Death Jr Root of Evil
Eee bu Grim Reaper’ın işinin nasıl birşey olduğudur. Sadece birkaç dakikalık huzur ve sessizlik istemekte, bir fast-food restorantında kuyrukta beklemektedir, ve çağrı cihazı cılız, kemikli kalçasında çalmaya başlar. Hamburgerine hoşçakal öpücüğü verebilir. Ve sonra fena planların pençesinde gafil avlanır, hakedilen bir dinlenme ve zamanlanan ölüm için bütün umutlar gider. Bu çocuk umulduğu gibi değildir.
Death Jr., orakçının en küçük çocuğu, ilkokul öğrencisi, kara gözlü Pandora’nın arkadaşı ve eşsiz bir yaramazdır. Bilinçli olarak problem yaratmak ve tartışmalara neden olmak değildir istediği, hayır, ama maalesef onun planları ve maceraları hep sekip ona geri dönmektedir. DJ ve Pandora sadece biyoloji dersleri için bir proje üstlenmek isterler, ve biraz sonra herikisi de kendilerini ölümden kurtarmak zorunda kalırlar.
İki akvaryum balığıyla uğraşacağını sananlar büyük balık oltalarını barakadan alsalar iyi olur. DJ ve Pandora ne agresif sevimli yumuşacık oyuncakları ne de evlerin boyunda robotları canlanlandırmaktan, hiçbirşeyden çekinmezler, Wii oyun kumandası ve nunçaku(mınçıka ya da mınçuka) ile kontrol, şaşılacak derecede eksiksiz ve kolaydır ve tam PSP eşinde eksik şeydir. Bir kez daha iyi bir kontrolün ne olduğunu göstermektedir.
Tam birinci bölümün başından itibaren “Death Jr.:Root of Evil”in sevimli-marazi komik dünyasıyla tamamen uyuşturuluyorsunuz. Bütün bölümler olabildiğince cazibe saçıyor ve farklı konularla ortaya çıkıyor. Yeşil çayırlarda , renkli çalılıklarda ve dalgalanan ağaçlarda ışıldayan sayısız fenerlerden geçiyorsunuz. Siz hala, o biçim oluşturulmuş evcil hayvan mezarlığına hayret ederken, oyun sizi bir sonraki yüksek heyecanların dünyasına fırlatıyor, tıka basa dolu harf zarları, Lego küpleri, kumandalar ve televizyonlar. Siz tam ortadasınız ve iğrenç mantarları, dev örümcekleri, böcek robotları ve tıknaz askerleri, bunlar sayılabilecek birkaçı sadece, yenmek zorundasınız. Bazı seviyelerde düşmanların tarifi oyun dünyasındakilerle çakışmaktadır, ama siz kırmızı bir zemindeki kırmızı düşmanı çok geç olana kadar görmüyorsunuz. Allahtan bu nadir oluyor, ve genellikle oyunun tadını kaçırmıyor. Hızlıca kendi yolunuzda dövüşüyorsunuz, yüksek atlama cümbüşleri, bulmacaları çözme ve diğer görevleri yerine getiriyorsunuz ve mükemmel bir İngilizce konuşma çıkışlarıyla söylenen sözlere hayret ediyorsunuz.
Nunçukayla karakterlerinize uygun ortamların arasında manevralar yaptıyorsunuz ve tırpan veya kırbaçı, Wii oyun kumandasıyla yönlendiriyorsunuz ve hatta silah dövüşçüsü gibi hareket edebiliyorsunuz. Pandora ile dolaşan herkes, yanında, iki silah ve tırpan yerine, son derece Mafyayı anımsatan bir makineli tüfek dahil olmak üzere bir de bir çeşit kemik bir kırbaç taşıyor. Defalarca bir tek düğmeye basarak, sallanan veya kesen aletinizle sonuncusunun gerçekten zarar vereceği bir üç vuruş yapıyorsunuz. Sadece bir tane aşağıya doğru: Eğer bir uçurumun kenarındaysanız, vurduğunuz şeylere itimat etmeniz sizin yararınıza olur. Özellikle DJ bir sallanma hareketinden sonra sık sık düşmektedir. Bu ya halihazırda daha önceki seviyelerde keşefedilen başka bir gezi turuna yol açmakta ya da ölmeye neden olmaktadır, lav patlamaları durumunda mesela. Sonra Z düğmesiyle nişan alma sistemini hatırlayın, ekranda Wii oyun kumandasıyla hafif bir silah dövüşçüsü gibi düşmana nişan alın ve uçurun! Bu iyi çalışır ve birkaç deneme atışından sonra siz her yönde hareket edebilirken cinnet halinde kaçışan tavuk sürülerini yere serersiniz.
Bir seviyeden diğerine zorluk derecesi artmaktadır, ama eğlence devam eder. İlk önce rahat bir yürüyüşe çıkıyorsunuz ve orda burda birkaç mantarı kaplarından ayırıyorsunuz. Sonra aniden heryerde bombalar atılmaya başladığında işiniz başınızdan aşkın olacak, kulelerden atılan makineli tüfeklerle ve dikenli ateş toplarını karşıtlarınız size fırlattıkları zaman vurulacaksınız. Bunun dışında oyun, herbiri farklı yaklaşımlar isteyen değişik tipte düşman kümelerini vaadediyor. Yaklaşım konusunda kısa süre içinde seçmek için birkaç farklı versiyonlarınız oluyor. Wii oyun kumandasını değişik yönlere savurarak oynanan yeni acımasız yakın çarpışma saldırıları dışında, bütün silah parçalarına sahip oluyorsunuz. Bunların yeri akustik bir sinyal yardımıyla tespit edilebilir ve toplanabilir. Sizin standart silahınız genellikle size iyi servis verir, fakat bazen ağır toplara ihtiyaç olunur. Bunlar roket fırlatıcı, çifte, C4 yüklü Hamsters, yanan kağıt mendil fırlatıcıları veya ya düşmana elektrik veren bir silah veya rakibinizi dondurak soğukkanlı toplardır. Evet, bununla yaşayabiliriz, ve üstelik birçok zarar ziyana neden olabiliriz. Özellikle böyle bir doğası olan yüksek sayıda yok edilebilir objelere sahip olmakla iftihar eden bir oyunla.
“Death Jr.: Root of Evil” bana birçok açıdan umut veren bir oyun. Özellikle, “Death Jr.: Root of Evil”deki grafikler, diğer Wii başlıkları için iyi bir rehber olmaktadır. Hayranlık verecek şekilde detaylı yapı çok güzel modellendirilmiş dünyaların çok büyük bir parçasını oluşturmaktadır. Kavgalar sırasındaki ışık efektleri inanılmaz; buna rağmen, patlamalar sadece az ölçüde karşımıza çıkmaktadır. Görkemli, görsel ateş topları bilerek dahil edilmemiştir, ve bunun nedeni elbette, ilginin esas olanlara yoğunlaşmasıdır. Ve esas olanlar çok iyi görünmektedirler. Gelişigüzel fon müziği fena değil; ama yine de er veya geç sizi bıktıracaktır ve sadece umursamamanız gerekmektedir. Müzik kötü olduğundan değil, ama artık kesinlikle dinlemek istemeyeceğiniz bir noktaya ulaşıyorsunuz. Bunun iyi mi kötü mü olduğuna herkes kendisi karar vermelidir.
EB
Kaynak:GamesRapidShare
Bu yazı toplamda 4, bugün ise 0 kez görüntülenmiş
Resident Evil The Umbrella Coronicles
Wii, gerçek anlamda bir lightgun shooter oyunu. Bunun için nispeten biraz fazla bekledik. Capcom artık Wii-mote’un Resident Evil: Umbrella Chronicles’la dumanlar çıkarmasını istiyor ve popular Resident Evil serisinin test edilmiş ve denenmiş unsurlarını, ekrandan vuruşla birleştiriyor.
Lightgun shooter oyunlarının güzel tarafı, herkesin oynayabilmesi ve belirli bir arcade hissi yaymaları. Bazılarınız Time Crysis, The House of the Dead veya hatta Resident Evil: Dead Aim’i hatırlayabilir. Resident Evil sahneleri bir lightgun shooter için ideal mekanı sağlıyor ve Resident Evil: The Umbrella Chronicles serinin iki eski kardeş türüne göre bazı şeyleri daha iyi başarıyor.
Serinin fanatikleri kendilerini evlerinde hissedecek. Farklı Resident Evil oyunlarından tanıdığımız karakterler arasından seçim yapılabiliyor. Sadece birkaçını saymak gerekirse Rebecca Chambers, Jill Valentine, Chris Redfield veya pis Albert Wesker de bu oyunda. Oyun, ilk Resident Evil veya Resident Evil 3 gibi serinin bilinen versiyonlarına yönelmiş. Hızlı bir bakışla, araya etkileyici bir şekilde girilmiş sekanslarla önceki bölümlerin hikayelerinden parçalar yaşıyorsunuz. Ekranda çoğunlukla kendi hedef çapraz işaretinizi gördüğünüz için, korku efekti biraz yok oluyor.
Neredeyse tüm versiyonlardan tanıdık düşmanlar sanal tabancanızın önüne atlıyor. Huysuz Doberman, çeşitli şekillerde Mister Zombie, birinci bölümden aşırı büyüklükte Anakonda veya üçüncü bölümden Nemesis gibi tiranlar ve ağır kalibreler de ekranda. Hepsi belirli bir zayıf hedef bölgeye sahip çok sayıda, farklı tipte rakip var. Oyunun esprisi bu zayıf noktaları anlayıp buralara saldırmak; bu da her zaman kolay değil. Kamera aniden belirli bir yöne döner ve bir zombi çetesi görürseniz, hızlı tepki vermeniz ve iyi nişan almanız gerekiyor. Patlayan eski güzel fıçılar veya mayınlar bir saldırıyı durdurmanıza veya hafifletmenize yardımcı oluyor.
Karakteriniz karanlık seviyelerde sanki rayların üzerinde gidiyormuşçasına ilerliyor. Bazen biraz yavaşça, karanlık koridorlar ve virane şehirlerde otomatik olarak geziniyor ve sınırlı bir yarıçapla Nunchuck’la çevrenize bakıyorsunuz. Pek çok bölüm eski hisler uyandırıyor, kendinizi tekrar Racoon City’de veya eski malikanede buluyorsunuz. Birkaç sahne de tekrar kullanılmış ve önceki Resident Evil oyunlarında fazla vakit geçirdiyseniz, bazı olayları tahmin edebiliyorsunuz. Omzunun üzerinden bakan Zombiyle veya camları kırmayı seven köpeklerle ufak bir kapışma yaşayın. Her yerde şifalı bitkiler, silahlar ve belgeler bulunabiliyor ve toplanabiliyor ve alınan yıldızlarla (puanlarla) silahlar iyileştirilebiliyor.
Resident Evil hikayesindeki baskınlarınızda, dağıldığı zaman kısmen nesneler görülen lambalar, vazolar veya şamdanlar gibi kırılabilir nesneler bulabiliyorsunuz. Sıklıkla, tahrip edilebilir görülen her şeye ateş ediyorsunuz ve belgeler, silahlar, vs. için bu ‘hazine avından’ mutlusunuz. Eğer nihai düşman bekliyorsa özellikle yeni ve daha güçlü silahlar çok uygun. Pek çok silah bulunabiliyor ve kullanılabilir; biraz yavaş olan standart tabancalara göre iyi bir alternatif sağlıyor. Tabanca için sınırsız merminiz var ama el bombası bazukası, makineli tabanca veya tüfek aldığınızda mermi sayınıza sürekli bakmalısınız. Boş roket fırlatıcıdan tabancaya yön kontrolü veya C tuşuyla hızlı bir şekilde geçmek isterseniz, heyecan artabilir.
Wii kumandası da elbette kullanılıyor. Bir zombi size sarılmak ve “aşk ısırığı” vermek isterse, karşı saldırıyı başlatmak için Wii kumandasını hızlıca sallamanız gerekiyor. Hızlı bir tepkinin gerektiği ve doğru düğmelere bir kez ya da arka arkaya basmak, ya da bir tehlikeden kaçmak için Wii kumandasını sallamak zorunda kaldığınız bazı anlar var. Özellikle son rakiplerle, başarı sağlamak ve hayatta kalmak için böyle hızlı olayların kullanılması gerekiyor. Zamanla normal oyun biraz monoton görünebilir; boss dövüşler ise heyecan ve aksiyon yüklü.
Seviyelerin tasarımı iyi uygulanmış ve bazı dokularda zayıflıklar olmasına rağmen çok sayıda hoş unsur var. Yangınlar, patlamalar, dumanlar ve seyrek ışıklar, aksiyona hayat veriyor. Özellikle metrodaki bir seviye neredeyse Resident Evil duygusunu haykırıyor, sadece silahınıza ekli bir fenerle karanlık tünellerde koşuyorsunuz. Rakipler kısmen durağan görünüyor, ama iyi modellenmiş ve House of the Dead’deki gibi olmasa da ateş altında tepki veriyorlar. Müziği seriye uyumlu, ama çoğunlukla aksiyona uymuyor. Düzinelerce rakiple savaşırken sakin müzikler eşlik ediyor ve savaşın en hararetli anında kahramanlar sakince karşılıklı birkaç laf ediyorlar. Aynı zamanda silah seslerinden birkaçı da zayıf, ama Wii kumandası kendi savaş ve silah sesleriyle bunu telafi ediyor.
EB
Kaynak:GamesRapidShare
Bu yazı toplamda 3, bugün ise 0 kez görüntülenmiş
Resident Evil 4
Konsol uyarlaması hakkındaki eleştiriler üst düzeyleri bayağı uğraştırdı. Oyun konsol oyun dergilerinin hemen hemen tümü tarafından övgüyle karşılandı. Söz konusu oyun 2005 sürümü Resident Evil 4. Çok kısa bir süre içinde Capcom, PC sürümü için gelecek vadeden güvenilir bir liman haline geldi. Sonunda nihayet 23 Mart 2007 günü beklenen gündü. PC’de de, Leon Kennedy oyuna US başkanı Ashley’in kızını aramakla başlıyor.
Bugün itibarıyla, Resident Evil 4’ü 1.1.0 sürümüne yükseltmeyi sağlayan için bir yama yayınlandı. Bununla bazı çökme problemleri giderildi ve oyuna daha iyi bir görünüm sağlayan bazı ışık efektleri eklendi. Yama, Resident Evil 4’ü belki konsol standardına getirmiyor, ancak oyunu geliştirenlerin oyun dergilerinde yayınlanan ve tabii bizzat oyunseverlerin yaptığı eleştirileri dikkate alarak yanıt verdiklerini görmek sevindirici. Yüklemek için buraya tıklayın
Nerede bu zombiler?
Kız Los Illuminados (gizli bir organizasyon) tarafından, kızın üzerinde etkisi altına aldıklarını soğukkanlı birer ölüm makinesine dönüştüren bir virüs denemek amacıyla kaçırılmıştı. Leon Kennedy (Resident Evil 2’den tanıdığımız) kaçırılan kızı bu teröristlerin elinden kurtarmak üzere İspanya’ya gönderilir. Böylece bilmece çözmeye dayanan bu zombi avının 4ncü bölümü başlar. Ancak, Resident Evil 4 bize hedef olarak zombiler yerine virüsten etkilenmiş olan kişileri gösteriyor.
Düşmanın yapay zekası çok başarılı ve öncekilere oranla oldukça ileri düzeyde. Bazı zamanlarda peşinizden gelerek bir pencereden tırmanan düşmanlardan yakayı kurtarmak mümkün olmuyor.
Ne yazık ki Ashley’in (kurtardıktan sonra sizin yedeğinizde olan) yapay zekası bu düşmanların farkına varamıyor. Düşman ateşi altında sadece yalı kazığı gibi dikilip duruyor. Ya sizin ateş hattınızda duruyor ya da düşmanın önünde yerde sürünüyor ve paramparça olmaktan pek rahatsız olmamışa benziyor.
Ormandaki kuşların çığlıkları
Resident Evil 4’ün atmosferinin öncekilerden hiç de aşağı kalır yanı yok. Muhteşem ses efektleri (sadece stereo), kasvetli sahneler ve fantastik ve asla sıkıcı olmayan seviye tasarımı, oyunu korku filmi hayranları için muazzam bir deneyim haline getiriyor. Silah sesinden ürken kargalar yüksek sesle çığlıklar atarak etrafa dağılıyorlar ve gerçekmişçesine düşmanın arkanızdan yaklaşan ayak seslerini duyuyorsunuz, yani olağanüstü bir gerilim yaratılmış.
Resident Evil 4 tarafından sunulan bilmeceler bazen (Resident Evil’den beklenecek bir şekilde),aksiyon macera oyunlarına yeni başlayanlar tarafından bile kolaylıkla çözülebiliyor. Oyunseverler için en büyük sıkıntı, farkına varılmadan kalabalık düşman grupları arasından sıyrılmak. Cephaneniz az kaldığında, savunmada kalmanızı tavsiye ederiz, bazı düşmanların doğrudan saldırısı savuşturmak gerçekten de çok zor.
Usta dövüşler = oyun pediniz ter içinde
İyi bir Asya kökenli oyun için, usta dövüşler vazgeçilmez bir unsurdur. Ancak, bunları bazen iyi reaksiyonlarla alt etmek mümkündür. Oyun düşmanlardan kaçmanızı size her zaman söylese de, siz oyun pedi üzerinde doğru tuşu basana dek usta dövüşler ‘ sürekli “yeniden yüklenmektedir”.
Kullanışsız kumandaların getirdiği hayal kırıklığı
Resident Evil 4’e yöneltilen eleştirilerden biri de, düzensiz kumanda tasarımıdır. Ubisoft’un yaptığı düpedüz terbiyesizlik. Menülerde mouse desteği bile eksik. Kahramanı, yandan üçüncü bir kişinin bakış açısından kumanda etmek zorunda kalıyorsunuz. Bunun yanı sıra klavye kumandalarından hiç bahsetmedik, yani tam bir fiyasko. Oyunu oynamak isteyenlerin kesinlikle bir oyun pedi kullanması gerekir. Ped klavyeye göre çok daha iyi bir kumanda sağlamaktadır, böylece hayal kırıklığı yaşanmaz.
Resident Evil 4, konsol sürümlerinde olduğu gibi belirlenmiş kaydetme noktalarında kaydedilebilmektedir. Resident Evil 4’ü oynayanlar için “aynı seviyeyi tekrar oynama zorunda kalma” bir hayal kırıklığı yaratmaktadır. Kaydetme noktaları (daktilo olarak görüntülenirler) tüm seviyeler arasında düzgün şekilde dağıtılmıştır, böylece hata yaptığınızda tüm seviyeyi tekrar oynamanıza gerek kalmaz.
Eğer masaüstünüze manüel olarak SetupTool.exe dosyasının bir kısayolunu oluşturmadıysanız, oyun ayarlarına sadece CD’de otomatik başlatma üzerinden ulaşılabilirsiniz.
Sabah uyanınca hedefimiz tepeler olacak …
sırtımızda sırt çantalarımız ile… Aslında sırt çantaları olmasa da olur. Daha önce de bahsedildiği gibi, kullanışsız kumandalar nedeniyle stoğunuzdakileri karıştırmak sizin için bir kazançtan çok sıkıntı olacaktır. Örneğin, iyileştirme spreyini devreye almak için sadece birkaç saniyeniz var; bu, ani ölümlere neden olabilir çünkü siz stokunuzu karıştırırken, oyun arka planda devam etmektedir. Burada çok seri hareket etmeniz gerekmektedir.
Spot ışığında
Resident Evil 4 sadece grafik dalında bile bir madalyayı hak ediyor. En azından, konsol sürümü için bu böyle. Çünkü, PC sürümünde atmosfer ışıklandırma efektleri hiç yok. Bu gerçekten utanç verici, çünkü günümüzde orta sınıf bir bilgisayarın performansı dahi, bir Gamecube veya Playstation 2 oyununun kolaylıkla altından kalkabilmektedir. Yarım yamalak, piksellenmiş dokuların yanı sıra ışıklandırma efektlerinin yokluğu, oynayanı konsolda yaşanan büyülü deneyimden mahrum bırakmaktadır. Gözünüzü grafiklere bir kez alıştıktan sonra, bunlar atmosfere katkıda bulunmaktadır.
Oyunu geliştirenler, her ne kadar sadece 16:9’un ışınları bile oyuna bir “sinema filmi havası“ katmak için yeterli olduğunu ileri sürseler de, bu bizi olumsuz etkiledi. Ne yazık ki, bunları devre dışı bırakmak da mümkün değil! Eğer bir 16:9 TFT monitörünüz varsa, ayarlardan ışınları çözünürlükle orantılı olarak “minimum seviyeye” indirebilirsiniz.
MS
Kaynak:GamesRapidShare
Bu yazı toplamda 25, bugün ise 0 kez görüntülenmiş


