Kabızlık Çekiyorsanız Bu Gıdalara Dikkat Edin

Eylül 7, 2008 by macline  
Filed under Sağlık

http://resim.samanyoluhaber.com//haber/1/1/5/5/4/115542.jpgRamazan’ın ikinci yarısı beslenme alışkanlıklarını sağlıklı biçimde planlayamayanlarda bazı şikayetler belirgin biçimde ortaya çıkar.

Özellikle Ramazan’da metabolizma hızının yavaşlaması ve bağırsakların tembelleşmesiyle kabızlık, hazımsızlık ve sindirim sistemi sorunları baş gösteriyor. Şikayetler çoğu zaman oldukça can sıkıcı boyutlara varabiliyor.

Kişinin normal alışkanlığından farklı olarak haftada 2′den az sayıda sert ve zor dışkılama yapması kabızlık olarak tanımlanabilir. Yanlış beslenme, hareketsizlik, bağırsak tembelliği, yetersiz sıvı alımı, stres, ruhsal sorunlar, metabolizma hızının yavaşlaması kabızlığın nedenleri arasında yer almaktadır. Ancak unutulmaması gereken bir nokta kabızlığa neden olan bazı hastalıkların mevcut olduğudur. Bu sebeple kabızlığın sürekliliği halinde şikayetlerin altında yatan unsurların araştırılması gereklidir ve bir hekime başvurulmalıdır.

BAĞIRSAK TEMBELLEŞİYOR

Ramazan ayında karşılaşılan kabızlık sorunları ağırlıklı olarak beslenme düzeninin değişmesi, bağırsak tembelliği, metabolik hızın yavaşlaması, yetersiz sıvı alımı olarak sınıflandırılabilir. Dolayısıyla oruç tutan kişilerde bu fiziksel değişimlerin yaşanmasına bağlı olarak bağırsak tembelliği sıkça sorun olabilmektedir. Halk arasında ‘Basur’ olarak adlandırılan ‘Hemoroid’ rahatsızlığının oluşmasında kabızlığın önemli rolü vardır. Kabız olan kişiler, tuvalet ihtiyaçlarını giderirken fazlaca ıkınır. Ikınma sonucunda basınç artarak bu bölgedeki toplar damarlar genişleyerek hemoroid oluşumunu kolaylaştırır.

Kola, çay, kahve bağırsakları kurutup vitamin alımını engelliyor

Hemoroid şikayeti olanların, daha önce bu sorunu yaşamış olanların yahut eğilimi olanların beslenme şekline dikkat etmesi Ramazan’da iftar ve sahur mönülerini dikkatle hazırlamaları gerekir.

- Rafine gıdalar; beyaz undan yapılmış tüm yiyecekler, pide, simit, galeta, kek, börek.

- Acı, ekşi, baharatlı yiyecekler

- Kola, siyah çay, kahve

- Salam, sosis, sucuk, jambon, pastırma gibi şarküteri ürünleri

- Patlıcan, domates gibi asit oranı yüksek gıdalar

- Patates, nişastalı gıdalar

- Beyaz pirinç

- Muz, çikolata ve çikolatalı ürünler

- Fast food-kızartmalar bağırsakları kurutur ve vitamin, mineral ve aminoasitlerin alımını engeller.

KABIZLIK SORUNUNUZ VARSA İFTARDA VE SAHURDA BU GIDALARDAN KAÇININ

Yumurta

Peynir

Et

Sindirim sisteminiz ile dost olun

Yemekten sonra; midenizde şişkinlik, yanma hissediyor, sık sık yemek istiyor ve kabızlıktan şikayet ediyorsanız, siz sindirim sisteminizle ciddi bir kavga içindesiniz demektir. İftardan sonra mideye aşırı yüklenmenin sonuçlarını ve sindirim sisteminiz ile iyi geçinmenin önemini artık biliyorsunuz.

BUNLARI AKŞAM YEMEYİN

Sindirimin normal şekilde olmaması ve bağırsakların seyrek çalışmasını hazımsızlık olarak özetleyebiliriz. İftardan ve sahurda bilinçli beslenme prensibi takip eder, sindirim sisteminizle iyi geçinirseniz hazımsızlık çekmezsiniz. Hayvansal besinler, patates, bakliyat ve hamurlu yiyecekler, özellikle de tatlılar akşam yenirse tam sindirilmez ve hazımsızlık ve kabızlık gibi sorunlara neden olur. Ramazan boyunca sindirimi kolay besinleri tercih ederek hazımsızlık ve kabızlık gibi şikayetlerin önüne geçebilirsiniz.

Dr. İsmail Ağar -BUGÜN

Bu yazı toplamda 17, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

ÖSS’de Yerleşemeyenler DİKKAT !

Eylül 7, 2008 by macline  
Filed under Eğitim

http://resim.samanyoluhaber.com//haber/1/1/4/3/1/114315.jpgAlmanya 2009 yılı itibariyle yabancı öğrenci sayısında artış kararı aldı.

Bu artış kararı yanında Hessen ve Hamburg eyaletleri öğrencilerden aldıklari yıllık 1500 € tutarındaki öğrenci harçlarını kaldırdılar. Niedersachsen, Bremen eyaletleri de bu yönde bir karar almaya hazırlanıyorlar.

Dünyaki ilk 500 üniversitede 48 üniversitesi olan Almanya, gerek eğitim kalitesi gerek eğitim maliyetlerinin çok az olması gerekse öğrencilere sunduğu imkanlar göz önüne alındıgında gerçekten eğitim açısından çok cazip bir ülke konumunda.

Almanya’da üniversite okuyabilmek için Türkiye’de herhangi bir bölümü kazanmak yeterli olmaktadır. (2 yıllık, açık öğretim, özel üniversite, devlet üniversitesi)

Ayrıntılı bilgiye www.sprachakademie.org adresinden öğrenilebilir.

Bu yazı toplamda 7, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Öğretmen Adayları DİKKAT!

Eylül 7, 2008 by macline  
Filed under Eğitim

http://resim.samanyoluhaber.com//haber/1/1/3/0/6/113060.jpgMilli Eğitim Bakanlığının (MEB) yapacağı öğretmen atamaları için 5 Ağustosta başlayan başvuru süresi yarın sona eriyor.

MEB, ilk atama, açıktan atama ve kurumlar arası atama yöntemiyle 15 bin 744′ü kadrolu, 2 bin 449′u sözleşmeli toplam 18 bin 193 öğretmen alacak. 15 bin 744 kadronun 15 bin 200′ü ilk atama, 300′ü açıktan atama, 100′ü kurumlar arası atama, 144′ü de Beden Eğitimi alanına milli sporcu olarak sınavsız alınacaklar için; sözleşmeli öğretmenlik pozisyonundan 2 bin 300′ü KPSSP10 sonucuna göre ilk defa görevlendirme, 149′u ise yeniden (açıktan) görevlendirme için ayrıldı.

TABAN PUANLAR VE KONTENJANLAR

MEB, en fazla atamayı Sınıf Öğretmenliği branşında yapacak. Sınıf öğretmenliğini İngilizce ve Rehber Öğretmen alanları izliyor. Atamalar, 21 Ağustos 2008 Perşembe günü gerçekleştirilecek.

Atama yapılacak alanlar ile başvuruya esas olacak taban puanları ve kontenjanlar şöyle:

ALAN TABAN PUAN KONTENJAN

(Sözleşmeli-kadrolu)

- Almanca 70 30

- Beden Eğitimi 70 957

- Bilişim Teknolojileri 60 1162

- Biyoloji 80 106

- Coğrafya 70 125

- Denizcilik-1 50 10

- Din Kül. ve Ah. Bilgisi 50 694

- El Sanatları Teknolojisi-1 65 25

- El Sanatları Teknolojisi-2 65 25

- Elektrik-Elektronik Tek.-2 85 30

- Felsefe 75 83

- Fen ve Teknoloji/Fen Bil. 85 1054

- Fizik 85 19

- Gazetecilik 55 4

- Giyim Üretim Teknoloji 80 25

- Görme Engelliler Sınıf Öğr. 50 24

- Güzellik ve Saç Bakım Hiz. 55 5

- İHL Meslek Dersleri Arapça 50 52

- İlköğretim Matematik Öğr. 80 851

- İngilizce 65 1538

- İspanyolca 50 1

- İşitme Engelliler Sınıf. Öğr. 60 30

- İtalyanca 50 3

- Japonca 60 1

- Kimya 90 15

- Matematik 85 122

- Müzik 50 525

- Okul Öncesi Öğretmenliği 70 1034

- Psikoloji 50 5

- Radyo-Televizyon 75 7

- Rehber Öğretmen 50 1116

- Resim İş/Resim/Görsel Sanatlar 65 403

- Rusça 55 3

- Sanat Tarihi 70 5

- Sınıf Öğretmenliği 75 6166

- Sosyal Bilgiler 80 432

- Tarih 80 73

- Teknoloji ve Tasarım 50 348

- Tekstil Teknolojisi-3 65 19

- Türk D. ve Ed./Dil ve Anlatım

Türk Edebiyatı 60 505

- Türkçe 80 447

- Yiyecek İçecek Hizmetleri 70 25

- Zihin Engelliler Sınıf Öğr. 50 89

AA

Bu yazı toplamda 7, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Çocuklarda Sırt ve Bel Ağrısına Dikkat

Eylül 7, 2008 by macline  
Filed under Sağlık

İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Anabilim Dalı Kas İskelet Hastalıkları Birimi Sorumlusu Prof. Dr. Emel Özcan, sırt çantasının, okul çağında bel ağrısının en sık nedenleri arasında olduğunu söyledi.

İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Anabilim Dalı Kas İskelet Hastalıkları Birimi Sorumlusu Prof. Dr. Emel Özcan, bel ağrısının gelişmiş toplumlarda en sık karşılaşılan ve insanın hareketlerini kısıtlayarak sakat bırakan bir sorun olduğuna dikkati çekerek, önceki yıllarda bel ağrılarının sadece yetişkinlerin sorunu olduğunu, son yıllarda ise bu sorunun gençlerde de çok büyük bir oranda görülmeye başlandığını kaydetti.

Günümüzde artık bel ağrılarının çocukların ve gençlerin önemli bir sorunu olduğunun kabul edildiğini anlatan Özcan, “Son yıllarda yapılan araştırmalara göre okul çağı çocuklarda ve gençlerde bel ağrısı sıklığı yüzde 75’e ulaşmıştır. Çocuklarda bel ağrısı, aktiviteleri kısıtlayarak sakatlanmalara yol açmaktadır. Ayrıca duruş bozukluğu ve omurga eğriliği ile solunum sistemini de olumsuz etkilemektedir” dedi.

Özcan, bu nedenle gençlerin ve öğrencilerin sağlıklı bir bel, kas ve iskelet sistemine sahip olabilmesi için okul çağından itibaren korunması gerektiğini ifade ederek, çocukluk döneminde bel ağrısından korunmanın büyük ölçüde mümkün olduğunu vurguladı.

FİZİKSEL ETKİLER
Bel ağrılarında fiziksel nedenlerin önemli bir etken olduğunu kaydeden Özcan, şu bilgileri verdi:
“Uygun olmayan sırt çantasının kullanımı, uzun süreli ve uygun olmayan pozisyonda bilgisayar kullanımı, okuldaki masa, sandalye gibi araç gerecin yüksekliğinin çocuğa uygun olmaması, kambur, yanlış pozisyonda oturma gibi etkenler bel ağrısının başlıca nedenlerdir. Tabi bazı yalnızlık, aile ve yakınlarıyla iletişim sorunlarında zorluk, iletişimde güçlük gibi psikososyal nedenler de bel ağırlarına yol açabilmektedir.”

Emel Özcan, bel ağrısından korunmak için duruş ve vücudu iyi kullanma alışkanlığının gençlere kazandırılması gerektiğini dile getirerek, “Uygun sırt çantası kullanımı, taşınılan yükün azlığı, masa ve sandalyenin yüksekliğinin iyi ayarlanması, teneffüslerde fiziksel aktiviteler, bel ağrılarının önüne geçmekte etkili olacaktır” dedi.

Özellikle okul çocuklarında yapılan çalışmalarda bel ağrısı ve sırt çantası arasında ilişkinin ortaya konulduğunu belirten Prof. Dr. Özcan, “Okul çocuklarında sırt çantaları ergonomik olarak tasarlanmışsa ve doğru, uygun şekilde kullanılıyorsa yararlıdır. Aksi durumda sırt çantası okul çağında bel ağrısının en sık nedenleri arasındadır. Sırt çantaları hem doğrudan mekanik yüklenme ile hem de duruşu bozarak bel ağrısına neden olmaktadır. Duruş bozukluğunun, omurga eğriliğinin solunum sistemi ve kalp-damar sistemi üzerinde de olumsuz etkileri olduğu bilinmektedir” diye konuştu.

Sırt çantasındaki ağırlığın öğrencinin ağırlığının yüzde 15’inden az olması gerektiğini vurgulayan Özcan, şu önerilerde bulundu:
“Sırt çantasının içinde ağırlık eşit dağıtılmalı, ağır eşyalar bele daha yakın olmalı. Sırt çantaları uzun süre taşınmamalı. Sırt çantasının geniş ve destekli omuz askıları, bel desteği, bel kemeri ve çeşitli bölümleri bulunmalıdır. Sırt çantası her iki omuzdan asılarak düzgün şekilde taşınmalıdır. Çantanın taşınma düzeyi kalça veya bel kemeri bölgesinde olmalıdır.”

Ntvmsnbc

Bu yazı toplamda 9, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

İnternetten Oyun İndirenler Dikkat!

Ağustos 27, 2008 by macline  
Filed under Haber

http://resim.samanyoluhaber.com//haber/1/1/3/4/5/113451.jpgMahkeme öyle bir karar verdi ki, internetten program indirirken artık iki kez düşünün.

İngiltere’nin başkenti Londra’nın doğusunda yaşayan Polonya uyruklu Isabella Barwinska adlı kadın internetten Pinball oyununu indirdiği için 16 bin pound para cezasına çarptırıldı.

Leytonstone semitnde yaşayan Barwinska’nın oyuna yasadışı sahip olduğu için mahkemeye başvuran üretici firmanın yöneticileri açtıkları davayı kazandı. Mahkemenin kararın çıkmasından sonra ödeme için kendisine 28 gün süre verdiğini söyleyen Polonya uyruklu kadın yaptığı şeyin kanunlara karşı gelen bir davranış olduğunu bilmediğini ifade etti.

İngiltere’de bilgisayar üzerinden ücretsiz indirilen programlardan dolayı çok büyük zarara uğradıklarını ifade eden firma yöneticileri mahkemenin verdiği bu kararın emsal niteliği taşıyacağını belirttiler. Uzun araştırmalara sonucu Barwinska’nın IP adresini öğrenerek oyuna sahip olduğunun sonucuna varan firma yetkilileri ülkelerinde geçtiğimiz yıl 6 milyon kişinin yasadışı olarak bilgisayardan oyun indirdiğini bildirdiler.

Bu yazı toplamda 7, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Güneş Batarken Arılara Dikkat Edin!

Ağustos 25, 2008 by macline  
Filed under Sağlık

Güneşin battığı saatlerde arılar karınlarını doyurmak için yollara düşüyor. Eğer arıların acıkmış bir şekilde beslenmek için çevrede dolaştığı bu saatlerde yollarına çıktıysanız ve alerjik bir bünyeye sahipseniz, iki kat dikkat etmeniz gerekiyor.

Dünyada sivrisinekler ve arılara bağlı ölüm oranları azımsanmayacak kadar çok. Son zamanlarda korkulan kene gibi gözükse de temas etme oranının fazlalığı nedeni ile arılar çok daha tehlikeli. Arı sokmaları öldürücü bile olabiliyor. Bu nedenle arıların beslenme saati olan güneş batma saatlerinde özellikle dikkatli olunması gerekiyor.

International Hospital İç Hastalıkları Uzmanı Dr. İbrahim Bağçivan, yazın hastaların en çok şu şikayetlerle başvurduklarını söylüyor:
* Sıvı kaybına bağlı tansiyon düşmeleri
* Astım
* Kronik bronşit
* Romatizmal hastalıklar gibi kronik hastalıklardaki alevlenmeler
* Kalp hastalarının tansiyonlarında oynamalar
* Besinlerin çabuk bozulmasına bağlı olarak ortaya çıkan ishal

BU HASTALIKLARI TETİKLEYEN SEBEPLER NELERDİR?
Sebepleri ikiye ayırmak lazım. Fizyolojiye bağlı olarak ortaya çıkan sebepler, bir de çevresel değişimler. İnsan vücuduyla ilgili bir çok semptom su kaybına bağlı olarak ortaya çıkar. Kronik yorgunluk, baş dönmesi, susuzluk, ağız kuruluğu gibi. Yaz aylarında yoğun sıvı tüketmek bu açıdan önemlidir.

Havalar ısındıkça besinlerin bozulması artar. Yazın en çok karşılaşılan hastalıklardan biri de besin zehirlenmeleri ve ishallerdir. Mevsim geçişlerinde romatizmal hastalıklar, mide ülserleri, on iki parmak bağırsağı ülserleri ve astım ataklarının görülme sıklığı artar. Muhtemelen atmosfer değişiminin bu hastalıkların artan sıklıkta görülmesinde etkisi var. Yaz sadece havanın ısınması değildir. Sonuçta dünyanın ekliptik bir düzlemi var. Mevsimsel değişimler aynı zamanda dünyanın ekliptik düzlemdeki değişimler demektir. Bu değişimler insan vücuduna etki eden dış faktörlerin de değişmesi demektir. Bu nedenle hastalıkların birçoğu mevsimsel geçişlerde artıyor.

GÜNEŞ ÇARPMASI NASIL OLUR VE İLK MÜDAHALE OLARAK NE YAPMAK GEREKİR?
Aşırı sıcak hava sonucunda insan vücudunun ısı ayarlama merkezinin işlevini yerine getirememesidir. Sıcak çarpması yaz aylarında önemsenmesi gereken bir sağlık sorunudur. Sıcak çarpmasına maruz kalan kişiyi hemen gölge bir yere taşımak ve vücut ısısını hızlı bir şekilde düşürmek gerekir. Şuur problemi olan hastalara tıbbi yardım çağırarak bilinçsiz müdahaleden kaçınmak gerekir.

BÖCEK SOKMALARINA KARŞI NASIL ÖNLEMLER ALINMALI?
Yaz aylarında sivrisinek sokmaları son günlerde kene ve en önemlilerinden biri de arı sokmalarıdır. Özellikle alerjik olduğunu bilen insanların çok dikkatli olmaları gerekir. Arı bazı kişileri öldürebiliyor. Bu kişilerin, arıların beslenme saati olan güneş batma saatlerinde dikkatli olmaları gerekiyor. Son zamanlarda korkulan kene gibi gözükse de temas etme oranının fazlalığı nedeni ile arılar çok daha tehlikelidir. Dünyada sivrisinekler ve arılara bağlı ölüm oranları azımsanmayacak kadar çoktur.

Ntvmsnbc

Bu yazı toplamda 17, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Yaz Aylarında Yiyecek Muhafazasına Dikkat

Ağustos 25, 2008 by macline  
Filed under Sağlık

Sıcaklık ve nemin en yoğun hissedildiği Ağustos ayında, özellikle sahil kesimlerinde yüksek nemin, gıdalarda mikroorganizma üremesini hızlandırdığı belirtilirken, meyve sebzelerin ıslatılmadan kuru olarak buzdolabına koyulması gerektiği vurgulandı.

Çukurova Üniversitesi (ÇÜ) Ziraat Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi ve Gıda Mühendisleri Odası Adana Şube Başkanı Doç. Dr. Zerrin Erginkaya, sıcaklığın 40 dereceye, nemin yüzde 70-80’lere ulaştığı bu günlerde gıdaların saklanmasına ve tüketilmesine ayrı bir özen gösterilmesi gerektiğini belirtti.

Doç. Dr. Zerrin Erginkaya, sıcakların en fazla hissedildiği Ağustos ayında gıdaların bozulma riskinin de en üst seviyeye çıktığını söyledi. Yüksek nemin gıda zehirlenmelerine yol açacak yapısal bozukluklara neden olabileceğini ifade eden Erginkaya, şöyle konuştu:
“Nemli ortam, sulu ortam demektir. Bu da mikroorganizma üremesini hızlandırır. Mikroorganizmalar kuru ortamlarda daha az gelişim gösterir. Nemli günlerde açıkta bırakılan gıdalarda küflenme ve bozulma daha hızlı olur. Özellikle meyve ve sebzeler bozulmadan en hızlı etkilenen gıdalardır. Bunlar ıslak bırakılmadan, kuru bir şekilde buzdolabında saklanmalı.”

Erginkaya, gıdaların ihtiyaca göre az miktarda alınıp hızlı tüketilmesi gerektiğini söyledi.

“YEMEKLER 50-55 DERECEDE BEKLETİLMELİ”

Erginkaya, lokantalarda da hijyen kurallarının bu aylarda daha titizlikle uygulanması gerektiğini belirtti.

Lokantalarda salata gibi garnitürlerin bozulmasının önlenmesi için talep doğrultusunda hazırlanarak servis yapılması, çok iyi temizlendiği yolunda kuşku duyulan yiyeceklerin kesinlikle tüketilmemesi gerektiğini belirten Erginkaya, yemeklerin 50-55 derece sıcaklıkta bekletilmesini önerdi.

Doç. Dr. Erginkaya, “Yemeklerde olası patojen bulaşma söz konusu ise bu vücut sıcaklığında çok hızlı ürer. 50-55 derece sıcaklık patojenlerin üremesini durdurur” dedi.

Ntvmsnbc

Bu yazı toplamda 13, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Klima Kullanırken Bunlara Dikkat!

Ağustos 18, 2008 by macline  
Filed under Sağlık

Klima kullanırken bunlara dikkat!Klima kullanımının,solunan havanın kuruma ve kirlenmesine bağlı olarak ”klima ateşi” hastalığına neden olabiliyor.

Üretici firmalar tarafından düzenlenen cazip kampanyalar sayesinde son yıllarda kullanımı giderek artan klimalar, bunaltıcı sıcaklara karşı serin bir yaz geçirilmesini sağlarken çok sayıda hastalığa da davetiye çıkarıyor.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Kulak Burun Boğaz Ana Bilim Dalı öğretim Üyesi Prof. Dr. Barlas Aydoğan, kullanımı giderek yaygınlaşan klimaların solunum yollarının pek sevmediği kuru hava riskini ortaya çıkardığını söyledi.

Klimaların nemli havayı kuruttuğunu ve solunum yollarındaki tüylü hücrelerin çalışmasını engellediğini belirten Aydoğan, şöyle konuştu:

”Klimaların bakımları mutlaka yaptırılmalı. Özellikle filtrelerin temizlenmemesi, klimalar tarafından ortama alerjenler ve mantarların salınmasını sağlar. Bu tür bakterilerin solunması ise klima ateşi diye bilinen hastalığa neden olur. Kirli ve nemsiz hava nedeniyle oluşan bu hastalık, vücut direncini düşürerek, halsizlik ve yorgunluk hissi verir. Bulunulan ortamın 23-24 derece, bağıl nemin ise yüzde 50 olması kabul edilebilir.”

-”ANİ ISI DEĞİŞİMİ, FELÇ RİSKİ OLUŞTURUR”-

Aydoğan, vücudun klimalar nedeniyle ani ısı değişimlerine fazlaca maruz kaldığını, bunun felç riski doğurabileceğini söyledi.

Özellikle terli olarak klimalı ortama girildiği zaman çok dikkatli olunması gerektiğini belirten Aydoğan, ”Vücudun direkt klima etkisine girmemesi gerek. Vücut, bulunduğu ortama adapte olmalı” dedi.

Aydoğan, otomobil ürücüsü ve yolcularının araç klimalarına direkt maruz kalmaması gerektiğini sözlerine ekledi.

Samanyolu

Bu yazı toplamda 2, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Sıcak Havalarda Yediklerinize Dikkat Edin!

Temmuz 30, 2008 by macline  
Filed under Sağlık

Gıda zehirlenmelerine dikkat!Sıcak havalarda en çok görülen şikayetlerin başında Gıda zehirlenmeleri geliyor.

Gıda zehirlenmeleri, bir mikroorganizma veya toksin ile bulaşmış besinin tüketiminin ardından ishal, bulantı, kusma, karın ağrısı, karında kramplar gibi sindirim sistemini ilgilendiren bulgular ile ortaya çıkıyor. Yiyecek ve içeceklerin saklanması, hazırlanma ve sunulma aşamalarında uygun sağlık koşullarının olmaması, besin zehirlenmelerinin yaşanmasında önemli faktörleri oluşturuyor.
Sema Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Dr. Hülya Çaşkurlu, besinlerin hazırlanması sırasında temizlik kurallarına gereken özenin gösterilmemesinin, besin zehirlenmelerine yol açtığını kaydetti.

Besinler veya içecekler infeksiyona yol açan mikroorganizmalarla, toksin maddelerle bulaştıklarında zehirlenmeye neden oluyorlar. Besin zehirlenmelerine çoğunlukla bakteri türü mikroorganizmalar yol açıyor. Bu bakteriler 5–70 0 C arasında, en çokta oda ısısı ve üzerindeki derecelerde çoğalma eğilimi gösteriyorlar. Genellikle 5 0 C ve altındaki derecelerde çoğalamazlar. Bu nedenle yaz aylarında besin zehirlenmelerinin görülme sıklığı artıyor. Bunların yanı sıra nadiren yenilmemesi gereken bir bitki veya hayvanın yenmesi de besin zehirlenmesine sebep olabiliyor.

Dr. Hülya Çaşkurlu süt ve süt ürünleri, kremalı yiyecekler, tavuk mamulleri, mayonezli, yumurtalı yiyecekler, pişirilip uygun koşullarda saklanmayan etler, deniz ürünleri, bozulma riski en yüksek gıdalar arasında yer aldığını ifade etti.

Besin zehirlenmelerinden korunmak için neler yapmak gerekiyor;

• Besinler hazırlanırken yeteri kadar ısıtılmalı.
• Besin pişirildikten sonra bir saat içinde tüketilmeli.
• Yiyecek ve içecekler mümkün olduğunca açıkta bırakılmamalı.
• Sebze ve meyveler bol su ile yıkanmalı.
• Etler iyice pişirilmeli.
• Alışveriş yaparken ürünlerin son kullanma tarihleri kontrol edebilerek alınmalı.
• Konserve alınacaksa kutusu ezik, kapağı şişmiş olmamalı.
• Depolanacak besinler en kısa zamanda soğutulmalı (1 – 1,5 saatten önce) ve saklanacak yerin sıcaklığı 4°C ‘den az olmalı.
• Yiyecekler yeniden ısıtıldığında kaynama noktasına kadar ısıtılmalı.
• Mutfak ve depoların temizliği/uygunluğu sağlanmalı.
• Özellikle toplu yemek veren yerlerdeki aşçılar ve personel eğitilmeli.
• Mikroorganizma bulaşmış yiyeceklerin hemen toplanması için piyasa kontrolü yapılmalı.
• Salgınlar erken tanımlanarak gerekli önlemler alınmalı.

Besin zehirlenmelerinin, ishal, bulantı, kusma ve ateş ile seyrettiğini ifade eden Dr. Çaşkurlu, vücudun enerji açığını kapatmak için şekerli besinler ve yine sıvı gereksinimini karşılamak için bol miktarda sıvı alınması gerekir. Tuzlu krakerler, çorbalar, yoğurt, kola, pirinç lapası gibi yiyecekleri yeme kolaylığı açısından da faydalı olabilir dedi.

Ev koşullarında, ağızdan sıvı alınamıyorsa, elektrolitler kusma ve mide bulantısı nedeniyle yerine konamıyorsa, ishal uzadıysa ve ateş yükseldiyse, hemen bir sağlık kuruluşuna başvurulması gerekiyor.

SamanyoluHaber

Bu yazı toplamda 4, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Çocuklarda Büyüme Plağı Kırıklarına Dikkat

Temmuz 24, 2008 by macline  
Filed under Sağlık

http://www.benimsayfam.com/ekart/images/cocuk01.jpgÇocuklarda kemiğin büyümesini sağlayan kıkırdak yapılar olan büyüme plağı kırıklarının, kol ve bacakta kısalık ve eğriliğe neden olabildiği belirtildi.

VKV Amerikan Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü Şefi Prof. Dr. Mahmut Berkman, çocuklarda kas ve iskelet yaralanmalarına yönelik yaptığı yazılı açıklamada, çocukların meraklı karakterleri, bitmek bilmeyen enerjileri ve dikkatsizliklerinin, onları yaralanmalara açık hale getirdiğini kaydetti.

Bu nedenle kas-iskelet sistemi travmalarının çocuklarda sık görüldüğüne işaret eden Berkman, çocuk iskeletinin anatomik, mekanik ve fizyolojik yönlerden farklı olması nedeniyle çocuk kırıklarında erişkin kırıklarından farklı özelliklerin görüldüğünü ifade etti.

Açıklamasında çocuklara özgü kırıklara da yer veren Berkman, çocukların kemiklerinin, erişkin kemiğine göre daha esnek ve “periost” adı verilen kemik zarı tabakasının daha kalın olduğunu, bu nedenle erişkinde tam kırığa neden olabilecek bazı travmaların, çocuklarda kemikte bükülme ve özgün kırıklara yol açabildiğini anlattı.

Berkman, kemik bükülmesinin genellikle kol kemiklerinde görüldüğünü ve şüpheli durumda kemiğin karşı tarafının röntgeninin çekilmesi ve her iki röntgenin karşılaştırılması gerektiğini ifade etti.

“Torus kırığı” adı verilen kırığın, kemiğin ekseni boyunca gelen yükler sonucunda akordeon gibi kendi içine katlanmasıyla oluştuğunu, çoğunlukla el ve ayak bileğinde görüldüğünü belirten Berkman, “yeşil ağaç kırığı” denilen kırık durumunda ise kemiğin bir tarafı kırılırken karşı tarafının sağlam kaldığını ve büküldüğünü, kemiğin şeklinin düzeltilmemesi halinde bükülmenin tekrar edebildiğini kaydetti.

Berkman, uzun kemiklerin ekleme yakın uçlarında yer alan ve kemiğin büyümesini sağlayan kıkırdak yapılar olan büyüme plaklarının 16-21 yaşına kadar aktif olduğunu da belirterek, bu bölgelerde oluşabilecek kırıklara ilişkin şu bilgileri aktardı:
“Büyüme plakları, eklemlere yakın bölgede yer aldığı için travmaya uğrama olasılığı yüksektir. Kemikten daha yumuşak yapıda olduğu için ayrışma, zedelenme veya kırık oluşması kemikten daha kolay olur. Tüm çocukluk çağı kırıklarının yüzde 15-20’si bu bölgelerde görülür. Ayrıca, röntgen görüntüsü itibariyle tecrübeli olmayan gözler büyüme plağını kırık ile karıştırabilirler veya tam tersi olabilir. Büyüme plağı kırıklarının tedavisinde anatomik redüksiyon, yani kırık öncesi duruma getirilmesi ve bu durumda sabitleme şarttır. Bu amaca ulaşmak için gerekirse cerrahi tedavi uygulanır ve alçıyla tespit yapılır. Ancak tüm çabalara rağmen büyüme plağı bazen geri dönüşümsüz hasar görebilir. Bu durumda o kol veya bacakta kısalık veya eğrilik oluşabilir.”

Ntvmsnbc

Bu yazı toplamda 4, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Sonraki Sayfa »

Kapat
E-posta ile paylaş