Goin Downtown

Temmuz 1, 2008 by macline  
Filed under Oyun

2072 yılının New York’u. Kaç kez biz oyuncular, bu kozmopolit şehirde fiilen harekete geçtik, bilmiyorum. Yeterince değil her nasılsa. ‘Goin’ Downtown’ oyununda, New York’ta, onun güzel, modern hücre-gölgelendirmeli animasyonunda vergi ödeyenlerin hayatını daha da zorlaştıran depresif polis Jake’i siz kontrol ediyorsunuz.

Kafası vızıldamakta, Jake dışarda trafik koşturmacasını duymaktadır. Kendisini gerçekten berbat hissetmektedir. Yani orda yeni hiçbirşey yok… Aksice, teledoktoruna döner. Alet robotik bir ses tonuyla ona durumunu sorar. “Sadece lanet olası haplarımı ver bana…”, Jake’ten aldığı tek cevap olur. Üç antidepressanttan sonra Jake, anakentin karmaşasına doğru dışarı çıkar. Dışarda reklam hologramları, hızla geçen arka araba lambaları ve değişik birşey, yerde yatan kırmızı elbiseli bir kadın, onu beklemektedir. Uzun bir gün olacaktır.

Jake gerçek zavallı bir adamdır. Nerdeyse hiç parası yoktur, kalbi kırık, bir sürü endişesi ve hiçkimsenin karışmak istemediği çözülecek gizemli bir ölüm vardır. Merhumun lanet olası düşük bir vergi durumu olduğundan şüphe yoktur. Büyük vuruşlara kıyasla, buna değmeyecektir ama Jake olayı farklı görür. Şiddetle, bu davayı çözmeye kararlıdır. Jake kendi araştırmalarına başlar ve bazı tehlikeli durumların içine girer. Ne yapacağını bilmiyor degildir. Maceracı, Jake bir sürü şey toplar, objeleri birleştirir, tehlikeli entrikaların içinde gittikçe daha çok kapana kısılır. Şehir haritası üzerinden zorluk çekmeden ve bunun dışında manuel olarak gece ve gündüz arasında değişiklik yapabilme olanağıyla, Jake herzaman hızlı bir şekilde seyahat edebilmektedir. Günün bir saatine bağlı olmak üzere değişik yerlerde değişik insanlarla buluşulur. Bir günlük ile, dürüst polis tamamlanan ve gelecek olan görevlerin notunu tutmaktadır.

Jake cesur bir adam olabilir ama sonunda kötümserliği çok olmaya başlar. Kanunadamımız gerçek bir tehlike adamı olsa bile, genellikle ağzından sıkıcı yorumlar ve deyişler fışkırmaktadır. Ayrıca, çoğu zaman sanki cehennem gibi bir başağrısıyla yatağın ters tarafından kalkmış gibidir. Problemler ve bulmacalar aslında çok zor değildir, kıdemliler için nerdeyse çok kolaydır. Problemleri ve bulmacaları çözme karşılığında, bir yerde dört veya beş nesne topluyorsunuz ve anında bunları birleştirmek ve tüm bu eşyaları doğru olarak uygulamak zorundasınız ki böylece, macera devam edebilsin.

Çok şükür modern New York’ta herkes Jake kadar altta kalmış değildir ve tuhaf canlı karakterle tanışılmaktadır. Bilinen birçok macera etkileyici, eğlenceli olmakta iken, onlar, ‘Goin’ Downtown’da “gerçek” bir başrol oyuncusuna yatırım yapmaktadırlar. Orada, çıldıran teknolar, uyuşturucu bağımlısı fahişe ya da iyi barmen vardır. Oyuncuların beraberinde, kendi ironilerini getirmelerine ve bazen komik ve sakınılmadan söylenen iğneleyeci sözlere rağmen ‘Goin’ Downtown’, tarzında birçok benzerinden daha çok gerçekçi ve yetişkinlere özgü görünmektedir. Genellikle kesintisiz konuşma randımanı, karışık uzmanca sahneye konan New York çok inandırıcı görünmektedir. Buna rağmen oyun, gerçekten oyuncuyu büyülemeyi asla başaramamaktadır ve maalesef bu oldukça yüzeysel bir sesyoluyla desteklenmektedir.

‘Goin’ Downtown’ oldukça güzel bir oyun olarak görünmektedir. Hücre gölgelendirme tekniği modern New York’a, iyi adapte olunan ortama ideal olarak uyan parlak bir boya katı vermektedir. Karakterler özellikle detaylı değildir; bunun yerine ışık ve gölgelendirmelerdeki bazı oyunlarla göz okşanmaktadır. İnişli çıkışlı görünen animasyonlar daha az eğlencelidir, çok fazla zaman almaktadır ve atlanamamaktadır. Yine de ‘Goin’ Downtown’ optik açıdan bakıldığında, Jake farkında olmadan seviyeden düşse ve kafasını çarpıp yok olsa bile iyi görünmektedir.

EB

Kaynak:GamesRapidShare

Bu yazı toplamda 13, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Kapat
E-posta ile paylaş