmeyen Tehlike
Yanlış kolonya tercihi tat, koku duyuları ile beyninize hasar veriyor.
Kolonyanın içeriğindeki maddelerin sağlık açısından büyük risk taşıdığı belirtildi. Vücuda solunum, ağız ve deri yoluyla giren bu maddeler beyni, ciğerleri ve deriyi etkiliyor. Kolonya yapımında etil alkol yerine metil alkol kullanıldığını vurgulayan Dr. Murat Akbaş, “Bu tür kolonyaları kullananların tat, koku duyularında hatta beyinlerinde hasar oluşabiliyor” dedi.
Serinlemek veya temizlik amacıyla kullanılan kolonyanın yararından çok zararını olduğunu söyleyen İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Murat Akbaş, kolonyanın birçok hastalığa davetiye çıkardığını belirtti. Akbaş, kolonya ve kolonyalı ürünün yapımında etil alkol yerine metil alkol kullanıldığını anlatan Akbaş, metil alkolün sağlık açısından son derece tehlikeli olduğunu kaydetti.
Kolonyanın telafisi olmayan sonuçlar doğurabileceğini ifade eden Akbaş, “Bu kolonyaları kullanan kişilerin damak zevki bozuluyor, koku kaybı sorunu yaşıyor, derilerinin yapısı bozuluyor, hatta kişilerin beyinleri bu kokulardan zarar görüyor” dedi.
KOKU ALAMIYOR DOĞRU BESLENEMİYORLAR
Koku kaybı yaşayan kişilerin, kokuları zamanla yanlış yorumlamaya başladıklarını ifade eden Akbaş, sokakta binlerce kişinin koku kaybı sorunu yaşadığını bilmeden hayatlarını sürdürdüklerini belirtti. Koku kaybı sorunu yaşayan kadınların erkeklere oranla daha fazla olduğunu dile getiren Akbaş, “Kadınlar kokuya daha fazla önem verdikleri için her türlü ürünü koklamadan geçemiyorlar” ifadelerini kullandı.
Koku kaybı sorunun beslenme problemini de beraberinde getirdiğini kaydeden Akbaş, şunları kaydetti: “Kokusunu beğenmediğiniz bir yemeği kimse yemek istemez. Bu hastalığa yakalanan kişiler, yemeklerin kokusunu alamadıkları için doğru beslenemezler” diye konuştu.
MÜMKÜNSE HİÇ SÜRMEYİN
Kolonyanın derinin yapısında da değişiklere neden olduğunu dile getiren Akbaş, “Kolonya cildi kurutur, özellikle hassas ciltlerde terleme olmasını engeller ve ciltte bakterilere karşı savunma mekanizmalarının çalışmasını önler” dedi. Bu durumun telafisi olmayan sonuçlar doğurabileceğini ifade eden Akbaş, “Her kolonyayı vücudunuza sürmeyin. Mümkünse kolonyayı hiç kullanmayın” uyarısında bulundu.
KADIN VE BEBEKLER RİSK ALTINDA
Özellikle kadınların ve bebeklerinin risk altında olduğunu anlatan Akbaş, “Kadınlar, bebeklerinin kirlenen elllerini ve altını temizlemek içi kolonyalı ürünleri tercih ediyorlar. Kolonyalı ürünler bebeğin cildini temizlemiyor aksine bakterilerin yapışmasına neden oluyor” dedi.
KOLONYA YERİNE SU KULLANIN
Kolonyanın temizlik ürünü olarak kullanılmasının da sakıncalı olduğunu kaydeden Akbaş, “Bazı kişiler özellikle tuvaletten çıktıktan sonra ellerini sabunlamak yerine kolonya ile mikropları öldüreceğine inanıyor. Bu son derece yanlış. Kolonya mikrop öldürmüyor aksiye mikropları çoğaltıyor” dedi. Suyun bakterileri azaltmakta kolonyadan daha etkili olduğunu ifade eden Akbaş, “Kolonya yerine suyu tercih edin” dedi.
MARKA ÜRÜNLERi TERCiH EDiN
Eti Kolonyaları’nın sahibi Serdar Fırtına, vatandaşların kolonya alırken dikkatli olmalarını istedi. Bir çok firmanın kolonya ürettiğini anlatan Fırtına, tanınırlığı olmayan ürünlerin alınmaması gerektiğini söyledi. Kolonyanın içinde bulunan maddelerin çok önemli olduğunu belirten Fırtına, etil alkolü tercih ettiklerini söyleyerek “Metil alkolden yapılmış kolonyaları almayın” uyarısında bulundu. Fırtına, bugüne kadar hiç şikayet almadıklarını belirtti.
SAHTELERiNE DiKKAT
Türkiye’de merdiven altı ürünler diye tabir edilen sahte ürünlerin piyasada çok fazla bulunduğunu belirten Akbaş, Sağlık Bakanlığı’nca onaylanmış, uygun koşullarda üretilmiş ve kapalı ambalajlardaki ürünlerin tercih edilmesi gerektiğini vurguladı. Akbaş, “Özellikle açıkta satılan kolonyalar sağlık için son derece tehlikeli. Standartlara uygun olmayan ürünler, görme kaybına, ciltle temas halinde ise alerji ve egzama gibi birçok rahatsızlığa yol açarlar. Dikkatli olmak gerekiyor” ifadelerini kullandı.
BUGÜN
Bu yazı toplamda 19, bugün ise 1 kez görüntülenmiş
Sağlıkta İlginç İstatistik
Dünya nüfusunun yaklaşık % 20’si, toplam sağlık harcamalarının % 80′ini gerçekleştiriyor.
Sabah yazarı Şeref Oğuz’un analiz yazısı:
Sağlık ekonomisi
Dünyanın yıllık sağlık harcaması, 4.1 trilyon $ ve bunun 3.2 trilyon $’ı OECD ülkelerinde.
Dünya nüfusunun yaklaşık % 20’si, toplam sağlık harcamalarının % 80′ini gerçekleştiriyor.
OECD ülkeleri içinde bizim sağlık harcamamız ( yılda 586 $), ortalamanın ( 2.809 $) beşte biri düzeyinde.
Baktığınızda; ” sağlık olsun ” diyesi geliyor insanın.
Milli gelirinin % 7.6’sını sağlığa ayırabilen Türkiye’de bu alanda iyileşme var fakat temel sorun; sağlığa ayırdığımız kaynakların etkin kullanılamaması.
Deloitte’un ” Türkiye’de ve Dünyada Sağlık Ekonomisi 2008 Raporu ” bir öneri sunuyor;
” Gelişmiş ülkelerle aynı standartlara kavuşmak ve kaynakları etkin kullanabilmek için sağlık ekonomisini hayata geçirmek zorundasınız .”
Sağlık sektörü ile ” ekonomisini ” birbirine karıştırmayın.
Sektör, özel sağlık kurumları üzerinden giderek büyüyor . Ancak büyümenin sağlıklı olduğunu söylemek zor.
Zira, iyileşmeler olmakla birlikte, sağlığa ayrılan kaynakların kaliteli sağlık hizmeti üretmekten çok uzak olduğu apaçık ortada.
Sağlık ekonomisi, tam da bu ” ekonomik aklı ” tanımlıyor. 5 yıldızlı otel hizmetiyle sağlık hizmetini karıştıran özel hastanelere baktığınızda ortalıkta belki bir ekonomi(!) olduğunu hissetsek dahi, “sağlık”tan emin olamıyoruz. Başka bir gelişme daha var; Düne kadar devlet; ” kamu bankaları ” veya KİT’ler üzerinden soyuluyordu.
Şimdi bu işi sağlık harcamaları ile yapmak, pekala mümkün ve çok da yapan var.
Her ne kadar Sağlıkta Dönüşüm, Referans Fiyat gibi uygulamalar ile bu alanda iyileşme göstersek dahi hala alınacak çok merhale var.
Bir yandan OECD içinde sağlığa en az kaynak ayıran ülke olmak ve diğer yanda da bu kaynağı ” sağlığa dönüştürememek “, akıl açığımızdan kaynaklanıyor.
Gereksin veya gerekmesin doktoru çok ilaç yazmayınca öfkelenen hasta.
Gereksin ya da gerekmesin parmağın dahi incinse vesikalık foto ister gibi MR talep eden doktor.
Gereksin ya da gerekmesin tahliller ile faturayı şişiren sağlık kurumu.
Ve tüm bunlara ilave olarak sektörde hala tam kontrol sağlayamayan ve düzenleyici rolünü yerine getiremeyen bakanlık.
Anlayışların “yeni normal”e taşındığı Türkiye’de sağlıktaki bu bezirganlığın, sağlıklı bir ekonomiye dönüşmesi gerekiyor.
Bu yazı toplamda 11, bugün ise 0 kez görüntülenmiş


