Paylaşımın Birbaşka Yolu
Sağlık
Beynin Dopingi Ceviz
10 Eki
Hasadına başlanan, dışındaki yeşil kabuğu kafa derisini, sert kabuğu kafatasını, içindeki zar beyin zarını, meyvesi ise beynin fizyolojik yapısını andıran cevizin, kimyasal içeriğiyle beyin sağlığını da koruduğu bildirildi.
Son yıllarda, yüksek kesimlerdeki ormanlık alanların ağaçlandırmasında en yaygın meyve türü olarak değerlendirilen ceviz, yaş olarak kilosu 12-15 YTL arasında değişen fiyatlarla alıcı bulurken, uzmanlar da sağlık açısından önemine dikkati çekerek, tüketimini öneriyorlar.
Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Balcalı Hastanesi diyetisyeni Özgen Arı, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ”cevizin fizyolojik yapısının benzerliğinin yanı sıra içeriğindeki vitaminlerle de beyin dostu olduğunu” bildirdi.
Cevizin, dışındaki yeşil kabuğu ile kafa derisini, sert kabuğu ile kafatasını, içindeki ince zar ile beyin zarını, meyvesi ile de beynin şeklini adeta birebir yansıttığını belirten Arı, ”Bu benzerliğin yanı sıra sağlık açısından da ceviz tam bir beyin dostu” dedi.
Şekli ile beynin küçültülmüş bir modeli olan cevizin Omega 3, Omega 6, A, B ve E vitaminleri ile lif yönünden zengin olmasının yanı sıra, beyin için gerekli gümüş iyonlarını da içerdiğini ifade eden Arı, ”Antibakteriyel özelliği olan gümüş iyonları beyin sağlığının koruyucusudur. Ceviz, beynin ihtiyacı olan gümüş iyonlarını içeren tek meyve” dedi.
Cevizin beyin sağlığına olumlu katkı sağlamasının yanı sıra kalp ve kolesterol için de vazgeçilmez bir meyve olduğunu belirten Arı, ”Ceviz sadece ileri yaştaki bireyler için değil gelişme çağındaki çocuklar için de tüketimi gerekli bir meyve. Cevizi, zihin açıcı, dikkat toplayıcı özelliği nedeniyle ÖSS ve SBS gibi sınavlara giren öğrencilere hararetle öneriyoruz” dedi.
Cevizin kan kolesterolünü düşürücü etkisinin de bilimsel olarak kanıtlandığına dikkati çeken Arı, cevizin enerji içeriğinin oldukça yüksek olması nedeniyle günde 30-45 gramdan fazla tüketilmesini önermediklerini bildirdi.
-CEVİZ LEKESİ NASIL ÇIKAR?-
Son günlerde hasat mevsimi olması nedeniyle tezgahlarda yerini alan taze cevizde tek sorunun yeşil kabuğunun yağlı boya gibi ele yapışması olduğunu anlatan Arı, ”Cevizin bıraktığı yeşil leke kolay kolay elden çıkmaz. Ancak, elleri iki dakika kadar sirkeye batırıp bir pamukla ovduktan sonra soğuk suyla yıkamak lekelerin giderilmesine katkı sağlayacaktır” diye konuştu.
AA
Bu yazı toplamda 50, bugün ise 0 kez görüntülenmiş
Kışın Bu Ürünü Mutlaka Tüketin
10 Eki
Kalp krizini önlüyor ve karaciğeri güçlendiriyor.
Üvez meyvesinin kış hastalıklarına karşı vücut direncini artırıcı özelliği olduğu, bu gibi meyveleri kışın bol miktarda tüketmek gerektiği bildirildi. Gaziosmanpaşa Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Resul Gerçekçioğlu ‘’Taze meyvesi de bol tüketilirse müshil etkisi gösterebilir. Diğer yandan meyve ve özellikle yapraklarının şeker hastalığına iyi geldiği, kan şekerini düşürücü etkiye sahip olduğu laboratuvar testleriyle kanıtlanmıştır’’ diye konuştu.
Üvezin yapraklarının göğüs yumuşatıcı etkiye sahip olduğunu anlatan Prof. Dr. Gerçekçioğlu, ‘’Üvez meyvesinin kanamayı durduran ve güçlendirici ilaç olarak kullanımı Hipokrat’a kadar uzanır’’ dedi.
TAM BİR ŞİFA DEPOSU
Üvezin şu ana kadar herhangi bir yan etkisinin olmadığını söyleyen Prof. Dr. Gerçekçioğlu ‘’Üvezin kış hastalıklarına karşı vücut direncinin artırıcı özelliği var. Hiçbir yan etkisi yok, tamamen doğal” dedi. Prof. Dr. Gerçekçioğlu, bu meyve üzerinde yapılan son araştırmalarda, içeriğinde kalp krizini önleyici ve vücut direncini arttıran, karaciğeri güçlendiren maddeler bulunduğunu belirtti.
Elma asidi, limon asidi, kehribar asidi, tartarik asit, sorbin asidi, C vitamini (antioksidant), amygdalin (bazı türlerinde az olarak rastlanır), uçucu yağlar ve bağırsak temizleyici, iltihap giderici, müshil, idrar söktürücü, kanamayı durduran ve lenf uyarıcı özelliklere sahip maddeler tespit edildiğini de vurguladı.
SamanyoluHaber
Bu yazı toplamda 25, bugün ise 0 kez görüntülenmiş
Anne Sütü Nasıl Saklanır?
10 Eki
Günümüzde çalışan annelerin sayısı artıyor. Anneler ise, bebeklerinin anne sütünün yararlarından mahrum kalmalarının istemiyor.
Besleyici değerinin yanında, pek çok hastalığa karşı koruyucu özellik taşıyan anne sütünün nasıl saklanması gerektiğini biliyor musunuz?
Sema Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Arzu Gebeşçe anne sütünün bakteri üremesine dirençli olduğunu ve oda ısısında 10 saate kadar özelliklerinden kaybetmeden saklanabileceğini söylüyor. Buradaki önemli nokta anne sütünün saklanacağı kabın hijyen kurallarına uygun olması.
Anneler sütünü elle sağabileceği gibi süt sağma makineleriyle de sağabilirler. Ne şekilde yapılırsa yapılsın, süt sağılmadan önce eller iyice yıkanmalı diyen Dr. Arzu Gebeşçe sağılan sütün temiz bir plastik ya da cam saklama kabında saklanabilir dedi.
Ayrıca, sağılan sütler derin dondurucuda saklanma üzere süt saklama poşetlerinde de bekletilebiliyor.
Anne sütünün saklama süreleri
• Anne sütü dondurmadan 72 saat ve dondurulmuş sütü erittikten sonra 24 saat buzdolabında (+ 1 ile +4 °C arasında) saklanabilir.
• Süt, tek kapılı buzdolabının buzluğunda (-7 ile -2°C arasında) 3 haftaya kadar, iki kapılı buzdolaplarının buzluğunda 3 ay saklanabilir.
• Sütünüzü derin dondurucuda (-18 °C nin altında) 6 aya kadar saklanabilir.
• Kolostrum olarak adlandırılan doğumdan sonraki ilk 7 gün üretilen anne sütü sağıldıktan sonra içerdiği antikorlar sayesinde oda sıcaklığında 12 saat, daha sonra ki anne sütü ise 6 saat besin değerini kaybetmeden saklanabilir.
Anne sütü bebeğe verilmeden önce ısıtılmamalı. Isı anne sütünün anti-mikrobik özelliğini yitirmesine sebep oluyor. Bunun yerine anne sütü, ılık akan suyun altına tutularak ısıtılabilir. Donmuş anne sütü ise ya buzdolabında yavaş yavaş eritilebilir. Ya da donmuş süt benmari usulü yani sıcak suyun içine oturtulmuş bir kabın içinde hızlıca hazırlanabilir.
Anne sütü ile ilgili diğer öneriler
• Eritilmiş sütü bir saatten fazla oda ısısında bırakmayın.
• İkinci kullanımdan sonra kalan sütü atın.
• Eritilmiş sütü tekrar dondurmayın.
• Sütü buzdolabının kapağına koymayın.
SamanyoluHaber
Bu yazı toplamda 26, bugün ise 0 kez görüntülenmiş
Anne Adaylarına İlaç Uyarısı!
10 Eki
Hamilelik sırasında anne adayının belli yükümlülükleri yerine getirmesi ve hayatında bazı isteklerini ve davranışlarını sınırlaması gerekiyor.
Hamilelik sürecinde anne adaylarının sağlıklarına büyük özen göstermeleri gerektiğini söyleyen uzmanlar, özellikle gelişi güzel ilaç kullanmamalarını tavsiye ediyor. “Anne adayı hamilelik öncesinde ve hamileliği sırasında belli maddelere ve eylemlere karşı çok dikkatle davranmalı, bunların bazılarını ise hayatından çıkarmalıdır” diyen uzmanlar, alkol ve sigaranın bu dönemde kullanılmaması gerektiğine de dikkat çekiyor.
Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Gönül Duras Doyran, anne adaylarının herhangi bir ilaç almadan önce mutlaka doktora veya eczacıya danışmasını, alınacak ilacın doğurganlık üzerinde olumsuz etkisi olmadığına emin olunması gerektiğini kaydetti. Op. Dr. Doyran; “Düzenli ve hafif egzersiz yapılmalı. Anne ve bebek sağlığı için, hamilelik öncesinde fizik kondisyonu en iyi düzeye getirilmeli. Herhangi bir kramp veya kanamada, egzersize son verilmeli. Sigara ve benzeri tütün ürünleri de hamilelik ihtimalini azaltıyor. Tütün sperm ve yumurtayı hasara uğratabiliyor ve nikotin doğurganlığı kontrol eden hormonların düzeyini etkiliyor. Eşler lifli yiyecekler bakımından zengin, yağ oranı düşük dengeli bir beslenme rejimi uygulamalı. Yeterince vitamin ve mineral alabilmek için taze sebze ve meyveye de beslenmede geniş yer vermeli, bol süt içilmeli” dedi.
X ışınlarına ve toksit kimyasallara karşı tedbirli olunmasını da isteyen Dr. Doyran, uyarılarını şöyle sürdürdü: “Hamileliğe hazırlanan kadınların hazırlık döneminden hamileliklerinin 12′nci haftasına kadar her gün 0.4 mg folik asit almaları önerilir. Folikasit, bebeğin Spina Bifida ve benzeri omurga ve omurilik sorunlarıyla doğma riskini yüzde 70 oranında düşürüyor. Folikasit, yeşil yapraklı sebzelerde, esmer ekmekte ve tahıllarda da bulunuyor. Kızamıkçık aşısı doktora kontrol ettirilmeli. Hamilelik sırasında bu virüse yakalanılırsa çocuk, sağır, kör veya akli melekeleri eksik doğabiliyor. Daha önce olunmadıysa kızamıkçık aşısı mutlaka yapılmalı. Aşı yeni olunduysa, hamile kalmak için üç ay geçmesi beklenmeli. Cenini beyin hasarlarına yol açarak ciddi biçimde etkileyebilecek, hatta anne karnında ölümüne yol açabilecek bu enfeksiyon türü genellikle kedi ve benzeri evcil hayvanların dışkısından, tükürük ve benzeri salgılarından bulaşıyor. Bahçe veya saksı çiçekleriyle uğraşırken de eldiven kullanılması öneriliyor.”
CİHAN
Bu yazı toplamda 8, bugün ise 0 kez görüntülenmiş
AIDS le İlgili İlginç Gerçek
10 Eki
Öldürücü AIDS hastalığı virüsünün insanlar arasında, bu yüzyılın başında yayılmaya başladığı öne sürüldü.
Nature dergisinde yer alan bir makalede Amerikalı araştırmacılar, bulguların, AIDS hastalığına yol açan HIV virüsünün kaynağını sanılandan onlarca yıl geriye ittiğini belirttiler.
Araştırmacılar, şehirlerin büyümesinin ve şehir yaşamıyla birlikte ortaya çıkan davranışların virüsün gelişmesine yardımcı olmuş olabileceğine dikkat çektiler.
Arizona Üniversitesi’nden Michael Worobey, genetik incelemeler sonucu HIV’in 1884-1924 yılları arasında, tahminen 1908′de insanlara bulaşmaya başladığını düşündüklerini söyledi.
Worobey, yeni elde ettikleri sonuçların, bir dönüm noktasından ziyade virüsün bildiğimizden daha uzun bir süre etrafta olduğu anlamına geldiğini kaydetti.
Araştırmada, 1960 yılında Demokratik Kongo’nun başkenti Kinşasa’lı bir kadından alınan HIV örneğinin keşfinin anahtar rol üstlendiği belirtiliyor. Bunun, Kinşasalı bir başka kişiden 1959′da alınan diğer örneğin dışında, 1976 yılından öncesine ait ikinci örnek olduğuna dikkat çekiliyor.
Daha önce bilimadamları, bu hastalığın çıkışının 1930′lar olduğunu belirtiyorlardı. AIDS, ABD’de dikkat çektiği 1981 yılına kadar da genel olarak bilinmiyordu.
SamanyoluHaber
Bu yazı toplamda 314, bugün ise 0 kez görüntülenmiş