iPhone 3G İle Yapılamayanlar!

Ekim 2, 2008 by macline  
Filed under Haber

http://resim.samanyoluhaber.com//haber/1/1/8/9/7/118972.jpgApple’ın yeni nesil mobil iletişim cihazı iPhone çılgınlığı nihayet Türkiye’de…

Sahip olunması bir prestij göstergesi haline gelen ülkemiz için pahalı bu oyuncağın hep iyi taraflarını okudunuz. Şimdi eğri oturup doğru konuşacağız. İşte iPhone ile yapamayacağınız şeyler!

# iPhone’a Apple’ın izin vermediği uygulamaları yükleyemezsiniz. Yükleseniz bile Apple cebinizdeki iPhone’dan o yazılımı ne kadar para ödemiş olursanız olun siler atar.

# iTunes yazılımını kullanmadan iPhone’a müzik yükleyemezsiniz. iPhone’a yasal olarak sadece iTunes’un müzik marketinden satın aldığınız müzikleri yükleyebilirsiniz.

# iTunes’tan müzik satın alabilmek için ABD’den alınmış bir kredi kartı kullanmak zorundasınız. Türkiye’den alınan kredi kartları ile müzik albümü satın alamazsınız.

# Pili bozulduğunda pilini çıkarıp, yerine yenisini takamazsınız. Çünkü iPhone’da piller cihaza sabitlenmiş durumda. Apple, pil yerine iPhone’u değiştirmenizi öneriyor.

# iPhone’la Türkiye’de üçüncü nesil mobil iletişim (3G) hızında internete bağlanamazsınız. Bu kez kusur iPhone’da değil. iPhone’da 3G var ama Türkiye’de yok.

# iPhone’u garanti kapsamı dışına çıkaracak müdahaleler yaptırmadan Türkçe bir menü ile kullanamazsınız. Çünkü Türkiye’de satılan iPhone’lardaki menüler İngilizce.

# Bluetooth’la başka bir cep telefonu ya da bilgisayara dosya aktarımı yapamazsınız. iPhone’un ‘bluetooth’ özelliğini sadece ‘bluetooth’ kulaklıkla kullanabilirsiniz.

# Vodafone’dan alacağınız iPhone 3G’yi başka bir operatörün SIM kartıyla kullanamazsınız. Turkcell’den aldığınız ürünleri ise önce Turkcell’de aktivasyon yaptırmak şartıyla istediğiniz operatörde kullanabilirsiniz.

# iPhone’u garanti kapsamı dışına çıkaracak kırma işlemini yaptırıp, üçüncü parti bir yazılım kullanmadan MMS (multimedya mesaj) gönderemezsiniz.

# Teknolojinin temel kavramlarından biri olan ‘Kopyala-Yapıştır’ı dolarlar saydığınız iPhone’da yapamazsınız. Her şeyi, örneğin şifre tekrarlarını defalarca yazmak zorundasınız.

# İnternet sayfalarını dolaşırken, Flash’la hazırlanmış bölümleri göremezsiniz. Çünkü iPhone’daki Safari adlı web tarayıcısı Flash’ı hala desteklemiyor.

Yeni Şafak

Bu yazı toplamda 153, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Yanlış Detoks İle Sağlığınızdan Olmayın

Ağustos 25, 2008 by macline  
Filed under Sağlık

Son yıllarda sıkça kullanılan “detoks” yönteminin, uzun süreli ve yanlış uygulanması halinde, zihinsel bulanıklık ve epilepsiye kadar gidebilen beyin hasarlarına yol açabileceği belirtildi.

Diyetisyen Lale Sağlık, vücutta “toksin” adı verilen zararlı bazı kimyasallar bulunduğunu ve bu maddelerin vücutta birikebildiğini söyledi. İnsan vücudunun, gece ve sabah erken saatlerde kendisini temizlemek için programlandığını anlatan Lale Sağlık, terleme, solunum, idrar yapma, dışkılama ve safra oluşumu gibi doğal yollarla toksinlerden arınıldığını belirtti.

Sağlık, bazen vücudumuzdaki toksin miktarının çok fazla olduğunu; alkol, kafein içeren içecekler, ilaçlar, besin katkı maddeleri (renklendirici, koku verici, suni tatlandırıcı gibi), tarımsal böcek ilaçları, hava kirliliği, sigara ve egzoz dumanı, radyasyon gibi etkenlerin de bu yükü artırabildiğini kaydetti.

Sağlık, toksinlerin vücuttan yeterli atılamaması halinde, yorgunluk, güçsüzlük, bitkinlik, kendini iyi hissetmeme, aşırı uyku ya da uykusuzluk, kas ve eklemlerde gerginlik, ağrı ve güçsüzlük, sinirlilik, bunaltı hissi, değişken ruhsal yapı ve bağışıklılık sisteminin yavaşlaması gibi birçok fiziksel ve ruhsal sağlık sorununa neden olabildiğine dikkati çekti.

“DETOKS, KİLO VERDİRMEYE YÖNELİK PROGRAM DEĞİL”
Vücutta biriken toksinlerden arınarak, daha zinde olabilmek için yeterli ve dengeli beslenme programında sebze ve meyvelere daha fazla yer verilmesinin “detoks” olarak tanımlandığını belirten Sağlık, detoksun diyetten ziyade bir paket program olarak düşünülmesi gerektiğini söyledi.

Sağlık, detoksun içinde, gıdaların doğru tüketimi dışında; fiziksel aktiviteyi artırma, ruhsal detoksa destek için güne müzikle başlama, yoga, meditasyon gibi uygulamalardan yararlanma, olanaklar ölçüsünde SPA’lardan, masajdan, sauna, buhar banyosu ve termal banyolardan faydalanma gibi faaliyetlerin de bulunduğunu kaydetti.

Toksinlerin, egzersizle oluşan terleme ya da idrarla dokulardan uzaklaştırıldığını dile getiren Sağlık, bu uygulamaların detoksun etkisini artıracağını ifade etti.

Sağlık, detoksun kilo vermeye yönelik bir diyet olmadığını ancak bir miktar kilo kaybının söz konusu olduğunu kaydederek, “Ancak bunun nedeni aşırı tuzlu, yağlı, şekerli besinlerin sınırlandırılması, fiziksel aktivitenin artması ve toksin yükünün azalmasına bağlı metabolizma hızında meydana gelen artıştır” diye konuştu.

Gün boyu yalnızca taze sebze ve meyve sularının tüketildiği tek besin grubuna dayalı uygulamaların doğru bir detoks olmadığını belirten Sağlık, “Bu tip detoks uygulamaları ile yeterli oranda protein, demir, çinko, fosfor ve B grubu vitaminleri alınamadığı için bu vitamin ve minerallerin eksikliğine bağlı birçok sağlık problemiyle karşılaşmak mümkündür” dedi. Sağlık, uzun süreli yanlış detoks uygulamalarının, “aşırı oranda sıvı ve tuz kaybına bağlı zihinsel bulanıklık ve epilepsiye kadar gidebilen beyin hasarlarına” yol açabileceği uyarısında bulundu.

Sağlık, detoks programına başlanmadan önce kişinin programı kaldırıp kaldıramayacağının değerlendirilmesi gerektiğini bildirdi.

DETOKS KİMLERE UYGULANABİLİR?
Sağlık, detoksun; bebekler, çocuklar ve ergenlik dönemindeki çocuklar hariç yetişkin bireylerde bazı kriterler göz önünde bulundurularak uygulanması gerektiğini belirterek, ayrıca kronik hastalıklardan diyabet, hipertansiyon, mide-bağırsak ile kanser hastalıkları ve yaşlılara uygulanmasının da olumsuz sonuçlar doğurabildiğini kaydetti.

Hamilelik ve emzirme döneminde olan kadınların kesinlikle detoks yapmaması gerektiğini vurgulayan Sağlık, kişinin bu programa alınmadan önce detoksu kaldırıp kaldıramayacağının mutlaka değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Sağlık, detoks kürlerinin, bireysel özelliklere göre değişmekle birlikte, genel olarak 2 haftada bir gün, ayda 2-3 gün, 3-6 ayda bir hafta sürelerle uygulanabildiğini belirtti.

“MAYDANOZ VE SARIMSAK DETOKSA DESTEK OLUR”
Detoks programına başlanacak günden bir önceki akşam itibarıyla alkolün bırakılması ya da sadece bir kadeh kırmızı şarapla sınırlandırılması gerektiğini belirten Sağlık, “sigarayı tamamen bırakın, kafeinli içeceklerden, kafein içeren ilaçlardan ve yiyeceklerden uzaklaşın” dedi.

Sağlık, katkı maddesi içeren hazır besinlerden uzak durulması, etler, sakatatlar, rafine edilmiş gıdalar, konserveler ile doymuş yağların tüketilmemesi gerektiğini söyledi.

Mümkün olduğunca organik gıdaların tercih edilmesi, sebze ve meyvelerin taze olarak yenilmesini öneren Sağlık, içme suyunun da mineral değerleri açısından uygun olmasına özen gösterilmesi gerektiğini bildirdi.

Sağlık, yemeklerde sık sık maydanoz ve sarımsak kullanarak detoksa destek olunmasını önererek, “Uyanır uyanmaz bir iki bardak ılık su içmeye çalışın. Limon ile tatlandırılmış su ise toksin atma hızınızı artıracaktır” dedi.

Kızartma şeklinde pişirilen yiyecekler yerine haşlama, ızgara ya da buharda pişirme metotlarının tercih edilmesinin uygun olduğunu belirten Sağlık, pişirme kaplarının da paslanmaz çelik, cam veya porselen olmasına özen gösterilmesi gerektiğini kaydetti.

“TAZE SEBZE-MEYVE TÜKETİN”
Sebze ve meyvelerin içerdikleri özel bazı maddelerin çok güçlü detoks etkisi olduğunu ifade eden Sağlık, havuç, kereviz, marul, lahana, kara lahana, brüksel lahanası, ıspanak, kabak, brokoli, domates, enginar, salatalık, sarımsak gibi sebzelerle birlikte bir miktar meyve (elma, kırmızı erik, portakal, kivi, siyah üzüm, şeftali, kayısı, greyfurt, muz, vişne, böğürtlen, ananas) ve şifalı bitkiler (maydanoz, nane, dereotu, fesleğen vb.) yiyeceklerin mutlaka düzenli olarak tüketilmesi gerektiğini bildirdi.

Sağlık, özellikle ara öğünlerde saf sebzelerden taze olarak hazırlanan sebze suyu karışımları ya da meyve suyu kokteyllerinin etkin bir detoks sağlayacağını söyledi.

Detoks sebze sularının tatlarını daha hoş hale getirmek için tarçın, limon, portakal ya da greyfurttan yararlanılabileceğini anlatan Sağlık, sebzelerin taze hazırlanıp, bekletilmeden tüketilmesinin uygun olduğunu bildirdi.

Sağlık, hafif pişmiş mevsim sebzeleri, limon suyu, sirke ya da çok az sızma zeytinyağı ilave edilmiş salataların, ana öğünlerde yenilebileceğini belirterek, “İsterseniz bu menüyü haşlanmış esmer pirinç ya da entegre makarna ile renklendirebilir, light ya da probiyotik yoğurtla da zenginleştirebilirsiniz” dedi.

Ntvmsnbc

Bu yazı toplamda 5, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

40 Özel Kuruluş SGK İle Sözleşmesini İptal Etti

Ağustos 25, 2008 by macline  
Filed under Sağlık

http://www.cukurovahastanesi.com.tr/hastane/sgk.jpgSağlık sektöründe fark ücreti krizi. Sağlık Bakanlığı’nın fark ücretine yüzde 30 tavan sınırlaması getirmesi 33’ü İstanbul’da olmak üzere Türkiye genelinde 40 hastanenin ve tıp merkezinin Sosyal Güvenlik Kurumu’yla sözleşmesini fesh etmesine neden oldu.

Sağlık bakanlığı ile özel sağlık sektörü arasında yaşanan krizin başlangıcı 6 ay öncesine dayanıyor. Bakanlık 14 Şubat tarihinde yayınladığı genelgelerle özel sağlık sektöründe doktor ve cihaz alımıyla sağlık yatırımlarını durdurdu. Açılmak üzere bekleyen 92 özel hastaneye ruhsat verilmedi.

Ardından hastadan alınan fark ücretine yüzde 30 tavan getirilmesi özel sağlık sektöründe tepkiye neden oldu. “Fiyatlar maliyetleri karşılamıyor, krize girdik, işten çıkarmalar başladı, hastaneler kapanacak” eleştirileri arttı.

SAĞLIK BAKANLIĞI’NIN NEDENLERİ
Sağlık Bakanlığı’nın tepkiye neden olan bu kararların ardında, 6 ay içinde 2 bin 600 doktorun özel hastaneleri tercih etmesi yatıyor.

Özellikle Doğu ve Güneydoğu’da birçok doktorun özel sektörü tercih etmesinin neden olduğu sorunlar hala aşılmış değil.

Sağlık Bakanlığı yetkilileri, yüksek fark ücretleri sayesinde doktorların yarısını kadrosuna çeken özel sağlık sektörünün hizmetin ancak yüzde 15 ila 20’sini verdiğini ve ciddi kar elde ettiğini ileri sürüyor.

HAZİRAN AYINDA ÇÖZÜM İÇİN ADIM ATILDI
Yaşanan bu krize çözüm üretmek için ise ilk adım haziran ayında atıldı. Taraflar arasında maliyetleri belirleyecek ortak bir çalışma yapıldı. Büyük bir kriz yaşadıklarını ileri süren özel sağlık sektörü temsilcileri sağlık bakanlığı’ndan 3 önemli talepte bulundu. Bakanlığın fark ücretine yüzde 30 tavan uygulamasını kaldırmasını, kanser, kalp ameliyatı gibi alanlarda branş bazında anlaşmaya izin çıkmasını ve 2007 yılı başından beri değişmeyen paket fiyatın artırılmasını istedi.

SAĞLIK BAKANLIĞI VE SGK TALEPLERE YANIT VERMEDİ
Ancak Sağlık Bakanlığı ve Sosyal Güvenlik Kurumu bu taleplere henüz bir yanıt vermedi. Bu da Türkiye genelinde 33 İstanbul’da olmak üzere 40 özel hastane ve sağlık kuruluşunun sözleşmesini fesh etmesine neden oldu. Sosyal güvenlik kurumuyla sözleşmesini fesh eden 20 özel hastane içinde Acıbadem Sağlık Grubu hastaneleri, Akademik hospital, Alman hastanesi, Bayındır Hastaneleri, Dünya Göz Etiler ve Ataköy Hastaneleri, Florence Nightingale Hastaneleri, Hisar hospital, International hospital, İstanbul Cerrahi Hastanesi, Memorial hastanesi ve Mesa Hastanesi de yer alıyor

4 EYLÜL’DE PAKET FİYAT DEVRE DIŞI
Özel sağlık sektörünü bekleyen başka bir kriz noktası da danıştay’ın sağlıkta paket fiyat uygulamasını iptal kararının 4 Eylül tarihinde yürürlüğe girecek olması. Sektörde kararın uygulanmasına 2 hafta kalmasına rağmen, yerine nasıl bir fiyat uygulaması konulacağının belli olmamasından da kaygı duyuluyor.

Bu arada Özel Hastaneler ve Sağlık Kuruluşları Derneği’nin “yüzde 30 fark ücretine tavan uygulamasının yürütmesinin durdurulması” için açtığı dava henüz sonuçlanmadı. Davayı gören Danıştay 10. Dairesi, Başbakanlık, Sağlık Bakanlığı ve Sosyal Güvenlik kurumu’ndan fark ücretine tavan uygulaması ile ilgili savunma istedi. Kararın ekim ayında açıklanması bekleniyor.

Uzlaşma noktası bulunamaz ve fark ücreti tavanı ve paket fiyatla ilgili sorunlar aşılamaz ise Sosyal Güvenlik Kurumu’yla sözleşmesini fesh eden 40 özel sağlık kuruluşuna 4 Eylül tarihinde 50 yeni hastane daha eklenmesi bekleniyor.

SGK BAŞKANI FATİH ACAR: SABIR TEMENNİ EDİYORUM
Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanı Fatih Acar ise konuyla ilgili olarak şu açıklamayı yaptı:
“SGK olarak bugün itibaren Türkiye’de 2 bin 665 sağlık hizmeti sunucusundan hizmet alıyoruz. Bunun bin 695’i özel hastane, tıp merkezi ve dal merkezi. 70 üniversite 900 eğitim hastanesi var. Bu kuruluşlar içinde devletin ödemiş olduğu parasal rakamlara bakıldığında 2007 sonunda özel sağlık kuruluşlarının yüzde 23 payı var. Bu oran 2008 yılında yüzde 39’a kadar çıkıyor. Devlet hastanelerimizden hasta sayısının özel hastanelere kaydığını görebiliyoruz. Yüzde 30 uygulanmasından sonra da bu bu kayış devam etti. Fark ücretine yüzde 30 tavanı Bakanlar Kurulu belirledi. Biz sorunun çözüm için çalışmaları yapıyoruz. Özel sağlık hizmeti sunucularına sabır temenni ediyorum. Önümüzdeki hafta cumartesi günü bakanımızın da katılacağı bir toplantı düzenleyeceğiz.Bu geçiş dönemini hep birlikte sağlıklı geçireceğimizi ümit ediyorum.”

Ntvmsnbc

Bu yazı toplamda 26, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Mercedes Bang & Olufsen İle Donanıyor

Ağustos 22, 2008 by macline  
Filed under Bilim ve Teknoloji

http://yahoyt.com/images/news/hbr_1917_d.jpgDanimarkalı elektronik üreticisi Bang & Olufsen, ses sistemleriyle Mercedes araçların prestijine prestij katıyor.

Şık, kaliteli ve haliyle pahalı elektronik cihaz ve ses sistemleri üreticisi Bang & Olufsen, dünyaca tanınmış lüks otomobilleri daha da bir lüks hale getiriyor. Şirket, Audi ile olan anlaşmasının kapsamını genişlettikten sonra, şimdi de Mercedes-Benz ile işbirliği yaptı.

Alman otomobil üreticisinin performans ürünleri bölümü Mercedes-AMG için çalışacak olan Bang & Olufsen, bu bölümün geliştireceği araçların ses sistemlerini sağlayacak.

KAYNAK: Yahoyt.com / Aklı fikri teknoloji olanların sitesi yahoyt.com

Bu yazı toplamda 11, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Nissan Qashqai İle 1 Depo Yakıtla 1,387 km

Ağustos 18, 2008 by macline  
Filed under Otomobil

Cranfield Bedfordshire’ da bulunan Nissan Technical Centre Europe (NTCE)’un 7 kişilik test ekibi, yol boyunca bir kez bile yakıt almadan İngiltere’nin güneybatısında yer alan Land’s End’den İskoçya’nın kuzey ucu olan John O’Groats’a ulaşmayı başardı.  Sürücüler test boyunca 100 km mesafede ortalama 4.2 litre yakıt harcayarak,  1,387 km’lik bir mesafe katettiler. Test sürücüleri bitiş çizgisine vardıklarında, aracın deposunda 7 litre yakıtın kaldığını ve bu yakıtla 176 km daha yol yapabileceklerini belirttiler.

Gerçekleştirilen test sonuçlarına göre ulaşılan sonuç, broşürde belirtilen 5.4litre /100km yakıt tüketimi değeri üzerinden %29 tasarruf sağlamak anlamına gelmekte.

Nissan ekibi, NTCE’nin ekonomik araç kullanım testini herhangi bir sürücünün de yapabileceğinden emin olabilmek için standart bir Qashqai dizel modelini kullanmış. Test, tüm yol şartlarında kullanım kurallarına sadık kalınacak şekilde ve otoyollarda ortalama 96km/h sabit hızla yol alınarak gerçekleştirilmiş. Standart bir sürücünün araç kullanırken yaptığı gibi test süresince gerektiği durumlarda hız sabitleme sistemi, farlar ve klima çalıştırılmış.

Nissan Qashqai ülkemizde 1.6 litre benzinli 4×2, 1.5 litre dizel 4×2 ve otomatik vitesli 2.0 litre dizel 4×4 seçenekleriyle satılıyor.

Bu yazı toplamda 418, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Brokoli İle Damarlarınızı Yenileyin

Ağustos 18, 2008 by macline  
Filed under Sağlık

Bu gıdayla damarlarınızı yenileyinDamar hasarını gidererek kalp krizinin önüne geçiyor.

İngiliz yayın kuruluşu BBC’ye göre, araştırmayı yürüten Warwick Üniversite’sinden bir ekip, brokolide bulunan sulforafen adlı bileşenin istenen sonucu verdiğine inanıyor.

Haberde, bu bileşenin, damarları koruyan enzimlerin üretimini artırdığı ve önemli hücre hasarına neden olan yüksek düzeydeki moleküllerde azalmaya yol açtığı kaydedildi.

BBC, brokoli türü yiyeceklerin kalp krizi ve inme riskini azaltmaya yardımcı olduğuna ilişkin bilgilerin daha önceden varolduğunu belirtti.

SamanyoluHaber

Bu yazı toplamda 3, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Maden Suyu İle Soda Arasındaki Fark

Ağustos 18, 2008 by macline  
Filed under Sağlık

Maden suyu ile soda arasındaki farkHalk arasında soda ve maden suyu eş anlamlı kullanılmasına rağmen ikisi birbirinden farklıdır.

Maden suyu, yeraltı sularından elde edilmiş, çözünmüş katı madde içeriği toplam 250 mg/l’den daha az olmayan sulara verilen addır.

Çözünmüş mineral tuzları, elementler ve gaz içerirler. Mineralli suları diğer sulardan ayıran özellik, kaynağından elde edildiği anda spesifik miktar ve oranlarda mineraller ve iz elementler içermeleridir. 500 mg/l’den daha az mineral içerenlere düşük mineralli su,1500 mg/l’den daha fazla içerenlere yüksek mineralli su denilmektedir. Maden suyu içinde; bikarbonat, sülfat, klorit, kalsiyum, magnezyum, florit, demir ve sodyum bulundururlar.Farklı markalar farklı miktarlarda mineral içerirler. Marka tercih ederken içeriklerine mutlaka bakılmalı.

İçilebilir nitelikteki herhangi bir suya karbondioksit eklendiğinde soda yapılmış olur. Maden suyu ise yerin en derin katmanlarından çıkar ve yeryüzüne çıkarken geçtikleri katmanlardan mineralleride alarak yol alırlar. Bu durumda maden suyu mineralce çok zengin iken soda mineral içermez.

Maden suyu ve soda, ikisi de mideyi rahatlatma özelliğine sahiptir ancak sodanın bundan başka hiçbir işlevi yoktur oysa maden suyu aynı zamanda doğal bir mineral deposudur. Dolayısıyla tüketilmesi önerilen doğal maden sularıdır ve sodayla maden suyunu ayırt edebilmek için pek çok gıda maddesini alırken yapmamız gerektiği gibi etiket okumak çok önemlidir.

Günde ne kadar maden suyu tüketmeli?

Maden suyu içindeki minareller sebebiyle çok sağlıklı bir içecektir ve insan sağlığını destekleyicidir. Ter, solunum ve idrar ile kaybolan minerallerin yerine gelmesi için su içmenin yanı sıra sıvı ihtiyacının bir kısmı maden suyundan karşılanabilir. Amerikan Obezite Birliği sağlıklı bireyler için maden suyu tüketimini 600 ml. olarak belirlemiştir. Ülkemizde tuz tüketimi genllikle yüksektir. Aşırı tuz alımı, yüksek tansiyon, börek hastalıkları ve mide ülseri gibi hastalıklara zemin hazırlamaktadır. Ayrıca fazla sodyum alımı idrarla kalsiyum atımını hızlandırdığı için kemik erimesi sorunu için risk faktörü oluşturur. Maden suları yüksek sodyum içerdikleri için aşırı miktarda tüketilmemelidir. Maden suyu seçimi yapılırken de düşük sodyum, yüksek magnezyum ve kalsiyum içerikli olanlar tercih edilmeli. Sağlıklı insanlar günde iki şişe, kilolu kişiler bir şişe içebilir. Kalp, böbrek ve hipertansiyon hastaları ise uzak durmalı.

Maden suyunun faydaları nelerdir?

Her yaştaki bireylerin günlük kalsiyum gereksinimlerinin karşılanmasında takviye olarak düşünülebilir. Böylece güçlü kemik yapısının oluşması ve korunmasını sağlar.

Büyüme çağında, hamilelikte ve yaşlılıkta artan mineral ihtiyacının (magnezyum, kalsiyum, flor ve sodyum gibi) karşılanmasında gerektiği kadar kullanılarak sağlanabilir.

Sağlıklı bireylerde içerdiği sülfat, bikarbonat iyonları sayesinde sindirim sistemi (mide ve bağırsaklar) ve boşaltım sistemi (böbrekler ve idrar yolları) fonksiyonlarını destekler(maden suyunun önerilen miktardan fazla tüketilmemesi şartıyla geçerlidir).

Cildin gerekli olan su ve mineral ihtiyacını da karşılayarak cilde gergin, pürüzsüz ve canlı bir görünüm sağlanmasında yardımcıdır.

Solunum, idrar, her türlü spor aktivitesinde ve özellikle yaz aylarında terleme ile oluşan su ve mineral kaybının karşılanmasında ölçüsü kadar kullanılabilir.

Bikarbonat içeriğinin yüksek olması ise asit fazlalığı, yanma ve ekşime ile seyreden mide hastalıklarında mide asidi fazlalılığını baskılayıcıdır.

Özellikle yaz aylarında sıcaklığın artmasıyla birlikte asitli içecek tüketme ihitiyacı da artar. Boyalı, katkı maddeli içecekler yerine maden suları tercih edilebilir. Son dönemde meyveli çeşitleri de piyasada bulunmakta fakat bunların kalori de dikkate alınarak tüketilmesinde fayda var.

Hamilelikte maden suyu içilebilir mi?

Hamilelik, yeterli ve dengeli beslenmenin çok daha önemli olduğu ve özellikle dikkat edilmesi gereken bir dönem. Annenin vücudu, bebeğin beslenebilmesi ve gelişiminin sağlanabilmesi için normalden daha fazla gıda, sıvı, mineraller ve vitaminlere ihtiyaç duyar. Mineral ihtiyacının bir kısmını tamamlayabilmek için, bu dönemde farklı bir sağlık problemi(hipertansiyon…vb) yaşanmıyorsa maden suyu tüketimi önerilebilir.

Maden suyu böbrek taşı yapar mı?

Böbrek taşı oluşumunu maden suyu tüketmeye bağlamak yanlış olur. Aksine yeterli ve düzenli miktarlarda su ve maden suyu tüketmeyen insanlarda tüketenlere göre böbrek taşı oluşumu riski daha yüksektir. Bu duruma gelmiş ve böbreklerinde taş oluşmuş insanların maden suyu tüketmeleri tavsiye edilmez ancak esas olan, düzenli ve yeterli miktarlarda su ve maden suyu tüketerek vücudumuzu bu gibi etkenlerden korumaktır.

SamanyoluHaber

Bu yazı toplamda 10, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Buzulun Erimesine Paravana İle Önlem

Ağustos 15, 2008 by macline  
Filed under Bilim ve Teknoloji

Alman araştırmacılar, İsviçre Alplerindeki bir buzulun erimesini, büyük paravana yardımıyla önlemeye çalışacaklar.

Alman Johannes Gutenberg Üniversitesi’nden yayımlanan bildiride, 15 metre genişliğinde ve 3 metre yükseklikteki paravananın, Wallis Kantonu’ndaki Rhone Buzulu’nun buzul diline yerleştirildiği belirtildi.

2300 metre yüksekliğe yerleştirilen paravana yardımıyla, buzuldan vadiye esen soğuk rüzgarların frenleneceği hatta durdurulacağı, amacın doğal bir soğuk katmanı oluşturmak olduğu kaydedildi.

Laboratuvar ortamında başarıyla test edilen bu yöntemin etkilerinin 21 Ağustos’a kadar “doğal ortamda” inceleneceği belirtildi.

Ntvmsnbc

Bu yazı toplamda 22, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Güneş Enerjisi İle Çalışan Izgara

Ağustos 7, 2008 by macline  
Filed under Bilim ve Teknoloji

Güzel güneşli bir günde pikniğe gidip mangal yapmak isterseniz ve kömür yakma gibi işleri yapmakta zorlanıyorsanız tam size göre bir icat. Bu ızgara güneş enerjisi ile çalışmaktadır. Hiç kömür yakma zahmetine katlanmadan mangal yapabileceksiniz. Bu grilde güneş enerjisi bir çanak aracılığı ile toplanarak ısı enerjisine çevrilmektedir.

Teknolojivebilim

Bu yazı toplamda 30, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

AirTies İle Televizyon Yayını İnternetten Gelecek

Temmuz 29, 2008 by macline  
Filed under Bilim ve Teknoloji

http://img1.blogcu.com/images/t/e/k/teknobook/93213%5B1%5D.jpgTürkiye, Dünyada bir trendi doğuş noktasında yakalıyor. AirTies, evdeki mevcut televizyonların internet üstünden yayınları almasını sağlayan ve isteğe bağlı program izlemeyi mümkün kılan IPTV alıcısını üretti. AirTies, tamamen yerli kaynaklarla gerçekleştirilen ve M-140 adı verilen kutusuyla önce Rusya, ardından Avrupa ve ABD pazarına girecek.Beyaz eşyadan IT sektörüne kadar tüm dünya dikkatini bu alanda çıkacak yeniliklere çevirmiş durumda. AirTies geliştirdiği tüm teknolojilerde ve ürünlerde olduğu gibi, IPTV alıcısını da son kullanıcı için günlük hayatın sıradan ve alışılmış bir parçası haline dönüştürüyor. İstenen programın arzu edildiği zaman seyredilmesi için internet üstünden transfer edilmesi anlamına gelen IPTV, AirTies’ınTürk mühendisleri tarafından yeniden yaratıldı.

Kablosuz ağlar ve genişbant internet erişimi konusunda ürün ve çözümler geliştiren AirTies, dünyada televizyon izleme alışkanlıklarını değiştiren IPTV alıcısının üretimini Türkiye’de gerçekleştiriyor. 30 yıl çalıştığı Silikon Vadisi’nde “ABD’de teknolojiye yön veren 10 kişi” listesine girmeyi başaran Bülent Çelebi’nin 2003′de Türkiye’de kurduğu AirTies böylece dünyanın sayılı STB üreticilerinden biri oldu. AirTies Ar-Ge departmanı tarafından Sabancı Üniversitesi ortaklığıyla, tamamen yerli kaynaklarla geliştirilen STB’ye M-140 adı verilirken, cihaz sahip olduğu özelliklerle dünyada pek çok ilke imzasını attı.

4 yıl önce AirTies’ı kurarken, hedeflerini “Tamamen yerli kaynaklarla bir dünya markası olmak” olarak belirlediklerini hatırlatan AirTies Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Çelebi, genç bir şirket olarak henüz dünyada çok yeni olan bir teknolojiye imza atmaktan ve en önemlisi de bunu Türkiye’deki Ar-Ge ekibi ile geliştirmekten büyük gurur duyduklarını vurguladı.

TÜRKİYE IPTV’YE HAZIRLANIYOR

Özellikle internet servis sağlayıcıları ve içerik üretenler tarafından beklenen IPTV’nin Türkiye’de de içerik ve dağıtım açısından 2008 yılının son çeyreğinde hayata geçirilmesi planlanıyor. Teknolojik alt yapı hazır olduğu anda AirTies’ın M-140 ile IPTV’ye geçişi sağlayacağını ifade eden Çelebi, “M-140′lar fiberoptik kablo ile internet bağlantısı olan yerlerde en verimli şekilde kullanılabilecek. Ancak normal bakır tellerle sağlanan hızlı ADSL bağlantısında da sorunsuz bir şekilde internet üzerinden TV yayınları izlenebiliyor” dedi. Çelebi, IPTV’nin görüntü kalitesinin geleneksel televizyonlardan çok daha iyi olacağını belirtirken, “İnternet üzerinden yüksek çözünürlüklü (HD) yayınlar yapmak için VDSL gerekiyor. VDSL2 altyapısı ile Türkiye de HD yayınlara geçebilecek” diye konuştu. Akademik çıktıların toplumsal ve ekonomik değere dönüştürülmesine Sabancı Üniversitesi’nin çok önem verdiğini belirten öğretim üyeleri Yrd. Doç. Dr. Özgür Gürbüz ve Yrd. Doç. Dr. Özgür Erçetin, bilimsel araştırmalarının gerçek bir üniversite-sanayi işbirliğinde hayat bulmasından mutluluk duyduklarını dile getirdiler.

“M-140 İLE TÜRKİYE MERKEZLİ DÜNYA MARKASI OLACAĞIZ”

AirTies olarak odak noktalarının yurtdışı pazarlar olduğunu kaydeden Bülent Çelebi, konuşmasına şöyle devam etti: “Hedefimiz, Türkiye sınırları içinde katma değer yaratan, Türkiye’nin örnek şirketi olarak dünyaya açılmak. Çünkü AirTies’ın Türkiye’deki başarısı, Ar-Ge gücünden kaynaklanıyor. Biz Türkiye’nin “teknoloji alanında dünya markası yaratma” hedefi için talibiz. STB’nin bu hedef için çok önemli bir kilometre taşı olacağına inanıyoruz. Bugüne kadar Türkiye pazarında önemli başarılara imza attık, hızla büyüdük. Ama AirTies bununla yetinmeyecek, bizden yeni haberler duymaya devam edeceksiniz.”

EKİBİN TAMAMI TÜRK

Çelebi, AirTies’ın önümüzdeki 5 yıl içindeki hedefini ise Ortadoğu, Doğu Avrupa ve Kuzey Afrika’yı kapsayan EMEA bölgesinde liderlik olarak özetledi.

M-140′ın tamamen AirTies’ın Ar-Ge gücü ile gerçekleştirilmiş olmasının her şeyden önemli olduğunu ifade eden AirTies Ar-Ge Bölüm Başkanı ve AirTies kurucu ortaklarından Metin Taşkın,  bu gücün de etkisiyle M-140′ın diğer IPTV alıcılarından üstün olan yönlerini ise şöyle açıkladı:

“Son kullanıcı açısından kurulumu ve kullanımı çok kolay, az yer kaplayan, sessiz, düşük maliyetli bir kutu. Bununla birlikte, internet kullanımı, uzaktan yönetim ve güncelleme, tak çalıştır gibi özellikleri var. Opsiyonel olarak eklenebilecek bir USB adaptör sayesinde ev içerisinde kablosuz video aktarımına imkan veren bir ürün olmasıyla benzerlerinden ayrılıyor. Kablosuz video aktarımında genelde karşılaşılan görüntü kalitesi problemlerini çözen, patent başvurusu yapılmış, AirTies’a özgü “Mesh” teknolojisini kullanıyor. Bunun yanında, güvenlik ve kaliteli kablosuz iletişim ayarlarını otomatik olarak yapıyor. Kullanıcın bir düğmeye basması yeterli. Bu yönleriyle, servis sağlayıcılarının kurulum ve kullanıcı desteği maliyetlerini de minimumda tutmalarına büyük destek veriyor. AirTies’ın geleneksel olarak güçlü satış sonrası desteği de göz önünde bulundurulursa, IPTV alanında çok farklı ve kaliteli bir seçenek sunan bir ürünümüz var.”


ÜNİVERSİTE SANAYİ İŞBİRLİĞİ

Türkiye’de uzun zamandır hayali kurulan üniversite sanayi işbirliğinin en önemli örneklerinden birini hayata geçiren Sabancı Üniversitesi öğretim görevlilerinden Dr. Özgür Gürbüz ve Dr. Özgür Erçetin üniversitenin katkılarını şöyle açıkladı:

“Airties M-140, TTGV ve TEYDEB tarafından desteklenen Kablosuz Örgü (Mesh) Ağlar Projesi’nin bir sonucu. Bu projede AirTies erişim noktalarına örgü özelliği ve ağ üzerinden görüntü/video trafiğinin kaliteli bir şekilde taşınabilmesi için yeni algoritma ve protokoller tasarlandı. Projede iki yıl boyunca altı lisans ve bir lisansüstü öğrencimiz görev aldı. Proje sonucunda patent alındı ve bu süreçte yapılan çalışmalar bilimsel makale haline getirilerek yayımlandı.”

PcNet

Bu yazı toplamda 33, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Sonraki Sayfa »

Kapat
E-posta ile paylaş