Çelikten 500 Kat Güçlü ve 10 Kat Daha Hafif Kağıt

Ekim 27, 2008 by macline  
Filed under Bilim ve Teknoloji

Florida Eyalet Üniversitesi’nde üretilen karbon nanotüpten imal edilen kağıt, dünyanın en güçlü materyali ünvanını alacak gibi görünüyor.

Kanser tedavisinden gelişmiş elektronik cihazların imaline kadar geniş bir yelpazede kullanılan karbon nanotüpler, önümüzdeki on yıl içerisinde daha çok alanda karşımıza çıkacaklar. Özellikle de çelikten 10 kat daha hafif olduğu halde 500 kat daha güçlü bir kağıdın yapımında kullanıldıkları için.

Florida Eyalet Üniversitesi’ne bağlı olarak çalışan Yüksek Performanslı Malzemeler Enstitüsü tarafından geliştirilen ince, filmsi görüntüsüyle oldukça dayanıksız görünen kağıt (Buckypaper), çelikten 500 kat sağlam yapıyı sağlayan karbon nanotüpler sayesinde geleceğin dayanıklı materyali olma konusunda büyük bir iddia ortaya koyuyor.

İnsanların saç telinden 50,000 defa daha ince olan karbon nanotüpler kullanılarak üretilen kağıt, hafifliği ve sağlamlığıyla öncelikle hafif, enerji verimi yüksek uçaklar ve otomobillerin üretilmesi için kullanılması öngörülüyor. Kağıdın daha sonraları daha güçlü bilgisayarlar, geliştirilmiş televizyon ekranları gibi ürünler için geliştirilebileceğini belirten araştırma görevlisi Ben Wang, buluşun seri üretime geçmesi durumunda özellikle havacılık endüstrisinde büyük bir devrim yaratacağının altını çiziyor.

Karbon nanotüpler, halihazırda tenis raketleri ve bisikletler gibi günlük yaşamda karşımıza sıkça çıkabilecek ürünlerin güçlendirilmesinde az miktarda olsa da kullanılıyorlar. Bu ürünlerde %1 ile 5 arasında kullanılan karbon nanotüpler, düşük miktarlarda kullanılmasına rağmen bu ürünlerin oldukça sağlam olmalarını sağlıyorlar. Buckypaper adı verilen kağıt üretilirken kullanılan karbon nanotüp oranı ise %50 olarak belirtiliyor.

Ürünü geliştiren Florida Eyalet Üniversitesi araştırmacıları, kağıdın kullanımının önündeki en büyük engelin, nanotüplerin ortaya çıkan son ürünün köşelerinde şekillendirmeyi ve birleştirmeyi neredeyse imkansız kılan yığınlar oluşturması olduğunu belirtiyorlar.

NTVMSNBC'ye gider

Bu yazı toplamda 12, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Dünyanın En Pahalı 10 Otomobili

Ekim 2, 2008 by macline  
Filed under Haber

http://resim.samanyoluhaber.com//haber/1/1/8/8/2/118822.jpgTeknik özellikleri ve sağladıkları konfor ile en çok beğenilen otomobillerin fiyatları da bir servet değerinde. İşte dünyanın en pahalı 10 otomobili.

  • Maybach 57 S
    Değeri 430.000 dolar olan Maybach 57 S 0 km’den 100 km. hıza 5 saniyede ulaşabiliyor.

  • Maybach 57 S
  • Porsche Carrera
    440.000 dolar değerindeki Porsche Carrera saatte 330 km. hıza ulaşabiliyor.

  • Porsche Carrera
  • Maybach
    448.153 dolar değerindeki Maybach, saatte 250 km. hıza çıkabiliyor.

  • Maybach
  • Mercedes Benz SLR McLaren
    0 km.’den 100 km hıza 3.8 saniyede çıkabilen Mercedes Benz SLR McLaren’in değeri 452.750 dolar.

  • Mercedes Benz SLR McLaren
  • Koenigsegg CCR
    Saatte 338 km. hıza ulaşabilen Koenigsegg CCR’nin değeri 545.568 dolar.

  • Koenigsegg CCR
  • Saleen S7 Twin Turbo
    500 beygir gücünde ve saatte 390 km. hıza ulaşabilen Saleen S7 Twin Turbo’nun değeri 637.723 dolar.

  • Saleen S7 Twin Turbo
  • Leblanc Mirabeau
    Dünyanın en pahalı 4. arabası olan Leblanc Mirabeau’nun değeri 643.000 dolar.

  • Leblanc Mirabeau
  • SSC Ultimate Aero
    Saatte 420 km. hıza çıkabilen SSC Ultimate Aero’nun değeri 654.500 dolar.

  • SSC Ultimate Aero
  • Pagani Zonda Roadster FC 12
    0 km.’den 100 km hıza 3.6 saniyede çıkabilen Pagani Zonda Roadster FC 12′nin değeri 667.321 dolar.

  • Pagani Zonda Roadster FC 12
  • Bugatti Veyron
    1.192.000 dolar değerindeki Bugatti Veyron dünyanın en pahalı otomobili…

  • Bugatti Veyron

Bu yazı toplamda 77, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Google 10 Yaşında

Ekim 2, 2008 by macline  
Filed under Haber

http://resim.samanyoluhaber.com//haber/1/1/8/7/7/118774.jpgDünyanın en değerli markası olan Google 10. yaşına bastı.

Google’cılar şimdiden gelecek on yılın teknolojik gelişmeleri ve bunların dünyaya olası etkisi üzerine kafa yormaya başladılar bile. 10. yıl için kapsamlı bir zaman çizelgesi hazırlayan Google, ilk günden bugüne kadar hayata geçirdikleri projeleri ve heyecan dolu serüvenini yansıtmış.

Google’ın önemli günler için tasarladığı 308 özel logo (Doodle) da 10. yıl özel bölümünde sergileniyor. ‘Google’ı Nasıl Kullanıyorum’ başlıklı özel bölümde kullanıcıların Goole ürünlerini kullanmada sayısız, ilginç yollar bulduğundan bahsedilerek bunlardan örnekler verilmiş.Kullanıcıların kendi buldukları kullanım kolaylıklarını paylaşmaya davet edildiği bölüm mutlaka gezilmeli.

Dünyayı değiştirecek fikirler için çağrı yapılan bölüm hayli ilginç. Sizin de Dünyayı değiştirecek bir fikriniz varsa 20 Ekime kadar Google’a gönderebilir bunun karşılığında da 10 milyon dolar kazanacak.

Google’ın açıklamasında, bu ödülün, “akıllı teknoloji aracılığıyla olağanüstü sonuçlar sağlayacak, küçük ölçekte başlayarak uzun dönemde büyük sonuçları olacak” 5 fikrin sahipleri arasında paylaştırılacağı belirtildi.

Açıklamada, fikirlerin Google’a sunulabileceği sürenin 20 Ekimde dolacağı kaydedildi.

Tüm fikirler arasından 100 tanesinin seçilerek 27 Ocak 2009′da açıklanacağı, daha sonra Google kullanıcılarının finale kalan 20 fikri belirleyeceği, Google’un oluşturacağı kurulun da kazanan 5 fikri seçeceği belirtildi.

15 Eylül 1997 tarihinde Larry Page ve Sergey Brin adlı Stanford Üniversitesi öğrencilerinin, ”google.com” adının haklarını almalarıyla basit bir arama motoru olarak kurulan Google, kısa sürede internet üzerinden bilgiye ulaşmada en çok kullanılan arama motoru haline geldi.

http://www.google.com.tr/tenthbirthday/

Bu yazı toplamda 4, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

10 Soruda Beynin Gizemi

Ağustos 27, 2008 by macline  
Filed under Sağlık

http://resim.samanyoluhaber.com//haber/1/1/3/9/9/113996.jpgVücut ısısını ayarlıyor, görmemizi, duymamızı, hissetmemizi, aşık olmamızı bile o sağlıyor. Tüm bunlara vücutta bin 400 gram ağırlığındaki beyin neden oluyor.

Öyle karmaşık bir organ ki, beynin nasıl işlediğine de insan aklı yetmiyor! Uzmanlar ‘Beynin ne yaptığını biliyoruz ama ne yapacağını bilmiyoruz’ diyor. İnsanın beyniyle ilgili çözdüklerini merak ediyorsanız, işte birkaç başlık…

Vücudun her yaptığını, içeceğine kadar kontrol eden beyin kaç kilo?
Ünlü fizikçi Einstein’in beyni bin 230 gramdı halbuki yetişkin bir erkeğin beyni ortalama bin 400 gram ağırlığında. Bin 400 gramı gözünüzde canlandırmanız için beş elmanın ya da altı orta boy domatesin ortalama ağırlığına denk diyebiliriz.

Beynin anatomik yapısı nasıl?
Beyin vücudumuzdaki oksijenin ve kanın yüzde 20’sini kullanıyor. İçeriğindeki protein, yağ, 100 bin mil uzunluğunda damar, 100 milyar sinir hücresiyle beynimiz ayakkabılarımızı en son nerede çıkardığımızı bile bize hatırlatır.

Beynimizi nasıl genç tutarız?
ABD’deki Human Performance Laboratory at Presbyterian Hospital of Dallas’ın yöneticisi Nöroloji Uzmanı Malcolm Stewart, 80 ila 100 yaş arasında olan rahibeler üzerinde bir araştırma yapmış. Rahibeler hayatları boyunca sigara içmemiş, alkol kullanmamış ve sağlıklı beslenmiş. İlerleyen yaşlarına rağmen çalışmaya devam etmişler ve dua ederek, örgü örerek, müzik dinleyerek, yürüyerek, bahçede çalışarak zihinlerini meşgul etmişler. Bu rahibeler öldükten sonra otopsileri yapılsın diye beyinlerinin incelenmesine izin vermiş.

Rahibelerin ileri yaşlarda bile Alzheimer hastalığıyla hiç karşılaşmadıklarını belirten Dr. Stewarts ‘Bunun sırrı, hayatın içinde yer almaları. Bedensel ve zihinsel aktiviteler fiziksel yaşlanmayı engellemez ama hareketlerinizin devam etmesini sağlar. İleri yaşlarda dinç kalmayı ilaçlarla veya pillerle yapamazsınız. Bunu kendinizi fiziksel ve zihinsel olarak doğru şekillendirdiğinizde başarabilirsiniz’ diyor.

Beslenme şekli beyni nasıl etkiler?
Beynin temelini oluşturan hipotalamus, insanın iştahını belirliyor. Beynin yöneticisi olarak da adlandırabileceğimiz ön lob sizin seçim yapmanızı sağlar. ‘Kızarmış patates mi yoksa haşlanmış mı?’ sorusunun yanıtını beyin veriyor. ABD’deki Baylor Üniversitesi Tıp Merkezi’nden Dion Graybeal kötü beslenmenin damar hastalıklarına yol açtığını anımsatarak, ‘Damar hastalıkları ömrün kısalması ve beynin algılaması üzerinde doğrudan etkili. Çünkü damarlar sayesinde beyin hücrelerine oksijen ve enerji gidiyor. O nedenle Akdeniz tipi beslenilmeli, sigara ve alkol kesinlikle kullanılmamalı’ diyor.

Beynimizi zinde tutmanın püf noktaları nedir?
Uzmanlar zihni aktif ve uyanık tutmanın beynin zinde kalmasına yardımcı olduğunu söylüyor. Böylece beyninizin düşünsel bölgeleri, muhakeme ve işlem yapma alanları ile görsel-uzamsal bölgeler gibi farklı alanlarını çalıştırır. Yoğun zihinsel aktiviteler beyni doğrudan olumlu olarak etkiliyor. Geceleri altı ila sekiz saat arasında uyuyun, bulmaca çözün, müzik dinleyin. Unutmadan başkalarının hayatlarını iyileştirmek için çabalamak da beyni zinde tutuyormuş!

Beynin iki bölümü ayrı alanlarla ilgilenir mi?
İlgileniyor. Yapılan araştırmalara göre okuma gibi dille ilgili aktivitelerle öncelikli olarak beynin sol, sudoku gibi sayısal etkinliklerle ise sağ bölge ilgileniyor. Müzik ise her ikisiyle! Türkiye Nörolojik Bilimler Vakfı Başkanı Prof. Dr. Mustafa Ertaş, ‘Konuşmanın hakimi sol beyin. Bir örnek verecek olursak, İtalyan gemicinin sol beyni tahrip oluyor, konuşamıyordu ama şarkı söylüyordu’ diyor.

Bebek anne karnındayken, annenin çok fazla balık tüketmesi bebeğin zekasını etkiler mi?
Türkiye Nörolojik Bilimler Vakfı Başkanı Prof. Dr. Mustafa Ertaş, balığın tek başına yetmediğini söylüyor: ‘Beyin içinde önemli olan proteinli gıdalar almak, dengeli beslenmek. Hayvansal proteinler önemli. Balık da yesek et de yesek bağırsakta aynı şekilde açılıyor.

Dolayısıyla anne adayı balık yesin, bebek zeki olsun diye bir şey yok. Balık yağ açısından iyi. Bu annenin sağlığına faydalı.’

Erkekle kadının beyni farklı mı işler?
Prof. Dr. Mustafa Ertaş, kadın beyninin erkeğe göre 200 gram daha hafif olduğunu söylüyor. Ertaş ‘Tabii bu başka bir anlama gelmiyor’ diyor. Ertaş’ın verdiği bilgiye göre içsel duygular, cinsellik, hırs erkek beyninde daha baskın. Kadınların ise matematik ve mantık zekası daha iyi.

Beynimizin yüzde kaçını kullanıyoruz?
Eskiden yüzde 10′unu hatta sadece yüzde 2’sini bile kullandığımız söylendi. Günümüzde sinir bilim ve beyin görüntüleme tekniklerindeki gelişmeler sayesinde beynimizdeki tüm sinirlerin çeşitli eylemler sırasında aktive olduğunu görüyoruz. Yani kullanmadığımız herhangi bir sinir ağı bulunmuyor. Herhangi bir darbe ya da yaşlanma sonucu kaybedilen sinirler sonucu beyin kapasitesinin olumsuz etkilenmesi de bundan.

Aşık olunca beyinin kimyası değişir mi?
Yapılan araştırmalar aşkın beynin kimyasını değiştirdiğini ortaya koyuyor. Londra Üniversitesi Nörobiyoloji profesörlerinden Semir Zeki, fonksiyonel MRI kullanarak yaptığı araştırmada, 17 kişiye önce sevdiği kişinin, ardından da arkadaşlarının fotoğrafları gösterilerek, serebral kan akışları izlendi. Araştırmada aşkın, kişilerdeki muhakeme yeteneğini yitirdiği ve saplantılı kişilik bozukluğuna neden olduğu ortaya çıktı. ‘Aşkın gözü kördür’ sözü de buradan geliyor.

STAR

Bu yazı toplamda 18, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Harçlara Yüzde 10 Zam Geliyor

Ağustos 18, 2008 by macline  
Filed under Eğitim

Üniversite harçlarına yüzde 10 zam yapılması önerildi. Zam oranlarını Bakanlar Kurulu belirleyecek.

YÖK, üniversite öğrencilerinden alınan katkı paylarının, enflasyon oranı da gözetilerek yüzde 10 oranında artırılması önerisini Milli Eğitim Bakanlığına sundu. Milli Eğitim Bakanlığı da öneride değişiklik yapmayarak, Maliye Bakanlığı’na iletti. Katkı paylarına yapılacak zam oranı Bakanlar Kurulunca kararlaştırılacak. Karar, Resmi Gazete’de yayımlandıktan sonra yürürlüğe girecek.

Harçlara yüzde 10 zam yapılması önerisinin değiştirilmeden onaylanması halinde fakültelerin katkı payları 2008-2009 akademik yılında 266-550 YTL arasında değişecek. Açıköğretim Fakültesinin harç miktarı 61 YTL’den 67 YTL’ye yükselecek.

EN YÜKSEK TIP FAKÜLTESİ EN DÜŞÜK AÇIKÖĞRETİM
Üniversitelerde en yüksek katkı payını, öğretim süresi 6 yıl olan tıp fakültesi öğrencileri ödüyor. En düşük harç miktarı açıköğretim öğrencilerinden alınıyor.

Yüzde 10 zam yapılması halinde katkı paylarının miktarları yaklaşık şöyle olacak: Tıp fakülteleri 550 YTL, diş hekimliği ve eczacılık fakülteleri 466 YTL, veteriner fakülteleri 364 YTL, tıbbi biyolojik bilimler ve fizik tedavi ve rehabilitasyon programları, teknik eğitim fakülteleri 266 YTL, İTÜ İşletme Fakültesi 379 YTL, Mühendislik, mimarlık, mühendislik-mimarlık, inşaat, makine, maden, elektrik-elektronik, kimya metalürji, mühendislik ve teknik, uçak ve uzay bilimleri, ziraat ve orman fakülteleri 365 YTL, gemi inşaat ve deniz bilimleri, deniz bilimleri, su ürünleri, denizcilik, tekstil teknik ve tasarım, sanat ve tasarım, güzel sanatlar fakülteleri 300 YTL, fen, fen-edebiyat (fen programı), dil ve tarih-coğrafya, ilahiyat, eğitim, mesleki eğitim, sağlık eğitim, endüstriyel sanat eğitim, ticaret turizm eğitimi, mesleki yaygın eğitim, eğitim bilimleri, edebiyat, iletişim bilimleri ve iletişim fakülteleri 268 YTL, hukuk, iktisat, işletme, siyasal bilgiler, iktisadi ve idari bilimler 285 YTL.

Yüksekokullar içinde de en fazla katkı payını devlet konservatuvarı ve sivil havacılık ve yabancı diller yüksekokulu öğrencileri ödeyecek.

Katkı payları devlet konservatuvarlarında 550 YTL, sivil havacılık ve yabancı diller yüksekokullarında 443 YTL olacak.

Mesleki teknoloji, tütün eksperliği, ev ekonomisi yüksekokulları öğrencileri 195, bankacılık ve sigorta, uygulamalı bilimler, ilahiyat meslek, sağlık, hayvan sağlığı, endüstriyel sanatlar, takı teknolojisi ve tasarımı, beden eğitimi ve spor, spor bilimleri teknolojisi, fizik tedavi ve rehabilitasyon, sağlık teknolojisi, hemşirelik, sosyal hizmetler, sağlık idaresi, ulaştırma, turizm ve otelcilik işletme ve turizm işletme ve otelcilik ve engelliler entegre yüksekokulları ile tapu kadastro, sağlık hizmetleri, sivil havacılık, sosyal bilimler, teknik bilimler, yerel yönetimler, su ürünleri ve adalet yüksekokulları öğrencileri 179 YTL katkı payı verecek.

Lisastüstü öğrenim ücreti 244 YTL’ye yükselecek.

İSTEYENE KATKI KREDİSİ
İsteyen öğrenciler katkı payını YURTKUR’dan kredi olarak alabiliyor. Katkı payları, öğrenciler tarafından yükseköğretim kurumlarınca kamu bankalarından herhangi birinde açtırılan hesaba yatırılıyor.

YURTKUR’dan katkı kredisi almaya hak kazanan öğrenciler adına belirlenen katkı payı miktarları, bu kurum tarafından ilgili üniversiteye aktarılıyor.

Katkı payları, eğitim-öğretim yılı başlarında kayıt olma ve yenileme sırasında iki eşit taksitte ödeniyor.

Ntvmsnbc

Bu yazı toplamda 9, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Bebek Büyütürken Yapılan 10 Hata

Ağustos 18, 2008 by macline  
Filed under Sağlık

Bebek büyütürken yapılan 10 hataHayatımızın en değerli varlıklarını yetiştirirken yıllardır aynı hataların tuzağına düşüyoruz.

Kilo iyidir deyip obeziteye zemin hazırlıyoruz, anne sütü dururken mama veriyoruz, gürleşsin diye saçlarını sıfıra vurduruyoruz.

Oysa iyi niyetle de olsa yaptığımız bu hatalar, onların sağlıklı gelişimini sekteye uğratıyor. Medical Park Fatih Hastanesi Çocuk Hastalıkları ve Sağlığı Uzmanı Dr. Feyza Çivici Gümüş; çocuklarımızı büyütürken yaptığımız ve birer şehir efsanesinden ibaret ‘geleneksel hataları’ anlattı.

1- Sütüm yetmiyor, mama vermeliyim

Yeni annelerin en çok endişe ettiği konulardan biri, bebeğin aç kalma ihtimali. Bu nedenle de çoğu zaman bebekler gereksiz yere mamayla besleniyor. Oysa anneler, sütünün yetip yetmediğini bebeğinin çişini takip ederek anlayabilir. 24 saatte en az 5-6 kez bezini ıslatan bebek, anne sütüyle doyuyor demektir. Anne sütü yetersizliğine ancak bir çocuk hastalıkları uzmanı doktor karar verebilir ve onun tavsiyesi gereğince mama takviyesine başlanabilir.

2- Şekerli su sarılığa iyi gelir

İlk günlerde anne sütünün gelmesinde yaşanabilecek bir sorun, bebeğin zayıflamasına ve sarılık oluşumuna yol açabilir. Halk arasında, aç kalan ve az idrara çıkan bebeklere şekerli su verilmesi önerilir. Oysa bebeğin beslenmesinde şekerli suyun yeri yoktur.

3- Çocuk 2 yaşına geldi, bezi bırakmalıyım

İki yaş, çiş eğitimi vermek için başlangıç dönemidir. Ancak çocuk bu konuda asla zorlanmamalı, altına kaçırdığı için kızılmamalı, sık sık tuvalete tutularak eğitime tabi tutulmamalı.

4- Dondurma hasta eder

Dondurma, tüm çocukların sevdiği ve faydalı bir gıdadır. Boğaz ağrısına neden olmaması için yalayarak yenmeli ve yanında su içilmeli.

5- Gürbüz çocuk sağlıklı olur

Gürbüz çocuk, sağlıklı çocuk değildir! Dengeli beslenen çocuk, zayıf da olsa sağlıklı kabul edilir. Çocukları asla yemek yeme konusunda zorlamayın, yemediği zaman beslenmeyi sonlandırın.

6- Çocuk sıcak havayı sever

Çocuklar, her zaman terlemeyeceği şekilde giydirilmeli. Üşüyeceği korkusuyla çocukları çok giydirmek ve sarıp sarmalamak, terlemeye ve hasta olmaya yol açar. Pamuklu kıyafetler tercih edilmeli, içinde naylon karışımı olan ve özellikle polar tipinde olan kıyafetler giydirilmemeli.

7- Fazla hareketle terler, hasta olur

Hasta olur endişesiyle çocuğun hareket etmesini kısıtlamak çok yanlış bir yaklaşım. Her çocuk hareket edince terler; terleyince üstünü değiştirebilirsiniz! ‘Çok terledin artık yerine otur’ demek, onu tembel, hantal ve mutsuz yapar. Zaman içinde metabolizma hızı azalan çocuk, hızla kilo almaya başlar. Hareket etmelerini kısıtlamaktansa, spora (yüzme, basketbol vb) yönlendirin.

8- Şaşılık büyüyünce geçer

Çocuklarda şaşılık bir yaşına kadar fizyolojik kabul edilir. Ancak bir yaşından sonra düzelmeyen şaşılıklar için mutlaka göz doktoruna başvurulmalı. Bir yaşından önce bebeklerde Nistagmus (göz küresinin istemsiz titremesi) görüldüğünde de mutlaka muayene ettirilmeli.

9- Biberon ve emziği çok seviyor

Biberon ve emzik hiçbir çocuğa önerilmiyor. Biberon; bebekte ‘meme başı şaşkınlığı’na yol açıyor ve anne göğsünden soğutuyor. Mamayla beslenmek zorunda kalan bebeklerde, biberon en geç 2 yaşında bırakılmalı. Emzik de, damak yapısını bozabiliyor ve çocuğun enfeksiyon kapmasına yol açabiliyor.

10- Fitil vereyim rahatlasın

Çok zorda kalmadan ve doktor tavsiyesi olmadan ne fitil ne de ilaç kullanılmalı.

SamanyoluHaber

Bu yazı toplamda 10, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

10 Yıl İçinde 1500 Bitki Türü Yok Olabilir

Temmuz 16, 2008 by macline  
Filed under Bilim ve Teknoloji

Küresel ısınma böyle devam ederse 10 yıl içinde 1500’e yakın bitki türü yok olacak.

Uzmanlar uyardı… Küresel ısınma nedeniyle son 20 yılda, 13 bitki türü tamamen yok oldu.

Isınmanın bu hızla devam etmesi halinde ise 10 yıl içinde 1500 bitki türü tehlike altına girecek.

Uzmanlara göre, insanlar bilinçlendirilmeli, ülkeler de çeşitli önlemleri bir an önce uygulamaya koymalı.

NtvMsnbc

Bu yazı toplamda 6, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Kapat
E-posta ile paylaş