Paylaşımın Birbaşka Yolu
Kalp olarak etiketli yazılar
Migrenliler Kalp Hastalıklarına Daha Eğilimli
17 Eyl
Migrenlilerin, kalp damar hastalıklarına daha eğilimli olduğu belirlendi.
Neurology adlı tıp dergisinde yayımlanan araştırmaya göre migrenlilerin bacak damarlarında daha fazla kan pıhtılaşmasına sahip oldukları anlaşıldı.
Avusturya’nın İnssbruck Tıp Üniversitesi’nden Dr. Stefan Kiechl ve meslektaşları, İtalya’da 55 yaş üzeri 574 hastayı incelediler. Bunlardan migren hastalığına sahip 111’inin yüzde 19’unun bacak damarlarında pıhtılaşma belirlendi. Migrensiz grupta ise bu oran yüzde 8’de kaldı.
Dr. Kiechl, bu bulgudan yola çıkarak, migrenlilerin felce ve diğer kalp damar hastalıklarına daha eğilimli olduklarının söylenebileceğini belirterek, “bu kişilerde, daha şiddetli damar tıkanıklığına rastlanacağı da söylenebilir” dedi.
Araştırmaya katılan, ABD’nin Case Western Reserve Üniversitesi Tıp Okulundan Dr. Rose Dotson da, “migren ve ayaklardaki pıhtılaşma bağlantısını keşfederek, daha önce farkına varmadığımız çok ilginç bir bulgu elde etmiş olduk” dedi. Bu bulgunun, hastaya yaklaşımın değişmesine yol açabileceğini belirten Dr. Dotson, “özellikle erken yaşlarda migrene sahip olan genç bayan hastalar, ileride yüksek felç ihtimali bulunan hastalar olarak ele alınabilirler” diye konuştu.
Ntvmsnbc
Bu yazı toplamda 8, bugün ise 0 kez görüntülenmiş
Kalp Krizi Aniden Gelmiyor
27 Ağu
Sanılanın aksine kalp krizi aniden gelmiyor. Uzmanlar alınması gereken tedbirler konusunda uyarıyor.
Uzmanlar, kalp krizinin aniden gelmediğini, sigara kullanımı, yüksek kolesterol ve yüksek kan basıncı gibi nedenlerle yıllar süren bir yaşam tarzının sonucu olduğunu belirtti.
Kilo aldıkça kalp krizi riskinin büyüdüğünü kaydeden Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Ömer Kurt, kalp krizinin aslında yıllar süren bir hayat tarzından kaynaklandığını söyledi. Dr. Kurt; “Bizler göbeği hep estetik bir sorun olarak gördük. Göbek için ‘insanın nefesini tıkayan, görüntüsünü çirkinleştiren şey’ dedik. Ama göbekte bulunan yağ dokusunun farklı özellikleri olduğu anlaşıldı. Göbek orada sessiz sessiz durup, sadece estetik kaygı yaratmıyor, orada salgılanan bazı maddeler hem pankreasta bozukluk yapıp şeker hastalığının gelişmesine neden oluyor hem de koroner kalp hastalığının ve kalp krizinin ortaya çıkmasına aracılık ediyor. Göbeğiniz büyüdüğü zaman bir yandan da bilmelisiniz ki kalp hastalığı riskiniz de büyüyor” dedi.
“Bir gün kalp krizi geçiriyorsunuz ve dönüp baktığınızda, ‘aniden oldu’ demeye hakkınız yok. Aslında yıllar süren bir yaşam tarzının sonucunda bu gerçekleşiyor” şeklinde konuşan Kurt, şöyle devam etti: “Kalp hastalığı çok nankördür. Kalp damarınızın içinde bulunan yağ tabakasına eklenen bir pıhtı, 5 ile 10 dakika arasında kalp krizi geçirmenize neden oluyor. Önce maraton koşacak kadar iyi olmanız da hiçbir şey ifade etmiyor. Sigara kullanımı, yüksek kolesterol ve yüksek kan basıncının, metabolik sendromun nedenleri arasında. Bazı vatandaşlar, kalp krizi geçiren yakınları için ‘bugüne kadar aspirin bile almamıştı’ diyor. Bunun sebebi hiçbir şekilde açıklanamaz. ‘Birden bire oldu, nasıl oldu’ diyecek birşey değil, zemininde yıllar süren metabolik sendrom var.”
CİHAN
Bu yazı toplamda 14, bugün ise 0 kez görüntülenmiş
Yanlış Egzersiz Kalp Sorunlarına Neden Olabilir
25 Ağu
Uzman hekim kontrolünde olmadan ve kişinin metabolizmasına uygun hazırlanmamış egzersizler, lif kopmaları, yumuşak doku yaralanmaları ile kalp ve tansiyon gibi sorunlara neden olabiliyor.
Egzersiz yapılırken kalp hızının, kişinin hedef nabız sayısının üstüne çıkması halinde de kalp krizi ve inme gibi ölümcül olabilecek sorunlarla karşılaşılabiliyor.
Uzmanlar, istenmeyen sağlık sorunları ile karşılaşılmaması için, egzersize başlanmadan önce mutlaka kişinin, yağ ve kas oranları, vücut kitle indeksi ile mevcut ve olası hastalıklarının belirlenmesi için gereken testlerin (metabolik harita) yapılması, sonuçların uzman bir hekim tarafından değerlendirilmesi gerektiği uyarısında bulundu.
Ufuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Biyokimya Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selda Demirtaş, her kişinin kendi ideal kilosunu bilmesi ve bu kiloyu korumaya çalışması gerektiğini söyledi.
İdeal kilonun korunması için mutlaka kişiye özel diyet programı ile birlikte düzenli egzersizin yapılmasının şart olduğunu vurgulayan Demirtaş, her iki programın da uzman hekimlerce değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.
Demirtaş, kişinin metabolik haritasına bakılmadan hazırlanan egzersiz programlarının ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini ifade ederek, şunları kaydetti:
“Vücudun yakıt organı kaslardır. Egzersiz eklenmeden tek başına yapılan diyet ile kas hücreleri küçülür. Diyetin, tek yönlü ve dengesiz beslenme şeklinde uygulanarak uzun süre açlık olması durumunda yağ asidi sentezi uyarılacaktır. Ani olarak diyetin bırakılması halinde kişi ilk halinden daha fazla kilo alacaktır. Bu nedenle, diyetle birlikte mutlaka egzersiz yapılmalıdır.”
Demirtaş, uzman kontrolünde yapılmayan egzersizin, lif kopmaları, yumuşak doku yaralanmaları, kalp ve tansiyon gibi ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini söyledi.
“HEDEF NABIZ SAYINIZI TESPİT ETTİRİN”
Egzersiz programının, yaşa, mevcut hastalıklara, risk faktörlerine ve kiloya göre değiştiğini ifade eden Demirtaş, egzersizin mümkün olduğunca bol oksijenli ortamda, haftada en az 5 kere 30-60 dakika tempolu yürüyüş şeklinde yapılması gerektiğini söyledi.
Demirtaş, yürüyüşün düz zeminde yapılmasının uygun olduğunu, yokuşta yapılan yürüyüşün ya da koşunun kalbi zorlayabileceğini belirterek, egzersiz programının ilk 5 dakikasında hafif ısınma hareketleri yapılmasının, son 5 dakikada da temponun azaltılarak bitirilmesi gerektiğini dile getirdi.
Metabolik harita sonuçlarının özellikle bir kardiyolog tarafından değerlendirilmesinin uygun olduğunu ifade eden Demirtaş, “Çünkü, 50 yaşındaki bir kişi ile 20 yaşındaki kişi aynı değildir. Spor anında en tehlikeli organ kalp ve damarlardır. Bunu da en iyi kardiyolog değerlendirir” diye konuştu.
Demirtaş, egzersiz programına başlanmadan önce kişinin “hedef nabız sayısı’nın belirlenmesi gerektiğini belirterek, şunları kaydetti:
“Kardiyolojik açıdan herhangi bir risk yoksa sağlıklı bir kişi için bu sayı, 220 – kişinin yaşı ve bundan çıkan rakamın yüzde 70’ idir.
Örn: 220-33 (kişinin yaşı)= 187, 187’in yüzde 70’i= 130.9’dur.
Egzersiz yapılırken kalp hızının, kişinin hedef nabız sayısının üstüne çıkması halinde kalp krizi ve inme gibi ölümcül olabilecek sorunlara neden olabilir.”
“EGZERSİZ KALP VE DOLAŞIM SİSTEMİNİ GÜÇLENDİRİR”
Egzersizin, kalp ve dolaşım sistemini güçlendirdiğini, bu sayede akciğerlerin aldığı oksijenin miktarının arttığını anlatan Demirtaş, egzersizle vücuda yayılan oksijen miktarının yükseldiğini, kan şekeri ile kolesterolün düştüğünü söyledi.
Demirtaş, düzenli egzersizin boşaltım sitemine de faydalı olduğunu belirterek, şunları dedi:
“Deriden ter yoluyla azotlu atık ürünlerin atılımı sağlanıyor. Böylece bu toksik ürünlerin atılımı ile bu işlevin asıl sahibi olan böbreklere katkıda bulunuluyor. Egzersiz, kansızlık ve gaz şikayetlerine iyi geliyor. Faydalı hormon salınımını artırıyor, damar içinde kan pıhtılaşmasını engelliyor. Kas ve eklemleri koruyor. Bağışıklık sistemini destekliyor, yaşlanmayı geciktiriyor, endorfin denilen mutluluk hormonu salgılatıyor. Eklem iltihapları az görülüyor, varislere iyi geliyor.”
Egzersiz yapmak için özel olarak kondisyon salonuna gitmenin gerekmediğini, günlük yaşamda uygulanabileceğini vurgulayan Demirtaş, araba yerine kısa mesafelere yürüyerek gidilmesi, asansör yerine merdiven kullanılması ve boş zamanlarda yürüyüş yapılması gerektiğini söyledi. Demirtaş, egzersizin yaşam tarzı haline geldiğinde alışkanlık yaptığını, egzersiz uygulanmadığı zamanlarda huzursuzluk hissedildiğini savundu.
Yürüyüş dışında yoga, plates gibi disiplinlerle tenis, yüzme gibi spor dallarının da çok faydalı olduğunu anlatan Demirtaş, “10 yıl düzenli egzersiz yapan kişinin kemik kitlesinde, hareketsiz kişilere göre büyük oranda artış görüldüğünü” bildirdi.
Demirtaş, düzenli egzersiz yapanların hareketsiz kişilere göre daha az hastalandıklarını, egzersizin tansiyon, şeker ve osteoporozu (kemik erimesi)olan hastaların kullandıkları ilaçlara ek bir ilaç gibi sürekli uygulanması gerektiğini sözlerine ekledi.
Ntvmsnbc
Bu yazı toplamda 10, bugün ise 0 kez görüntülenmiş
Red Bull Kalp Krizi Riskini Artırıyor
15 Ağu
Avustralyalı araştırmacılar, enerji içeceği Red Bull’un genç insanlarda bile kalp krizi riskini artırdığını belirledi.
“Kanatlandırması” için üniversite öğrencileri ve adrenalin sporları tutkunları arasında popüler olan kafein içerikli içeceğin kanı yapışkan hale getirdiği ve bunun kriz gibi kalp ve kan damarlarında soruna neden olduğu belirtildi.
Royal Adelaide Hastanesinin Kalp ve Kan Damarları Araştırma Merkezindeki araştırmacısı Scott Willoughby, bir Avustralya gazetesine verdiği demeçte, “Red Bull’un içilmesinden bir saat sonra kan sistemi artık normal olmuyor. Kalp ve damar hastalığı olan hastalarda gördüğümüz gibi anormal oluyor” dedi.
Willoughby, stres ve tansiyonla birleştiğinde Red Bull’un öldürücü olabileceğini kaydetti.
Scott Willoughby ve ekibinin, 30 kişinin, 250 mililitrelik şekersiz Red Bull’u içmeden 1 saat önceki ve içtikten 1 saat sonraki kalp damar sistemini test ettikleri belirtildi.
Red Bull’un Avustralya şubesinin sözcüsü Linda Rychter ise Reuters ajansına verdiği demeçte, araştırmanın, şirketin merkez bürosu tarafından değerlendirileceğini kaydetti. Rychter, “araştırma, bir fincan kahve içilmesinin etkilerini göstermiyor. Bu nedenle bildirilen sonuçlar beklenen sonuçlardır ve normal fizyolojik değişiklik içinde yer almaktadır” dedi.
Red Bull, sağlık sorunlarına neden olduğu için Norveç, Uruguay ve Danimarka’da yasaklanmıştı ancak şirket geçen yıl 143 ülkede 3,5 milyar kutu içecek satmıştı.
Formula 1 yarışlarına ve dünyada uç noktadaki spor olaylarına sponsorluk yapan Avusturyalı şirket, müşterilerini günde iki kutudan fazla içmemeleri yönünde uyarıyor.
Ntvmsnbc
Bu yazı toplamda 8, bugün ise 0 kez görüntülenmiş
Dişleri fırçalamanın kalp hastalığına yakalanma riskini azaltabileceği belirtildi.