Yeşil Protein Keşfine Nobel Kimya Ödülü
Ekim 10, 2008 by macline
Filed under Bilim ve Teknoloji
2008 Nobel Kimya Ödülüne, ilk kez deniz analarında görülen yeşil floresan proteininin (GFP) keşfi ve geliştirilmesiyle ilgili çalışmalarıyla ABD’li bilim adamları Roger Tsien ve Martin Chalfie ile Japon bilim adamı Osamu Shimomura layık görüldü.
2008 Nobel Kimya Ödülleri sahiplerini buldu. Nobel Kimya Ödülü ABD’li bilim adamları Roger Tsien ve Martin Chalfie ile Japon bilim adamı Osamu Shimomura’ya flüoresan proteinlerle ilgili çalışmaları için layık görüldü. Nobel Komitesi kaynakları, üç bilim adamının denizanalarında gözlemlenen ve biyokimyanın gelişmesinde önemli yer teşkil eden yeşil flüoresan proteinini keşfettiklerine dikkati çektiler.
Yeşil floresan proteini, yaygın biçimde laboratuvar ortamında, beyin hücrelerinin gelişimi ya da kanser hücrelerinin yayılması gibi canlı hücre süreçlerinin izahı için kullanıldı.
Nobel kimya ödülünü geçen yıl, ozon tabakasının neden inceldiğinin anlaşılmasına da yardımcı olan, katı yüzeylerdeki kimyasal süreçle ilgili çalışmaları nedeniyle Almanya’dan Gerhard Ertl kazanmıştı.
TSIEN: SÜRPRİZ OLDU
Bu yılın Nobel Kimya Ödülünü Japon Osamu Shimomura ve ABD’li Martin Chalfie ile paylaşan Amerikalı Roger Tsien, ödülün kendisi için sürpriz olduğunu söyledi. California’dan telefonla gazetecilerin soruların yanıtlayan Roger Tsien, bu konuda bazı söylentiler bulunduğunu, ancak ödülü kazandığı haberinin kendisi için sürpriz olduğunu kaydetti.
“KUTUP YILDIZI”
İsveç Kraliyet Akademisi, Nobel kimya ödülüyle ilgili açıklamasında, ilk olarak denizanalarında keşfedilen GFP ile ilgili çalışmaları nedeniyle üç bilim adamının bu ödülü paylaştığını bildirdi. Bilimsel alanda GFP’nin etkilerinin mikroskobun keşfiyle kıyaslanabileceğine dikkat çekilen akademi açıklamasında, 40 yıldan beri GFP’nin, “biyokimyacılar, biyologlar, tıp alanında çalışan bilim adamları ve diğer araştırmacılar için yol gösterici bir kutup yıldızı olduğu” ifade edildi.
İlk kez Şimomura, 1962 yılında, bir deniz anasında yeşil floresan proteinini bulup ayrıştırdı, daha sonra da ultraviyole altında yeşil ışık verdiğini saptadı. Bundan 30 yıl sonra da diğer bilim adamları Chalfie ve Tsien, proteinin floresan ışığını nasıl yaydığı gibi katkılarla bu çalışmayı geliştirdi.
Akademi açıklamasında, bu çalışmaların, aynı zamanda diğer bilim adamlarının birkaç farklı biyolojik süreci takip edebilmesini mümkün kıldığı hatırlatıldı.
Araştırmacılar, GFP’yi kullanarak örneğin Alzheimer hastalığında sinir hücreleri hasarını ya da kanser hücrelerini izleyebiliyor.
ÜÇ BİLİM ADAMININ BİYOGRAFİSİ
Bu yılın Nobel ödülüne layık görülen Osamu Şimomura, 1928 Tokyo doğumlu. Yeşil Floresan Proteinini ilk kez keşfettiği 1962 yılında Princeton Üniversitesinde görevliydi, halen ABD’de yaşıyor.
Martin Chalfie, 1947 ABD doğumlu. 1977 yılında Harvard Üniversitesinde öğrenim gördü. Halen Columbia Üniversitesi biyoloji bilimleri dalında çalışıyor.
Roger Y. Tsien, 1952 New York doğumlu. 1977’de İngiltere’deki Cambridge Üniversitesinde öğrenim gördü, 1989 yılından beri California Üniversitesinde görev yapıyor.
Bilim adamları, Nobel ödülü kapsamında 10 milyon kron (1,4 milyon doları) parayı paylaşacak, ayrıca bir ödül belgesi alacak.
NOBEL KİMYA ÖDÜLÜNÜ SON 10 YILDA ALAN BİLİM ADAMLARI ŞÖYLE:
2007: Gerhard Ertl (Almanya)
2006: Roger D. Kornberg (ABD)
2005: Yves Chauvin (Fransa), Robert H. Grubbs ve Richard R. Schrock (ABD)
2004: Aaron Ciechanover (İsrail), Avram Hershko (İsrail), Irwin Rose (ABD)
2003: Peter Agre (ABD), Roderick MacKinnon (ABD)
2002: John Fenn (ABD), Koichi Tanaka (Japonya) ve Kurt Wüthrich (İsviçre)
2001: William Knowles (ABD), Ryoji Noyori (Japonya), Barry Sharpless (ABD)
2000: Alan Heeger (ABD), Alan MacDiarmid (ABD), Hideki Şirakava (Japonya)
1999: Ahmed Zevail (Mısır/ABD)
1998: Walter Kohn (ABD), John A. Pople (İngiltere)
Bu yazı toplamda 55, bugün ise 0 kez görüntülenmiş
Durup Dururken - Nükhet Duru
Türk Pop müziğinin en başarılı yorumcularından biri olan Nükhet Duru “Durup Dururken” isimli yeni albümüyle müzik marketlerdeki yerini aldı. Albümde remixlerle beraber toplam 12 şarkıya yer veren sanatçıya, “Organik” isimli parçasında Hepsi grubu eşlik ediyor…
1. Yalnız Daha İyiyim
2. Organik Ft. Hepsi
3. Yalanlarını Seçtim
4. Without Your Love
5. Organik Feat. Hepsi (Zugo Jungle Remix)
6. Yanlız Daha İyiyim (Zugo Drum & Bass Remix)
7. Yanlız Daha İyiyim (Oz- Be Be Progressive Remix)
8. Yanlız Daha İyiyim (Zugo Trance Club Remix)
9. Without Your Love (Oz- Be Be Progressive Remix)
10. Without Your Love (Zugo Trance Club Remix)
11. Organik Ft. Hepsi (Oz- Be Be Remix)
12. Doğru Söz Aranıyor
powerturk
Bu yazı toplamda 17, bugün ise 0 kez görüntülenmiş
Olimpiyat Şampiyonu Çin
Pekin 2008 Olimpiyat Oyunları sona erdi. Genel madalya sıralamasında ev sahibi Çin Halk Cumhuriyeti ilk sırada yer alırken, Türkiye olimpiyatları 37. sırada tamamladı.
29. Yaz Olimpiyat Oyunları’na evsahipliği yapan Çin Halk Cumhuriyeti, 51 altın, 21 gümüş ve 28 bronz olmak üzere, toplam 100 madalyayla oyunları lider tamamladı.
Pekin-2008′in son gününde 7 dalda verilen toplam 12 madalyanın da listeye eklenmesiyle, oyunların madalya sıralaması belirlendi.
Evsahibi Çin, 35 altın, 13′er gümüş ve bronz madalya olmak üzere, toplam 100 madalyayla ilk sırada yer alırken, toplam madalya sayısı Çin’den 10 fazla olan ABD, 19 altın, 21 gümüş, 25 bronz olmak üzere 110 madalyayla 2. sırada bulunuyor.
Türkiye, 1 altın (güreş), 4 gümüş (atletizm, tekvando, halter) ve 3 bronz (boks, tekvando, güreş), toplamda da 8 madalya ile 37. sıraya oturdu.
Türkiye, Atina-2004′de 3 altın, 3 gümüş ve 4 bronz olmak üzere toplam 10 madalya almış ve oyunları, 22. sırada tamamlamıştı.
ÇİN MADALYA PATLAMASI YAPTI
29. Yaz Olimpiyat Oyunları’nı başkent Pekin’de başarıyla organize eden Çin Halk Cumhuriyeti, sporda yıllardır sürdürdüğü planlı ve disiplinli çalışmanın yanısıra evsahibi olmanın avantajını da iyi değerlendirerek adeta madalya patlaması yaptı ve tarihinde ilk kez madalya tablosunun en üst basamağında yer aldı.
16 gün süren oyunlarda 51′i altın, 21′i gümüş ve 28′i bronz olmak üzere toplam 100 madalya kazanan Çin Halk Cumhuriyeti, böylece tarihte bir olimpiyatta en fazla altın madalya kazanan 2. ülke oldu. Bugüne dek bir olimpiyatta en fazla altın madalyayı, Seul-1988′de eski SSCB 55 ile kazanmıştı.
Çin, oyunlardaki 28 dalın 25′in madalya kazanmayı başarırken, bu 25 dalın 16’sında da altın madalyaya ulaştı.
Madalya tablosunda 1992′den bu yana ilk kez birinciliği kaptıran ABD, 36’sı altın toplam 110 madalyayla Çin’i toplamda geride bırakmasına karşın 2. sırada kaldı. Bir önceki olimpiyatta ABD, Pekin-2008′den 1 tane az olmak üzere 35 altın madalya kazanmasına karşın birinciliği elde etmişti.
ABD, madalya tablosunda ilk sırada yer alamamasına karşın, boykot edilmeyen oyunlar gözönüne alındığında toplam 110 madalyayla kendi rekorunu kırdı.
Pekin-2008′de en büyük çıkışı gerçekleştiren ülke olan gelecek olimpiyatın evsahibi İngiltere, 19 altın, 13 gümüş ve 15 bronz olmak üzere toplam 47 madalyayla 4. sırayı alırken, 56’sı altın toplam 145 madalya kazandığı Londra-1908′den tam 100 yıl sonra en başarılı olimpiyatını geçirdi ve sporun devi Rusya’yı geride bıraktı.
Pekin-2008′in en kayda değer olaylarından biri de madalyaların ülkeler arasındaki dağılımı oldu. Bu oyunlarda tam 87 ülke madalya kazanırken, bu rakam da oyunlar tarihinin rekoru olarak kayıtlara geçti. Bu 87 ülkeden 55′i de altın madalya kazanmayı başardı. Oyunlarda 12 ülke, bu oyunlarda ilk madalyasını ya da altın madalyasını kazanarak oyunlar onur tablosundaki yerlerini aldılar.
Rusya, Almanya ve Japonya gibi sporun önde gelen ülkeleri, Atina-2004′e göre düşüşler gösterirlerken, ABD, en büyük düş kırıklıklarını atletizmde sprinterlerinde ve yalnızca 1 bronz madalya kazandığı boksta yaşadı. Ancak ABD’de, yüzücü Michael Phelps, 8 altın madalya kazanıp, bir olimpiyatta en fazla madalya kazanan sporcu unvanına erişirken, ayrıca bu başarısını 7 dünya rekoruyla taçlandırarak tarihe geçti.
Yalnızca atletizmde 3 altın madalyası bulunan ve 3 dünya rekoru birden kıran oyunların en popüler isimlerinden Usain Bolt’un da aralarında bulunduğu sprinterleri ve engelcileriyle 11 madalya kazanan 2.7 milyon nüfuslu Jamaika’da, böylece her 245 bin kişiye bir madalya düşerken, toplam 46 madalya elde eden 21.4 milyon nüfuslu Avustralya’da, her 465 bin, 24 madalya alan 11.3 milyon nüfuslu Küba’da ise her 470 bin nüfusa bir madalya düştü.
Bu arada dünyada nüfus bakımından üst sıralarda yer alan ülkelerden Pakistan, Filipinler ve Bangladeş, Pekin-2008′de madalya kazanma başarısı gösteremediler.
Afrika ülkelerinden Kenya, 5′i altın olmak üzere 14 madalyayla oyunlarda büyük bir başarıya imza atarken, Etiyopya’nın erkekler ve bayanlardaki uzun mesafecileri Kenenisa Bekele ve Trinush Dibaba, 5 bin ve 10 metrelerde toplam 4 altın madalyaya ulaşarak bu dallarda ağırlıklarını hissettirdiler.
Afrika kıtası ülkeleri oyunlarda 40 madalya alarak, kıtanın tarihteki en başarılı olimpiyatını geçirmesini sağladılar. Bu ülkeler arasında kanoda madalya alan Togo, boksta madalya kazanan Mauritius ve atletizmde 800 metrede madalya elde eden Sudan, oyunlar tarihindeki ilk madalyalarını kazandılar.
Bu 3 ülkenin yanısıra Asya’dan Tacikistan, Afganistan ve Bahreyn de Pekin-2008′de, ilk kez madalya kazanma heyecanını yaşadılar.
Tarihinde ilk kez oyunlarda altın madalya alan Bahreyn’in dışında Panama ve Moğolistan da ilk altın madalyalarını Pekin-2008′de elde ettiler.
Öte yandan Tunus ve Güney Kore, tarihlerinde yüzmede ilk olimpiyat altın madalyalarına ulaşırlarken, atletizmde bayanlar uzun atlamada altın madalya kazanan Brezilyalı atlet Maurren Higa Maggi de atletizmde altına ulaşan oyunlar tarihindeki ilk Brezilyalı olarak dikkati çekti.
Ntvspor
Bu yazı toplamda 36, bugün ise 0 kez görüntülenmiş
Warhammer Online’ın Çıkış Tarihi Eylül 2008
Şehvetle beklenen “Warhammer Online: Age of Reckoning”in çıkış tarihi, EA ve Mythic Entertainment tarafından açıklandı.
Masaüstü strateji oyunu Warhammer’ın “Warhammer Fantasy” dünyasında (yani bildiğiniz fantastikli ortaçağda) geçecek olan kitlesel devasa rol yapma oyunu “Warhammer Online: Age of Reckoning”in muhtemel çıkış tarihi, Electronic Arts’ın Singapur sitesinin yaptığı bir yanlışlık sonucu belli oldu.
Daha önce geliştiricisi Mythic Entertainment tarafından çıkışı birkaç kez ertelenen Warhammer Online’ın satış tarihi, Electronic Arts Singapur sitesinde ne hikmetse 23 eylül görünüyordu. Electronic Arts durumu farkeder etmez tarihi kaldırttı ve kendisinden onay beklenmesini istedi. Ancak, oyunun 2008 eylülünde çıkması daha önce konuşulduğu için, artık bu tarihe kesin gözüyle bakılıyor.
Gelişme: Oyunun çıkış tarihi, 18 eylül olarak onaylandı. Aylık üyelik 15 dolar, 3 aylık abonelik 42 dolar, 6 aylık abonelik ise 78 dolar olacak.
KAYNAK: Yahoyt.com / Aklı fikri teknoloji olanların sitesi yahoyt.com
Bu yazı toplamda 34, bugün ise 0 kez görüntülenmiş
UEFA EURO 2008
Futbol oyunları için durum kolay değil. Yıllardır bu kadar iyi yürüyen bir konseptte neyi değiştirmek istersiniz? Yılların fanatiklerini hayal kırıklığına uğratmak istemezsiniz, yeni bir elbiseyle aynı eski oyunu sunmak da istemezsiniz. 2008 Avrupa şampiyonası yaklaşırken, oyun devi EA bu kez seyircilere maç oyununu sunmakta ısrarcı davrandı. Peki her şey eskisi gibi mi? Evet, hemen hemen.
UEFA EURO 2008 bekleyebileceğiniz her şeyi ve biraz daha fazlasını sunuyor. Sadece milli takımların seçimi biraz sıkıcı. Yaklaşık 53 takımdan seçim yapmak biraz kısıtlı. Bir Avrupalı olarak ben kendi adıma bunun için özür diliyorum. Maalesef Avrupalılar olarak bundan fazlasını sunamıyoruz ve yeni sınırlar tanımlamak veya yeni devletler oluşturmak için çok geç. Aslında elemenin bir parçası olan her takım seçilebiliyor. Endişelenmeyin Liechtenstein ve Faeroe Adaları bile sıralamada var.
Arkadaşlarla çok fazla örnek oyun, bir futbol oyununun nasıl farklı görüşler ortaya çıkarabileceğini ortaya koyuyor. “Kontrollere alışamıyor, bu adamlar çok yavaş tepki veriyor!”, demişti bir arkadaşım. Başka biri “Gerçekten mi!,” demişti, “Kontroller birinci sınıf ve tepkileri son derece gerçekçi”. Ben ikinciye katılıyorum, çünkü kontroller hiç olmadığı kadar iyi ve basit. Aşırtma ve yanıltma pasları için, birkaç tuşu kombine etmeniz gerekiyor ancak kısa süre oynadıktan sonra, sizin için son derece doğal olacaktır. Hatta Pro Evo serisinin fanatikleri için uygun bir kontrol seçeneği de bulunuyor.
Bir bakıma az sayıda takımı telafi etmek için – gerçekten üzgünüm – çok sayıda oyun modu sunuluyor. Her zaman olduğu gibi, “kick-off” (başlat) ile hemen bir maç başlatabilir ve “Be a Pro” (Profesyonel Ol) ile penaltı atışları yapabilir veya tek bir oyuncuyu kontrol edebilirsiniz. “Be a Pro” ilk defa FIFA 08’de görüldü. Güzel bir fikir ancak gerçek potansiyelini farklı diğer insan oyuncularda gösteriyor. Tek başına oynandığında “Team Captain” (Takım Kaptanı) modu çok fazla eğlence sunuyor. Kendi oyuncunuzu oluşturuyorsunuz ve başarılı top oyunlarıyla puan topluyorsunuz. Ardından bu puanlar pas atma gücü, doğruluk ve zamanlama gibi farklı özellikler almak için kullanılabiliyor, rol yapma oyunlarında olduğu gibi. Milli takımınız için yeterli puanı elde ettikten sonra, kaptan kol bandı sizi bekliyor. Puan toplamak artık günlük sıradan bir iş özellikle konsolunuzla çevrimiçi oynuyorsanız.
“Qualifying Scenarios” (Eleme Senaryoları) dışındaki her oyun modunda puan kazanıyorsunuz ve “Battle of the Nations” (Ülkelerin Savaşı) modunda bu hayati bir rol oynuyor. “Battle of the Nations” aslında arka planda yürüyen bir program. Ülkeniz ne olursa olsun bir milli takım seçebiliyorsunuz. Birkaç oyun oynamak için sadece bu takımı kullanmıyorsunuz, aynı zamanda seçtiğiniz ülkenin binlerce sanal temsilcisinden biri oluyorsunuz. Artık bir takım olarak oynuyorsunuz, çünkü aynı takım için oynayan herkes aynı ”ulusal puan” için oynuyor. 30 Haziranda, hangi milli takımın Avrupa Şampiyonu olduğuna karar verilecek. Elbette sanal olarak.
Kupayı almak isteyenler “UEFA EURO 2008” modunu seçebilir. Adından da bu modun neyle ilgili olduğunu tahmin edebilirsiniz. Şampiyonanın tamamını oynayabilir veya hemen final turundan başlayabilirsiniz. Zorluk isteyenler çeşitli “Eleme Senaryolarına” katılabilir. Burada bazen kendinizi bir maçın ortasında bulunuyorsunuz örneğin atak yapmanız veya savunma yapmanız gerekiyor. Adından anlaşıldığı gibi, eleme maçlarından çeşitli durumlarla karşı karşıya geliyorsunuz ve tarihi yeniden yaşayabilir veya yeniden yazabilirsiniz. Her zaman olduğu gibi asıl zorluk sizi online olarak bekliyor. On altı takım “EURO Online K.O. Cup”ta karşılaşıyor. Bu aslında “UEFA EURO 2008”in online versiyonu ancak fark, daha zayıf bir takımla üstteki bir takımı yendiğinizde daha fazla puan alıyorsunuz.
Mükemmel animasyon, maç başlangıcında konfeti yağmuru, leke efektleri ve oyuncuların ve antrenörün yüzünden damlayan terler gerçekten keyif verici. Ancak pikselli sahte seyirciler, geleneksel antialiasing sorunu ve golden sonraki kutlama sırasında duraklama pek keyif vermiyor. Oyun sahası kenarından dışarı bakmadığınız sürece veya belirli koyu gölgelere bakmadığınız sürece, erken bir televizyon yayını izliyor izlenimi ediniyorsunuz. Modern müzik, ıslıklar, kulak sağır eden eğlence bağırmaları ve hakem düdüğü harika. İyi sunulan FIFA 08 teknik açıdan UEFA EURO 2008’e göre bir adım öne geçiyor.
EB
Kaynak:GamesRapidshare
Bu yazı toplamda 27, bugün ise 0 kez görüntülenmiş
2008 NASA İçin Altın Yıl Oldu
Temmuz 16, 2008 by macline
Filed under Bilim ve Teknoloji

Uzayı keşif alanında özellikle son birkaç hafta içinde önemli görevleri yerine getiren NASA’nın en etkileyici marifetlerinden birisi uzay aracı Phoenix’i (Zümrüdü Anka Kuşu) Mars’ın kuzey kutup bölgesine başarıyla indirmek oldu. Bu 30 yıldır Kızıl Gezegen’e yapılan ilk yumuşak inişti.
Mars’ın kuzey kutbunda koca bir buz bloğu bulmayı bekleyen NASA bilim adamları ilk anda umduklarına ulaşamasalar da Phoenix’in minyatür toprak numunesi ısıtma fırını (Thermal and Evolved-Gas Analyzer-TEGA-Termal ve Gelişkin Gaz Analizcisi) sonunda aldığı Mars toprağı örneklerinde buz halindeki suyun izini tespit etmeyi başardı.
Phoenix uzay aracının Mars’taki araştırmaları basın tarafından takip edilirken, NASA, fazla gürültü çıkarmayan, ancak evrene yeni bir pencere açacağı gözüyle bakılan bir başka bilimsel görevi yerine getirmek üzere yörüngeye bir roket fırlattı.
Evreni sürekli aydınlatan devasa gama patlamalarını Dünya’nın yörüngesinden inceleyecek GLAST adlı (Gamma-Tay Large Area Space Telescope) yeni teleskobun göndereceği verilerin, galaksilerin etkin çekirdekleri, pulsarlar ve süpernova kalıntıları üzerindeki gizem perdesini aralayabileceği tahmin ediliyor.
29 Haziran’da 50. kuruluş yılını kutlayacak NASA, geçen ay sonunda yaptığı mekik uçuşuyla Uluslararası Uzay İstasyonu’na (UUİ) bir başka önemli modülü ekledi. Japon astronot Akihiko Hoshide ve Amerikalı astronot Karen Nyberg, yolcu otobüsü büyüklüğündeki 15 tonluk “Kibo”yu UUİ’nin robot kolunun yardımıyla mekikten alarak, istasyona monte ettiler.
11,2 metre uzunluk, 4,4 metre genişliğindeki “Kibo”, Japonca “umut” anlamına geliyor. UUİ’ye takılan Amerikan, Rus ve Avrupa laboratuvarlarından çok daha büyük olan “Kibo”nun montajıyla yörüngedeki UUİ’nin temel inşası da tamamlanmış oldu. Böylelikle Japonya da ABD, Rusya ve Avrupa ile birlikte UUİ’de söz sahibi konumuna ulaştı.
NASA ayrıca, bu yıl bitmeden, uzayın derinliklerini keşifte kilit öneme sahip Hubble teleskobunun onarımı için Ekim’de bir uzay seyahati planlıyor. Uzaya yeni uydular gönderecek Amerikan uzay ajansı ayrıca, UUİ’ye Kasım ve Aralık aylarında iki inşa uçuşu daha yapmayı öngörüyor.
NtvMsnbc
Bu yazı toplamda 3, bugün ise 0 kez görüntülenmiş
Pro Evolution Soccer 2008
İleriye doğru mücadelemi, kararlılıkla sürdürüyorum. Üç defans oyuncusu yolumu kapatıyor. Attığım şık çalım, ilk defans oyuncusunu komik duruma düşüyor. İkincisine yaklaşıyorum. Defansla buluşmadan hemen önce paslaşmaya başlıyorum; kısa pas, bir kısa pas daha, sonra uzun pas. En sonunda, “ölümcül” bir pas atıyorum. Adına yakışır bir pas doğrusu. Top yuvarlanıp forvetin ayağının dibinde bitiyor. Nefesimi tutmuş bekliyorum. İşte kritik an! İşte şut! Ve işte kaçan gol… Hayal kırıklığına uğruyorum, ama kendimden başka kimseyi suçlayamam.
Pro Evolution Soccer oyununu, rakibi Electronic Arts firmasının FIFA oyunundan her zaman farklı kılmış olan özellikleri nelerdir? Büyük oranda, daha üstün oynanabilirliği, yapay zekâ düzeyinin az çok üstün oluşu ve top fiziğinin FIFA’nınkinden cidden kat kat daha iyi olması. Pekiyi, Konami’nin futbol benzetim (simülasyon) oyunununa kıyasla, FIFA’nın ne gibi artıları var? Lisanslı kulüp sayısı daha fazla, stadyumlarda atmosfer daha iyi, sunucuları daha başarılı ve prezantasyonu daha etkileyici ve profesyonel. Ama ben burada iki futbol oyunu arasında kıyaslamaya girmek istemiyorum. Benim yapabileceğim iş oldukça basit: Bir oyun üzerine rapor yazmak. Üzerinde rapor yazacağım oyunu hem zaman geçirmek hem de eğlenmek için oynarım. Bu konuda yazabileceğim çok şey var.
Pro Evolution, TV’de verilen futbolun bende hayal kırıklığı yarattığı noktadan yola çıkarak, bu boşluğu kapatıyor. Yeni başlayanlar için uygun, kullanımı kolay olmasına rağmen o kadar da basit değil. Futbolun hem acemilerini hem de profesyonellerini aynı şekilde motive edebiliyor. Yıllar sonra, futbol benim için tekrar zevkli bir spor haline geldi, çünkü fiziksel olarak sahaya çıkıp kendimi yormadan, sanal futbol sahasında kendi kontrolum altında bir sanal oyuncuyla sahanın bir ucundan diğerine top koşturabilirim. Bir iki saat süreyle futbola ilgi duyabilmek için taktik öğrenmekle uğraşmama da gerek yok. Peki ne yaparım? Pro Evolution’umu Xbox 360’ıma takarım, kuralların hiçbirine aldırmadan, İsviçre Milli Takımı olarak, (lisanssız) Alman Milli Takımı’nı yenerim. Analog kontrol çubuğunun basit hareketleri ile topumu, rakip oyuncuların arasından kolaylıkla sürerim. Sola doğru takım arkadaşlarımdan birinin boş olduğunu gördüm, diyelim. Oraya atarım pasımı. Ancak bu noktada yapay zeka devreye girer.
Pro Evolution, aslına uygun oyuncu modelleri ya da gösterişli prezantansyonu ile sivrilmiyor. Ama oyun, inanılmaz bir derinlik sunuyor. Yarattığı gerçekçi atmosfer ile, sizi neredeyse sahadaki çimin kokusunu duyabileceğinize inandırıyor. Eskiden, futbol oyunlarını kırk yılda bir oynardım. Bir gün bir oyun satıcısı, (Pro Evolution’un Japon piyasasındaki adıyla) Winning Eleven’ı satın almaya beni ikna etti. Satıcıya sonradan lanet okumadım, çünkü oyun gerçekten iyiydi. Bugünlerde Pro Evolution 2008’i oynarken benzersiz bir keyif alıyorum. Uzun zamandır böyle heyecan dolu bir spor oyunu oynamaya hasret kalmışım.
Başlangıçta oyuncuların sahaya çıkışı sizi ağzınızı açık bırakacak kadar ihtişamlı değil. Pek de detaylı olmayan grafikleriyle oyuncular sahaya diziliyorlar ve görüntü bir iki tekleyip titriyor. Üst bölümlerde oturan seyirciler biraz keskin çizgilerle resmedilmiş, ama yuhalama ve ıslık sesleri fena değil. Zaten yuhalamasız ve ıslıksız maç olur mu? Olmaz! Sonuçta, biraz zayıf kalmış grafikleri görmezden gelip oyunun “heyecanına” kendimi kaptırmayı tercih ediyorum. Çok geçmeden, oyunun grafiksel özellikleri unutuluyor zaten. Kendimi savaşçı bir tavırla oyuna veriyorum; top kapıyorum, çalım atıyorum; attığım paslar da genelde yerini buluyor. Sürekli topu ileri götürmeye ve topa hakimiyetimi korumaya çalışıyorum. Oyunun kontrolleri ve oynanabilirliği son derece inandırıcı. Bir düğmeye basarak futbol oyuncumu rakibimin üzerine salıyorum. Aman dikkat! Eğer vücut temasıyla faul yaparsanız, kısa bir süre sonra hakem renkli kartlarını sallamaya başlıyor. Rakip oyuncu kaleme fazla yaklaşırsa kalecimi kaleden çıkarıveriyorum. Bu seçeneği çok seviyorum. Eski futbol oyunlarında kaç defa böyle bir seçeneğin olmasını dilemişimdir, “Kaleden çıksana, gerizekalı!” diye bağırmışımdır, hatırlamıyorum bile. Ama artık bunun önemi yok. Pro Evolution, istediğim özelliklerin hemen hepsine sahip.
Turnuva, önemli bir lig maçı ya da kendi kurduğunuz takımla oynadığınız bir dostluk maçı olsun; coşku, heyecan ve hoş bir beklenti, bu oyunun birer parçası. Tutarlı oynanabilirlik, takım arkadaşlarının ve rakibin gerçekçi tepkileri ve davranış biçimleri oyun deneyimine gereken lezzeti katıyor. Sanal sahada, çoğunlukla kendi ya da rakip penaltı alanında bir çok ilginç ve heyecanlı sahneler yaşanabiliyor. Kafa ile atılan şut, kalecinin yumruklarından geri dönüyor. Buna karşılık, top tekrar ve bu sefer doğrudan kaleye doğru vurulan bir kafa şutu ile direğe isabet ediyor. Ama atak burada bitmiyor; top direkten dönerek forvetin kafasına iniyor. Bu gol olmasın da ne olsun!
EB / MS
Kaynak:GamesRapidShare
Bu yazı toplamda 38, bugün ise 0 kez görüntülenmiş
Pro Evolution Soccer 2008 (Wii)
Uzun süredir sanal futbol dünyasında belirmeye başlayan bir kriz var. Oyunun güzelliğinin aksine suç, çok fazla para ödenen iki çift lafı bir araya getiremeyen futbolcularda değil; abartılı maaş alan yeteneksiz yöneticilerde ya da ego kompleksleri içinde yüzen, sürekli bağırıp çağıran antrenörlerde. Bu sorun, sistemin içine sessizce ve sinsice sızmış: FIFA ya da Pro Evolution Soccer serisinin, her yıl piyasaya o kadar sık yeni bir sürümü çıkıyor ki; oyunun bağımlısı haline gelmiş müşteriler durup kendilerine önceki sürümle son çıkan sürüm arasında tarihten başka ne gibi önemli bir fark olduğunu soruyorlar. Kimse parasını, geçen senenin ürününün yeniden ısıtılıp önlerine sunulmuş haline vermek istemez doğrusu… Bu sanal sporda, yenilik eksikliği var- güncellenen tek şey grafikler ve birkaç futbolcu adının değişmiş olması, hepsi bu. Yeni yaratıcı fikirlere ihtiyaç var. Konami bunu düşünerek, Wii için çıkan PES serisinin son versiyonu köklü bir şekilde elden geçirildi. Futbol eleştirmenlerini bile şaşırtabilecek kadar yeni bir şekle bürünecek. Fakat bu, şüphesiz ki oyunun müdavimi olanlar için bir tartışma konusu olacak.
Oyunda bireysel olarak öne çıkılan günler geçmişte kaldı – artık kendi ceza sahanızdan başlayıp tüm rakipleri geçerek karşı kaleye kadar gidip gol atmak gerçekten imkansız. İyi topu sürerek driplinglerle rakibini inatla geçmeye çalışan herhangi birinin hareketleri yakında PES2008 Wii de engellenecek. Çünkü artık sahada dönüşümlü olarak sadece tek bir futbolcuyu yönetmiyorsunuz; artık bütün takım sizin emrinizde… Sıkıcı fakat gerekli oyun rehberini okuyup, oyun hakkında temel bilgileri öğrenmekte fayda var: Aynı bir macera oyununda olduğu gibi, Seçtiğiniz futbolcuyu hareket ettirmek için, formasından tutarak sahanın içinde “sürükleyebiliyorsunuz”. A tuşuna basarsanız, atış yapan futbolcu seçtiğiniz bölgeye koşuyor Pas vermek için de aynı yöntem kullanılıyor: Topu almasını istediğiniz futbolcuyu B tuşuyla seçiyorsunuz ve topu süren futbolcu komutlarınızı dinleyip topu takım arkadaşına atıyor. Fakat kaleye çekilen şutlar her zaman çerçeveye isabet etmiyor: Nunchuck’ı hareket ettirirseniz, top kutucuğun yönünde hareket ediyor; ancak kaleden içeri girip girmeyeceği tamamen şansa bağlı.
Oyunun temel hareketlerini ilk başta biraz yadırgayabilirsiniz, fakat zamanla bunlara alışıyorsunuz. PES2008 sizi tekrar düşünmeye sevk ediyor: Artık tek futbolcunun topa vurması yetmiyor – artık bütün takım doğru zamanda doğru yerde olmak zorunda. Hızlı hareket etme uğruna taktiksel hareketlerden vazgeçiliyor – topu ağlarla buluşturmanın tek yolu herhangi bir anda futbolcularınızın nerede olduğunu tam olarak bilmeniz. Yeni kumandaya alışana dek sadece biraz alıştırma yapmanız gerekiyor, daha sonra ne yapmanız gerektiğini biliyorsunuz. Yine de yeni kontrol mekanizmasının kendine has tuzakları var Birincisi, kaleye çekilen şutun şiddetini siz kontrol edemiyorsunuz, bu tamamen rastlantısal; bu yüzden şutu ayarlayarak çekmeniz tavsiye edilir. Aynı şekilde, defans da bazı şeyler rastlantıya bağlı: Defanstayken karşı takımın hücum eden futbolcularına pres uygulamak için tek yol A tuşuyla kendi futbolcularınıza pres yaptırmak. Ya da daha sert bir yol seçin ve tehlikeli durumlardan kurtulmak için kasten faul yapın. Eğer şov yapan bir oyuncuyla ya da deneyimli bir futbolcuyla karşılaşırsanız bu taktiği kullanarak başarı sağlamanız çok zor. Böyle senaryolarda ibre, çoğunlukla topu süren oyuncunun lehine dönüyor.
Ne yazık ki grafikler de hayal kırıklığına uğratıyor. Özellikle menüler çok kötü, modern tasarım kültüründen çok uzak ve Amiga televizyon futbolunun ilk günlerinin anısını yaşatır gibi… Dahası, Konami burada biraz daha uluslararası olan bir kimlik seçmeliydi; doğru ayarları seçerken duyduğunuz tipik Japon laterna müziğinin yerine alternatif müzikler sunulmuş olabilirdi. Sahadaki gerçek maç görüntüsü oldukça düzgün görünüyor, takım animasyonları akıcı, ceza sahasının tümüyle doluyken bile görüntü sabit kalmıyor. Ne yazık ki futbolcular dev LCD ekranında bit kadar küçük görünüyorlar, bazen görüntüyü kaçırıyorsunuz ve kendinizi topu ve aktif oyuncuyu ararken buluyorsunuz. Yorumcular alıştığımız gibi, istemeden de olsa sürekli komik durumlara yol açan veciz laflar yumurtluyorlar. Bunun için, gerçekten de düzgün bir online modu bulunuyor; Nintendo burayı dikkate alabilir – ve belki de, bir sonraki Mario Strikers’ı vücuda getirmek için bir iki şey öğrenebilir.
MK
Kaynak:GamesRapidShare
Bu yazı toplamda 60, bugün ise 0 kez görüntülenmiş
Pro Evolution Soccer 2008
İleriye doğru mücadelemi, kararlılıkla sürdürüyorum. Üç defans oyuncusu yolumu kapatıyor. Attığım şık çalım, ilk defans oyuncusunu komik duruma düşüyor. İkincisine yaklaşıyorum. Defansla buluşmadan hemen önce paslaşmaya başlıyorum; kısa pas, bir kısa pas daha, sonra uzun pas. En sonunda, “ölümcül” bir pas atıyorum. Adına yakışır bir pas doğrusu. Top yuvarlanıp forvetin ayağının dibinde bitiyor. Nefesimi tutmuş bekliyorum. İşte kritik an! İşte şut! Ve işte kaçan gol… Hayal kırıklığına uğruyorum, ama kendimden başka kimseyi suçlayamam.
Pro Evolution Soccer oyununu, rakibi Electronic Arts firmasının FIFA oyunundan her zaman farklı kılmış olan özellikleri nelerdir? Büyük oranda, daha üstün oynanabilirliği, yapay zekâ düzeyinin az çok üstün oluşu ve top fiziğinin FIFA’nınkinden cidden kat kat daha iyi olması. Pekiyi, Konami’nin futbol benzetim (simülasyon) oyunununa kıyasla, FIFA’nın ne gibi artıları var? Lisanslı kulüp sayısı daha fazla, stadyumlarda atmosfer daha iyi, sunucuları daha başarılı ve prezantasyonu daha etkileyici ve profesyonel. Ama ben burada iki futbol oyunu arasında kıyaslamaya girmek istemiyorum. Benim yapabileceğim iş oldukça basit: Bir oyun üzerine rapor yazmak. Üzerinde rapor yazacağım oyunu hem zaman geçirmek hem de eğlenmek için oynarım. Bu konuda yazabileceğim çok şey var.
Pro Evolution, TV’de verilen futbolun bende hayal kırıklığı yarattığı noktadan yola çıkarak, bu boşluğu kapatıyor. Yeni başlayanlar için uygun, kullanımı kolay olmasına rağmen o kadar da basit değil. Futbolun hem acemilerini hem de profesyonellerini aynı şekilde motive edebiliyor. Yıllar sonra, futbol benim için tekrar zevkli bir spor haline geldi, çünkü fiziksel olarak sahaya çıkıp kendimi yormadan, sanal futbol sahasında kendi kontrolum altında bir sanal oyuncuyla sahanın bir ucundan diğerine top koşturabilirim. Bir iki saat süreyle futbola ilgi duyabilmek için taktik öğrenmekle uğraşmama da gerek yok. Peki ne yaparım? Pro Evolution’umu Xbox 360’ıma takarım, kuralların hiçbirine aldırmadan, İsviçre Milli Takımı olarak, (lisanssız) Alman Milli Takımı’nı yenerim. Analog kontrol çubuğunun basit hareketleri ile topumu, rakip oyuncuların arasından kolaylıkla sürerim. Sola doğru takım arkadaşlarımdan birinin boş olduğunu gördüm, diyelim. Oraya atarım pasımı. Ancak bu noktada yapay zeka devreye girer.
Pro Evolution, aslına uygun oyuncu modelleri ya da gösterişli prezantansyonu ile sivrilmiyor. Ama oyun, inanılmaz bir derinlik sunuyor. Yarattığı gerçekçi atmosfer ile, sizi neredeyse sahadaki çimin kokusunu duyabileceğinize inandırıyor. Eskiden, futbol oyunlarını kırk yılda bir oynardım. Bir gün bir oyun satıcısı, (Pro Evolution’un Japon piyasasındaki adıyla) Winning Eleven’ı satın almaya beni ikna etti. Satıcıya sonradan lanet okumadım, çünkü oyun gerçekten iyiydi. Bugünlerde Pro Evolution 2008’i oynarken benzersiz bir keyif alıyorum. Uzun zamandır böyle heyecan dolu bir spor oyunu oynamaya hasret kalmışım.
Başlangıçta oyuncuların sahaya çıkışı sizi ağzınızı açık bırakacak kadar ihtişamlı değil. Pek de detaylı olmayan grafikleriyle oyuncular sahaya diziliyorlar ve görüntü bir iki tekleyip titriyor. Üst bölümlerde oturan seyirciler biraz keskin çizgilerle resmedilmiş, ama yuhalama ve ıslık sesleri fena değil. Zaten yuhalamasız ve ıslıksız maç olur mu? Olmaz! Sonuçta, biraz zayıf kalmış grafikleri görmezden gelip oyunun “heyecanına” kendimi kaptırmayı tercih ediyorum. Çok geçmeden, oyunun grafiksel özellikleri unutuluyor zaten. Kendimi savaşçı bir tavırla oyuna veriyorum; top kapıyorum, çalım atıyorum; attığım paslar da genelde yerini buluyor. Sürekli topu ileri götürmeye ve topa hakimiyetimi korumaya çalışıyorum. Oyunun kontrolleri ve oynanabilirliği son derece inandırıcı. Bir düğmeye basarak futbol oyuncumu rakibimin üzerine salıyorum. Aman dikkat! Eğer vücut temasıyla faul yaparsanız, kısa bir süre sonra hakem renkli kartlarını sallamaya başlıyor. Rakip oyuncu kaleme fazla yaklaşırsa kalecimi kaleden çıkarıveriyorum. Bu seçeneği çok seviyorum. Eski futbol oyunlarında kaç defa böyle bir seçeneğin olmasını dilemişimdir, “Kaleden çıksana, gerizekalı!” diye bağırmışımdır, hatırlamıyorum bile. Ama artık bunun önemi yok. Pro Evolution, istediğim özelliklerin hemen hepsine sahip.
Turnuva, önemli bir lig maçı ya da kendi kurduğunuz takımla oynadığınız bir dostluk maçı olsun; coşku, heyecan ve hoş bir beklenti, bu oyunun birer parçası. Tutarlı oynanabilirlik, takım arkadaşlarının ve rakibin gerçekçi tepkileri ve davranış biçimleri oyun deneyimine gereken lezzeti katıyor. Sanal sahada, çoğunlukla kendi ya da rakip penaltı alanında bir çok ilginç ve heyecanlı sahneler yaşanabiliyor. Kafa ile atılan şut, kalecinin yumruklarından geri dönüyor. Buna karşılık, top tekrar ve bu sefer doğrudan kaleye doğru vurulan bir kafa şutu ile direğe isabet ediyor. Ama atak burada bitmiyor; top direkten dönerek forvetin kafasına iniyor. Bu gol olmasın da ne olsun!
EB / MS
Kaynak:GamesRapidShare
Bu yazı toplamda 8, bugün ise 1 kez görüntülenmiş



