Paylaşımın Birbaşka Yolu
Tarih
İlk Yağlı Boya Resim Afganistan’da Yapılmış
6 Eyl
Bir grup arkeolog, dünya tarihinde ilk yağlı boya resmin sanıldığı gibi Avrupa’da değil Afganistan’da yapıldığını öne sürdü.
Arkeologlar, bu yöndeki bulgulara yedi yıl önce Taliban’ın iki dev Buda heykelini havaya uçurduğu bölgedeki araştırmalarında ulaştılar.
Bamiyan’da mağara duvarlarındaki resimleri inceleyen bilimadamları, burada kullanılan boyanın haşhaş ya da ceviz yağı içerdiğini söylüyor.
Mağaradaki resimelr yedinci yüzyıla ait. Avrupalı ressamlar ilk kez yağlıboyayı 13’üncü yüzyılda kullanmışlardı.
Mağara duvarlarında palmiye yaprakları ve hayali yaratıkların önünde resmedilen bağdaş kurmuş Buda figürleri yer alıyor.
Bamiyan bir dönem rahiplerin dev Buda heykellerinin gölgesindeki mağaralarda yaşadıkları, Budizm’in en önemli merkezlerinden biriydi.
Afganistan’daki Taliban hükümeti, Mart 2001’de altıncı yüzyıla ait iki dev Buda heykelini İslam’a aykırı diyerek patlayıcılarla havaya uçurmuştu.
![]() |
New York ve Washington’u hedef alan 11 Eylül 2001 saldırılarından sonra ABD öncülüğündeki güçler Afganistan’a operasyon düzenleyerek Taliban’ı devirdi.
Bu heykellerden büyük olanı restore ediliyor. Bu çalışmanın 10 yıl alabileceği belirtiliyor. Çalışmanın tamamlanmasıyla Bu eser, dünyadaki en büyük ayakta duran Buda heykeliydi.
Ntvmsnbc
![]() |
Bu yazı toplamda 326, bugün ise 1 kez görüntülenmiş
Çatalhöyük Duvar Resimleri Gün Yüzüne Çıkıyor
6 Eyl
Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nin deposundaki 96 Çatalhöyük duvar resmi, nükleer tekniklerle analiz edilerek teşhirdeki yerini alacak.
Çalışmanın ilk aşamasında, resimler üzerinde iki çeşit kırmızı boya olduğu ortaya çıktı. Analizle, o dönemin teknolojisi ve sosyal yaşamının da daha fazla aydınlanabileceği bildirildi…
Kültür ve Turizm Bakanlığı yetkililerinden alınan bilgiye göre, insanoğlunun ilk toplu yerleşime geçtiği, hayvanları evcilleştirilip tarım yaptığı Çatalhöyük’ün en ilginç buluntularından olan ve dönem hakkında önemli bilgiler sunan duvar resimlerinden 14’ü Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde teşhir ediliyor.
Ancak, malzeme analizi yapılmadığı ve bu nedenle restorasyon ve konservasyonu tamamlanamadığı için depolarda korunan 96 eşşiz resim, Anadolu Medeniyetleri Müzesi ile Türkiye Atom Enerjisi Kurumu (TAEK) Sarayköy Nükleer Enerji Araştırma ve Eğitim Merkezi uzmanlarının ortak çalışması ile müze salonlarında yerini alacak.
Üç yıl sürecek çalışma kapsamında, nükleer tekniklerle, 96 duvar resminin malzeme analizi yapılacak. Analiz sonuçlarına göre, eserlerin restorasyon ve konservasyon işlemleri gerçekleştirilecek.
TAEK’DEN TÜM MÜZELERE KATKI
Anadolu Medeniyetleri Müzesi Müdürü Hikmet Denizli de nükleer analizler sonucunda, resimler yapılırken hangi boya ile aletlerin kullanıldığının ortaya çıkarılacağını ve eserlerin buna uygun olarak restore edilebileceğini söyledi.
TAEK Sarayköy Nükleer Enerji Araştırma ve Eğitim Merkezi’nden Dr. Abdullah Zararsız ise nükleer tekniklerle, malzemeye hasar vermeden tarihi eser üzerinde inceleme yapabildiklerini, analizlerle, bir çömleğin hangi yöreden çıktığı, oradaki toplumun kimlerle ticaret yaptığı gibi bilgiler elde edilebildiğini anlattı.
Bakanlık ile protokol imzaladıklarını belirten Zararsız, Türkiye’deki tüm müzelere katkı verebileceklerini dile getirdi.
“ÇOK ETKİLENDİM”
TAEK’in davetlisi olarak çalışmayla ilgili Türkiye’ye gelen Yunanistan Ulusal Bilimsel Araştırma Merkezi görevlisi Nükleer Fizikçi Dr. Andreas Karydas da eserler üzerinde incelemeler yaptı. Çatalhöyük duvar resimlerini daha önce görmediğini belirten Karydas, o zamanki tekniklerden çok etkilendiğini bildirdi.
Karydas, konuyla ilgili Yunanistan’da benzer çalışmalar yaptığını belirterek, “Türkiye ve Yunanistan’da zengin kültürel varlıklar olduğu için konservasyon ve malzeme analizinde, nükleer tekniklerin kullanılması gerekiyor. Nükleer teknik, tarihi miras için en uygun teknik, karakteri iyi analiz etme konusunda optimum düzeyde uyum sağlıyor ve malzemenin tahrip olmasını engelliyor” dedi.
Bu tekniğin kültür varlıklarının incelenmesinde kullanılmasının giderek arttığına dikkat çeken Karydas, projede de kısa zamanda önemli sonuçlar elde ettiklerini, TAEK ile bakanlık arasında güçlü bir iş birliği olduğunu gördüğünü söyledi.
Müze Uzmanı Latif Özen ise 1960-63 yılları arasında yapılan kazılarda ortaya çıkan resimlerin çok önemli olduğunu, çünkü daha sonraki kazılarda bu kadar özel resimlere rastlanmadığını anlattı.
YENİ KEŞİF: KIRMIZI BOYA İKİ TÜR
Çalışmanın daha başlangıcında olunmasına rağmen, duvar resimleri üzerindeki kırmızı boyanın, “demir bazlı” ve “civa bazlı” olmak üzere iki çeşit olduğu ortaya çıktı. Daha önce sadece kırmızı boyanın “demir bazlı” olanı biliniyordu.
Dr. Karydas konu ile ilgili olarak, çalışmayı yaparken Yunanistan’daki arkadaşının kendisini aradığını, tesadüfen aynı anda oradaki duvar resimlerinde de civa bazlı kırmızı boya bulunduğunu haber aldığını söyledi. Karydas, çalışmayla uzun dönemde yeni bulgular ortaya çıkacağını belirtti.
Bazı boyaların her yerde, bazılarının ise sadece bir bölgede yapılabileceğini ifade eden müze uzmanları da duvar resimleri çözümlendikçe, kültürler arasında ticaretin yaygın olup olmadığı, o dönem ki teknoloji, insanların sosyal yaşamı, iletişimi ve etkileşimi gibi bulgulara da rastlanabileceğini anlattılar.
Başkanlığını Müze Müdürü Hikmet Denizli’nin yaptığı projede, Dr. Zararsız ve Dr. Erdal Tan, Dr. Karydas, müze personeli ve Çatalhöyük Kazısı Konservatörü Duygu Çamurcuoğlu Cleere yer alıyor.
ÇATALHÖYÜK DUVAR RESİMLERİ
Çatalhöyük’te, 1961-1965 yılları arasındaki kazılarda, 13 yapı katı açığa çıkarıldı. En erken yerleşim katının Milattan Önce 5 bin 500 yıllarına ait olduğu höyükte, ilk yerleşme, ilk ev mimarisi ve ilk kutsal yapılara ait özgün buluntular yer alıyor. Çatalhöyük, insanlık tarihine ışık tutan bir merkez olarak görülüyor.
İlk Çağ insanının mağara duvarlarına yaptığı resimlerin devamı niteliğinde olan Çatalhöyük’te duvar resimlerinde av ve evle ilgili sahneler ile kuş motifleri ve geometrik desenler bulunuyor. Ayrıca, duvarlara, ölü gömme adetlerinin de resmedildiği gözleniyor.
Ntvmsnbc
Bu yazı toplamda 61, bugün ise 0 kez görüntülenmiş
Zeugma’nın Mozaikleri Asırlar Önce Çalınmış
6 Eyl
Gaziantep’in Nizip ilçesinde bulunan Zeugma Antik Kenti’nden çalınan mozaiklerin kalan parçaları Gaziantep Arkeoloji Müzesi’nde sergilenirken, yurt dışına kaçırılan mozaiklerin fotoğrafları da müzenin sitesinde yayınlanıyor.
Gaziantep Müzesi arkeoloğu Dr. Mehmet Önal, “Zeugma mozaikler şehriydi. Buradan 1873 yılında çalınan Poseidon mozaiği, 41 parça halinde 7 ülkenin 11 resmi ve özel koleksiyonlarına dağıldı” dedi.
Dr. Mehmet Önal, bu mozaikler kentini definecilerin yüzyıllar öncesinden bildiğini, 19. yüzyılda birçok mozaiğin Zeugma’dan yurt dışına götürüldüğünü söyledi. Dr. Önal, defineciler tarafından 1873 yılında Zeugma’da bulunan eyaletleri tasvir eden mozaiklerin, parça parça kesilerek, çeşitli müzelere satıldığını ifade etti.
Eyalet büstlerinin merkezinde Poseidon mozaiğinin yer aldığını anlatan Önal, kaçırılan mozaikte, Poseidon etrafında, Roma eyaletlerini tasvir eden dairevi çerçeve içinde kule taçlı kadın figürlerinin bulunduğunu belirtti.
Definecilerin, mozaikleri kaldırırken bazı figürleri kısmen tahrip ettiğini dile getiren Önal, Poseidon Mozaiğinin etrafında, Roma eyaletlerini tasvir eden kadın resimlerinin 1873 yılında Zeugma’dan, parça parça kesilerek çeşitli müzelere satıldığını, kısmen tahrip edilen mozaiğin, 41 parça halinde 7 ülkenin 11 resmi ve özel koleksiyonlarına dağıldığını bildirdi.
Dr. Önal, 1993 yılında Birecik Barajı yapılmasının gündeme gelmesiyle Gaziantep Müze Müdürlüğünün, West Avustralya Üniversitesiyle katılımlı kurtarma kazılarına başlandığını anımsatarak, şöyle konuştu:
“Bu çalışmada Kelekağzı mevkisinin doğusundaki tepede Roma villası kısmen meydana çıkarılmıştır. Villa odasında yer alan taban mozaik döşemesinin kaçakçılar tarafından sökülmüş olduğu görülmüştür. Arta kalan harflerden buradan sökülen resimlerin, ölümsüz iki aşık Metioks ve Parthenope’ye ait olduğu, yapılan araştırmada ise bunların Amerika’da Houston kentinde Menil koleksiyonunda bulunduğu saptanmıştır. Kültür ve Turizm Bakanlığının girişimleri neticesinde bu mozaiğin 2001 yılında müzemize iadesi sağlanmıştı. Onlarca yıl Gaziantep’ten ayrı kalan bu mozaikler, şu an gövdelerine kavuşmuş halde olup, müzemizde teşhir edilmektedir.”
Arkeolog Dr. Önal, Dionysos-Ariadne’nin Düğünü, Poseidon, Eyalet Büstleri, Tryphe ve Mevsim Tanrıçası mozaiklerinin kısmen ya da tamamen defineciler tarafından yurt dışına kaçırıldığını, mozaik kaçakçılarından arta kalan bazı mozaiklerin de Gaziantep Müzesi’nde sergilendiğini, ancak kaçırılan bazı mozaiklerin sadece ‘gaziantepmuzesi.gov.tr’ adlı internet sitesinde fotoğraflarının yayınlandığını sözlerine ekledi.
Ntvmsnbc
Bu yazı toplamda 12, bugün ise 0 kez görüntülenmiş
Sadece 50 Kişinin Görebildiği Yüzü Sergileniyor
6 Eyl
Mısır’ın en ünlü firavunlarından Tutankamon’un mumyası, bulunuşundan 85 yıl sonra sergileniyor. En genç mumyanın yüzünü bugüne kadar sadece 50 kişi çıplak gözle görebilmişti.
Mısır’ın en ünlü firavunlarından Tutankamon’un mumyası, ölümünden 3 bin 300 yıl sonra ziyaretçilere açıldı. Mumya, Mısır’ın Luksor kentindeki Krallar Vadisi içindeki mezarında iklim kontrollü bir kutu içinde bugün sergilenmeye başlandı. Tutankamon’un yüzünü görebilmek için binlerce turist Luksor’daki Krallar Vadisi’ne akın etti.
Mısır’ın esrarengiz firavunu Tutankamon, gün yüzüne çıktı. Hakkında en az bilgi bulunan firavun olan Tutankamon’un mumyası, ölümünden 3 bin 300 yıl sonra ziyaretçilere açıldı. 9 yaşında tahta çıktığı ve 19 yaşında öldüğü tahmin edilen Tutankamon’un mumyası, lahitinden çıkarılarak nem ve ısı değişikliklerine karşı özel hazırlanan bir bölüme yerleştirildi.
Mumyayı görebilmek için binlerce turist Luksor’da Krallar Vadisi’ne akın etti. Ancak ziyaretçiler vücudu bir örtüyle kapatılan Tutankamon’un sadece yüzüyünü görebilecek.
![]() |
Öte yandan Mısırlı arkeologlar ünlü firavunun mumyasının yerinden çıkarılmasının mumyaya zarar vereceğini iddia etti. Arkeolog Zahi Havas, Tutankamon’dan geriye kalanların ve diğer kutsal emanetlerin, kalabalık grupların mezara beraberlerinde getirdikleri sıcak ve nemden dolayı tehdit altında olduğunu belirtti.
Tutankamon’un mezarı, bundan 85 yıl önce İngiliz kaşif Howard Carter tarafından ortaya çıkarılmıştı. Krallar Vadisi’nde 3300 yıllık mezar odasından çıkarılan mumya 2005’te röntgen cihazıyla üç boyutlu olarak incelenmişti. 3 binden fazla yıl önce genç yaşta ölen Tutanhamun’un yüzü, mumyalama tekniği sayesinde aynen korunmuştu. Tutankamon’un yüzünü merak eden bilim adamları, dijital teknolojiyle firavunun yüz hatlarını belirlemişti. Firavunun öldürülmediği, muhtemelen uyluk kemiğindeki yaradan öldüğü açıklanmıştı. Mezarda bulunan eşsiz hazineler, Luksor’daki Krallar Vadisi’nin turistlerin uğrak yeri haline gelmesini sağlamıştı.
![]() |
| 85 yıl önce İngiliz kaşif Howard Carter tarafından ortaya çıkarılan mumyanın üzerinde sayısız değerli mücevher de bulunmuştu. |
Mumyanın en içteki tabutu som altından, diğer üst kat iki tabut altın işlemeli tahtadan yapılmış. Firavunun mumyasının başında, yüzünün altından yapılmış maskı, sargıların arasında ve üzerinde çok sayıda mücevher ve tılsım bulunuyor. Mezarın bulunmasından bu yana firavunun yüzünü yalnızca 50 kişinin, lahdini ise binlerce kişinin gördüğü tahmin ediliyor.
Ntvmsbc
İşte Firavun Tutankamon’un Mumyası ve Yüzü
Bu yazı toplamda 14, bugün ise 0 kez görüntülenmiş
Dünyanın En Eski Duvar Resmi Suriye’de
6 Eyl
Fransız arkeologlar, Suriye’nin kuzeyinde, kırmızı, siyah ve beyaz renkler kullanılarak yapılmış 11 bin yaşında bir duvar resmini günyüzüne çıkardıklarını açıkladı.
Ekibin lideri Eric Coqueugniot, 2 metrekare alanı kaplayan resmin, Halep’in kuzeydoğusunda, Fırat Nehri kıyısındaki Neolitik çağ yerleşimi Djade El-Mughara’da yapılan kazılarda ortaya çıkarıldığını kaydetti.
Coqueugniot, resmin modern bir yapıta benzediğini, resmi gören kimi kişilerin, resmi İsviçreli ünlü ressam Paul Klee’nin eserlerine benzettiğini söyledi.
Karbon testiyle resmin İ.Ö. 9000 yılları civarında yapıldığını belirlediklerini belirten Coqueugniot, bunun yakınında başka bir resim daha bulduklarını, ancak bu resmin günyüzüne çıkarılmasının gelecek yılı bulabileceğini bildirdi.
“Dünyanın en eski duvar resmi” olduğu belirtilen resmin, gelecek yıl Halep Müzesi’ne taşınacağı belirtiliyor. Bölgede, 1990’dan beri kazı çalışmaları yürütülüyor.
Uzmanlar, Suriye’deki Djade El-Mughara yerleşiminin, Suriye ve Türkiye’nin güneyindeki çok sayıdaki Neolitik yerleşimden biri olduğunu, bu yerleşimlerin birbirleriyle ilişki içinde oldukları ve barışçı bir değiş tokuş ilişkisi yaşadıkları yolunda veriler olduğunu kaydediyor.
Bugüne dek keşfedilen en eski resim olarak bilinen ve Çatalhöyük’te bulunan resmin, Suriye’de bulunandan yaklaşık 1500 yıl daha genç olduğu belirtiliyor.
Ntvmsnbc
Bu yazı toplamda 52, bugün ise 0 kez görüntülenmiş










