Çelikten 500 Kat Güçlü ve 10 Kat Daha Hafif Kağıt
Ekim 27, 2008 by macline
Filed under Bilim ve Teknoloji
Florida Eyalet Üniversitesi’nde üretilen karbon nanotüpten imal edilen kağıt, dünyanın en güçlü materyali ünvanını alacak gibi görünüyor.
Kanser tedavisinden gelişmiş elektronik cihazların imaline kadar geniş bir yelpazede kullanılan karbon nanotüpler, önümüzdeki on yıl içerisinde daha çok alanda karşımıza çıkacaklar. Özellikle de çelikten 10 kat daha hafif olduğu halde 500 kat daha güçlü bir kağıdın yapımında kullanıldıkları için.
Florida Eyalet Üniversitesi’ne bağlı olarak çalışan Yüksek Performanslı Malzemeler Enstitüsü tarafından geliştirilen ince, filmsi görüntüsüyle oldukça dayanıksız görünen kağıt (Buckypaper), çelikten 500 kat sağlam yapıyı sağlayan karbon nanotüpler sayesinde geleceğin dayanıklı materyali olma konusunda büyük bir iddia ortaya koyuyor.
İnsanların saç telinden 50,000 defa daha ince olan karbon nanotüpler kullanılarak üretilen kağıt, hafifliği ve sağlamlığıyla öncelikle hafif, enerji verimi yüksek uçaklar ve otomobillerin üretilmesi için kullanılması öngörülüyor. Kağıdın daha sonraları daha güçlü bilgisayarlar, geliştirilmiş televizyon ekranları gibi ürünler için geliştirilebileceğini belirten araştırma görevlisi Ben Wang, buluşun seri üretime geçmesi durumunda özellikle havacılık endüstrisinde büyük bir devrim yaratacağının altını çiziyor.
Karbon nanotüpler, halihazırda tenis raketleri ve bisikletler gibi günlük yaşamda karşımıza sıkça çıkabilecek ürünlerin güçlendirilmesinde az miktarda olsa da kullanılıyorlar. Bu ürünlerde %1 ile 5 arasında kullanılan karbon nanotüpler, düşük miktarlarda kullanılmasına rağmen bu ürünlerin oldukça sağlam olmalarını sağlıyorlar. Buckypaper adı verilen kağıt üretilirken kullanılan karbon nanotüp oranı ise %50 olarak belirtiliyor.
Ürünü geliştiren Florida Eyalet Üniversitesi araştırmacıları, kağıdın kullanımının önündeki en büyük engelin, nanotüplerin ortaya çıkan son ürünün köşelerinde şekillendirmeyi ve birleştirmeyi neredeyse imkansız kılan yığınlar oluşturması olduğunu belirtiyorlar.
Bu yazı toplamda 12, bugün ise 0 kez görüntülenmiş
Migrenliler Kalp Hastalıklarına Daha Eğilimli
Migrenlilerin, kalp damar hastalıklarına daha eğilimli olduğu belirlendi.
Neurology adlı tıp dergisinde yayımlanan araştırmaya göre migrenlilerin bacak damarlarında daha fazla kan pıhtılaşmasına sahip oldukları anlaşıldı.
Avusturya’nın İnssbruck Tıp Üniversitesi’nden Dr. Stefan Kiechl ve meslektaşları, İtalya’da 55 yaş üzeri 574 hastayı incelediler. Bunlardan migren hastalığına sahip 111’inin yüzde 19’unun bacak damarlarında pıhtılaşma belirlendi. Migrensiz grupta ise bu oran yüzde 8’de kaldı.
Dr. Kiechl, bu bulgudan yola çıkarak, migrenlilerin felce ve diğer kalp damar hastalıklarına daha eğilimli olduklarının söylenebileceğini belirterek, “bu kişilerde, daha şiddetli damar tıkanıklığına rastlanacağı da söylenebilir” dedi.
Araştırmaya katılan, ABD’nin Case Western Reserve Üniversitesi Tıp Okulundan Dr. Rose Dotson da, “migren ve ayaklardaki pıhtılaşma bağlantısını keşfederek, daha önce farkına varmadığımız çok ilginç bir bulgu elde etmiş olduk” dedi. Bu bulgunun, hastaya yaklaşımın değişmesine yol açabileceğini belirten Dr. Dotson, “özellikle erken yaşlarda migrene sahip olan genç bayan hastalar, ileride yüksek felç ihtimali bulunan hastalar olarak ele alınabilirler” diye konuştu.
Ntvmsnbc
Bu yazı toplamda 7, bugün ise 0 kez görüntülenmiş
Tıpta Bir İlk Daha Başarıldı
Fransa’nın başkenti Paris’teki Pitié-Salpêtrière Hastanesi’ndeki cerrahlar, hastanın bilinci açıkken lazer teknolojisi ile beyindeki tümörü yok etti.
İngiliz The Daily Telegraph gazetesinin haberine göre, Fransız cerrahlar, lokal anestezinin ardından kafatasında 3 milimetrelik açarak bu delikten fiber optik kablo geçirdi. Bu operasyonun ardından doktorlar, “manyetik rezonans görüntülüme” (MRI) yolu ile beyindeki tümörü görmesinin ardından kablolunun ucundaki lazeri aktif hale getirerek tümörü 2 dakika içinde yok etmeyi başardı. Gazete, operasyon sürecinde hastanın bilincinin açık olduğunu belirtirken ameliyatın ardından hastanın aynı gün evine döndüğünü yazdı. Fransız Le Monde gazetesine konuşan Başcerrah Alexandre Carpentier, “Kafatasının içinde ilk defa lazer teknolojisi kullanıldı.” diye konuştu.
İngiliz gazete, son 2 yıl içinde bu teknolojinin 15 hasta üzerinde denendiğini kaydetti. Gazete, operasyonlardan sadece 6’sında, beyindeki tümörün tamamen hedef alındığı ve 5′inde ameliyattan sonraki 9 aylık dönemde tümörün tekrar görülmediğini yazdı. Diğer operasyonlar daha büyük tümörler üzerinde yapıldı.
CİHAN
Bu yazı toplamda 17, bugün ise 0 kez görüntülenmiş
3 İle 3 Üniversite Daha Kurulacak
Gül onayladı. Üç ile üç vakıf üniversitesi kurulacak. İşte iller ve yeni üniversitelerin isimleri!
Cumhurbaşkanı Gül’ün onayladığı 5799 sayılı ”Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun”a göre, Kayseri’de, Burç Eğitim, Kültür ve Sağlık Vakfı tarafından ”Melikşah Üniversitesi” adıyla bir vakıf üniversitesi kurulacak.
Üniversite; fen-edebiyat, iktisadi ve idari bilimler, mühendislik, mimarlık, hukuk fakülteleri ile sosyal bilimler ve fen bilimler enstitülerinden oluşacak.
Gül’ün onayladığı 5796 sayılı ”Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun”, İzmir’de ”Gediz”, Gaziantep’te ”Gazikent” adıyla iki vakıf üniversitesi kurulmasını öngörüyor.
Kanuna göre, Gaziantep’te, Gaziantep Eğitim ve Hizmet Vakfı tarafından kurulacak olan ”Gazikent Üniversitesi”; Eğitim Fakültesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, Hukuk Fakültesi, Mühendislik-Mimarlık Fakültesi, Yabancı Diller Yüksekokulu, Sağlık Bilimleri Yüksekokulu, Turizm ve Otelcilik Yüksekokulu ile Sosyal Bilimleri Enstitüsü ve Fen Bilimleri Enstitüsünden oluşacak.
İzmir’de, Sipahi Eğitim, Sağlık ve Spor Vakfı tarafından kurulacak olan ”Gediz Üniversitesi” ise Hukuk Fakültesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, Mühendislik Fakültesi ile Sosyal Bilimler Enstitüsü ve Fen Bilimleri Enstitüsü alanlarında eğitim verecek.
Bu yazı toplamda 7, bugün ise 0 kez görüntülenmiş
Bekarlarda Bunama Riski Daha Fazla
Bekarlarda bunama riskinin daha fazla olduğu belirlendi. Evli olmanın ya da birlikte yaşamanın bunama riskini yarı yarıya azalttığı, geç yaşlarda boşanmış, ancak bir daha evlenmemişlerde bunama riskinin 3 kat fazla olduğu belirledi.
Karolinska Entstitüsü tarafından 1449 kişi arasında yapılan araştırma, evli olmanın ya da birlikte yaşamanın bunama riskini yarı yarıya azalttığı saptandı.
Bilim adamları, araştırmaya katılan kişilerin orta yaşlarındayken bir eşle birlikte yaşayıp yaşamadığını tespit ettikten sonra, aradan geçen zamanda bu kişilerde bunama olup olmadığına baktı. Geçen 21 yılın ardından, araştırmaya katılanların 139’unun kısmi idrak güçlükleri çektiği, bunlardan 48’inde Alzheimer olduğu görüldü.
Araştırmacılar, geç yaşlarda boşanmış, ancak bir daha evlenmemişlerde bunama riskinin 3 kat, çok genç yaşta boşanmış ve bir daha evlenmemiş olanlarda ise 6 kat fazla olduğu belirledi.
Araştırma başkanı Dr. Krister Hakansson, araştırmanın bir eşle yaşamanın yararlarını gösterdiğini söyledi.
NtvMsnbc
Bu yazı toplamda 2, bugün ise 0 kez görüntülenmiş
Kaynamış Süt Daha Kolay Tolere Ediliyor
ABD’de yapılan bir araştırma, inek sütüne alerjisi olan çocukların yüzde 75’inin kaynamış süte alerjik tepki vermediğini ortaya koydu.
ABD’de süt alerjisi olan 100 çocuk üzerinde yapılan araştırmalarda, çocukların kaynamış süte karşı alerjilerinin olmadığı anlaşıldı.
“Allergy and Clinical Immunology” dergisinde yayınlanan araştırmada, alerjisi olan 100 çocuğa farklı miktarlarda süt verildi. Araştırmanın başında kaynamış süt içeren çeşitli gıdaları tolere edebilen çocuklara, daha sonra kaynatılmamış süt verildi. Kaynamamış sütü tolere edemeyen ama kaynamışa tepki vermeyen çocuklara üç ay boyunca kaynatılmış süt içeren çeşitli ürünler verilmeye devam edildi.
Bu sürenin sonunda 68 çocuğun, kaynamamış süte alerjisi olduğu ancak kaynamış sütü tolere edebildiği, 23 çocuğun kaynamış süte de tepki verdiği ve 9 çocuğun kaynamış ve kaynamamış süt içebildiği belirlendi.
3 ay boyunca kaynamış süt verilen çocukların, süt proteini kazein’e karşı başlangıçta olduğundan daha az hassasiyet gösterdikleri tespit edildi. İnek sütü alerjisi olan çocukların bağışıklık sistemleri, bazı süt proteinlerini yabancı madde olarak algılayıp buna karşı alerji antikorları üretiyor. Bunun sonucunda çocuklarda ishal, kusma, mide ağrıları, cilt rahatsızlıkları gibi belirtiler baş gösteriyor.
Uzmanlar, bu tepkiyi yaratan bazı süt proteinlerinin, yüksek sıcaklıklarda neredeyse tamamen yok edildiğini, kaynamış sütün bu nedenle daha kolay tolere edilebildiğini belirtiyor.
İnek sütünde alerjiye neden olan 25’den fazla protein var. Bazı kişiler bu proteinlerin sadece birine bazıları ise hepsine tepki gösteriyor. Çocukların büyük kısmı bu alerjiye karşı tolerans geliştirirken, bazı kişilerde alerji ömür boyu sürebiliyor.
Araştırma sonuçları, daha ileri çalışmalarla doğrulanırsa çocuklarda süt alerjisinin teşhisi ve beslenme koşullarının değiştirilmesi gerekeceği, kaynamış süt içeren ürünlerin tüketilebilmesinin çocukların yiyebileceği ürünlerin çeşitliliğini çok büyük oranda artıracağı belirtiliyor.
Ntvmsnbc
Bu yazı toplamda 13, bugün ise 0 kez görüntülenmiş
Okyanuslar Sanılandan Daha Hızlı Isınıyor
Temmuz 16, 2008 by macline
Filed under Bilim ve Teknoloji
Avustralyalı ve ABD’li bilim adamlarının yaptıkları araştırmaya göre, son 40 yılda okyanuslardaki ısınma sanılandan yüzde 50 daha hızlı oldu.
Bu yeni araştırmanın sonuçları, Hükümetlerarası İklim Uzmanları Grubu’nun (GIEC) sonuçlarından farklı. 700 metre derinlikte 1961-2003 yılları arasında, okyanusların sıcaklığını anlamak üzere yeni yöntemler kullanan bilim adamları, termik genleşmenin her yıl deniz düzeyinin 0,53 milimetre yükselmesine yol açtığını söylediler. GIEC’in tahminleri, yükselmenin 0,32 milimetre olduğu yönündeydi.
Araştırmayı yürütenlerin başındaki Avustralya İklim Araştırmaları Merkezi’nden Catia Domingues, bu verilerin, deniz düzeyinin yükselmesinin etkilerini önceden tahmin etmeye ve en aza indirmeye yardımcı olacağını, ayrıca yeni stratejilerin geliştirilmesine de olanak vereceğini bildirdi.
GIEC, geçen yıl şubat ayında yayımladığı son raporda, okyanus düzeyinin bu yüzyılın sonuna dek 18-59 santimetre arasında yükselebileceğini açıklamıştı.
Kıyı erozyonu ve sellere neden olabilen okyanus düzeyindeki yükselme, küresel ısınmanın sonucu olarak sudaki termik genleşme ve buzulların erimesine bağlı su kütlelerinin artmasıyla açıklanıyor.
Araştırma, İngiliz “Nature” dergisinde yayımlandı.
NtvMsnbc
Bu yazı toplamda 3, bugün ise 0 kez görüntülenmiş
Kiraz Aspirin’den 10 Kat Daha Etkili
Vitamin ve mineral deposu olan meyvelerin faydaları saymakla bitmiyor.
Yaz aylarının vazgeçilmez meyvelerinden biri olan kiraz güçlü bir ağrı kesici. 20 kirazda 12-25 miligram arası antosiyanin maddesi bulunuyor ve bu maddenin ağrı kesici etkisi Aspirin’den on kat daha fazla.
Afyonkarahisar Özel Fuar Hastanesi dahiliye uzmanı Dr. Mustafa Şahin, vücudun başlıca düşmanı olan kolesterolün hiçbir meyvede olmadığını söylüyor. Dr. Şahin, meyvelerin doğal şeker içerdiğini, ne kadar çok meyve tüketirse beyindeki sinir hücrelerinin de o kadar geliştiği ve meyve yemenin hafızayı canlandırdığını belirtiyor. Meyvelerin mükemmel lif kaynağı olduğunun altını çizen Şahin, vitamin ve mineral açısından çok zengin olan meyvelerin kalorilerinin az olduğunu ve kilo aldırmadığını ifade ediyor. Dr. Mustafa Şahin, güçlü bir ağrı kesici olan kirazda 20 kirazda 12-25 miligram arası antosiyanin maddesi bulunduğu ve bu maddenin ağrı kesici etkisinin Aspirin’den on kat daha fazla olduğu söyledi.
Kolesterolü ve kan şekerini düşüren kirazın, kabızlığı da giderdiğini vurgulayan Şahin, kirazda bulunan flavanoidlerin vücuttaki zehri temizlediğini ve antioksidan etki yaptığını kaydetti. Kirazın nikotinin vücuttan atılmasına yardımcı olduğunu bildiren Şahin, “Böbreklerin taş ve kum yapmasını önler ve varsa zamanla döker. Safra kesesi taşının dökülmesine de yardımcı olur. Ayrıca yüzde oluşan sivilcelerin giderilmesini sağlamaktadır.” dedi.
HANGİ MEYVENİN NE YARARI VAR?
Çilek: Strese iyi geliyor, sakinleştirici etkisi var. Sigara dumanının etkilerini azaltıyor. Sigara içilen bir odadayken gün boyunca ağza iki çilek atılması öneriliyor. Çocuk felci ve ağız-deri yaralarına yol açan virüsleri öldürücü etkisi bulunuyor. Kansere yakalanma riskini azaltıyor, mide ve bağırsak zayıflıklarını gideriyor. Safra kesesi hastalıklarına iyi geliyor ve yüksek ateşi düşürüyor. Dişlere ve diş etlerine iyi geliyor, diş taşlarının oluşmasını engelliyor ve cilde canlılık kazandırıyor.
Karpuz: Böbreği temizliyor, astım, damar tıkanıklığı, diyabet, kolon kanseri ve kireçlenme gibi hastalıklara iyi geliyor. Bağışıklık sistemini güçlendiriyor. Karpuz çekirdeklerindeki Cucurbocitrin adlı madde kan basıncını düşürmeye ve düzenlenmeye yardımcı oluyor. Kabuğundaki çinko, iktidarsızlığa iyi geliyor.
Kavun: Kanı temizliyor ve antioksidan özelliği bulunuyor. Endişe ve uykusuzluğa iyi geliyor, bağırsak ve cilt kanserine karşı tavsiye ediliyor.
Şeftali: Kalp rahatsızlıklarına ve kansere karşı koruyor. Sindirim sistemini çalıştırıyor ve hazmı kolaylaştırıyor. Böbreklerin ve safra kesesinin düzenli çalışmasını sağlıyor ve idrar sökücü.
Kayısı: Kan yapıcı ve kansızlığa iyi geliyor. Güzel bir cilt ve saç için olumlu etkileri bulunuyor. Özellikle akciğer kanseri, kalp hastalıkları ve kataraktın önlenmesinde yardımcı oluyor. Kemik erimesinin önlüyor, sinirleri gevşetiyor ve uyku veriyor. Kabızlık çeken ve sindirim sisteminde sorun yaşayanlar için faydalı. Sabahları aç karnına yenilen kuru kayısı sindirim açısından faydalı olmanın yanı sıra cilde de canlılık katıyor.
Muz: Kalp ve kas sistemine yararlı. Yorgunluğa ve ishale birebir. Yüksek tansiyonu önleyici özelliğe sahip. Uykuyu düzene sokuyor, ülseri önlüyor ve ülser yaralarının tedavisine yardımcı oluyor. Kolesterolü düşürüyor ve migren ağrısına faydalı. Böbrek ve eklemlerdeki iltihaplanmalarda tedavi edici özelliğe sahip.
Kivi: Başlı başına bir C vitamini deposudur. Bir adet kivide günlük alınması gereken C vitamini ihtiyacından fazlası bulunuyor. Kivinin bitkisel besinleri DNA’yı koruyor. Antioksidan özelliği bulunuyor ve kan şekeri kontrolü için yararlı. Kolon kanserini engellenmesine yardımcı oluyor. Astıma karşı koruma sağlıyor, kan inceltici özelliğiyle kan pıhtılaşması riskini önemli bir şekilde düşürüyor ve kandaki yağ miktarını azaltıyor.
Vişne: Şeker oranı kirazdan düşük olduğu için daha az kalori içeriyor. Ateşi düşürüyor ve susuzluğu gideriyor. Koyu renkli vişneler, açık renklilere oranla daha fazla mineral içeriyor.
Armut: Kalp, damar sağlığı, alçak kan basıncı ve fiziksel performansa iyi gelen vitaminleri barındırıyor. Yüksek tansiyonu olanlar ve böbreklerinde sorun yaşayanlar için faydalı. Kansızlığa ve kabızlığa iyi geliyor.
Üzüm: Böbreklerin çalışmasını uyarıp kalp atışını düzenliyor. Karaciğeri temizliyor. Siyah üzüm, kabukları ve çekirdekleriyle yenirse hücre yeniliyor. Sindirimi kolaylaştırıyor, kansızlığı gideriyor ve bebeklerin gelişimi için çok faydalı.
İncir: Bağırsakları çalıştırıyor, enerji veriyor ve cinsel güce yardımcı. Yüksek kan basıncını düşürüyor, kemik yoğunluğunu artırıyor.
Ananas: Bakteri ve parazitlerle savaşmaya yarıyor. Sindirimi kolaylaştırıyor, iltihaplanma riskini azaltmada ve yaraların hızla iyileşmesini sağlamada etkili.
CİHAN
Bu yazı toplamda 5, bugün ise 0 kez görüntülenmiş



