Kalp Sağlığı İçin Dişlerinizi Fırçalayın
Dişleri fırçalamanın kalp hastalığına yakalanma riskini azaltabileceği belirtildi.
İrlanda’nın başkenti Dublin’de düzenlenen Genel Mikrobiyoloji Derneğinin toplantısında, Bristol Üniversitesinden Prof. Howard Jenkinson, kalp hastalıklarının sigara kullanımı, kolesterol seviyesinin yüksek olması ve aşırı kiloya bağlı olduğuna ilişkin bilgileri bir yana koyarak, diş temizliğinin kalbi sanıldığından fazla etkilediğini belirtti.
Jenkinson’a göre “sağlıklı ve ince olmak önemsiz. Eğer dişlerin durumu kötüyse kalp hastalığına yakalanma riski artıyor”.
İrlanda Cerrahlar Kraliyet Kolejinden Dr Steve Kerrigan da “ağzın, muhtemelen vücudun en kirli yeri olduğunu” belirterek, dişlerin düzenli fırçalanmamasının dişeti kanamalarına, bunun da ağızdaki yüzlerce bakterinin kan damarlarına girmesine neden olduğuna dikkati çekti.
Kerrigan, bakterilerin burada, kanda bulunan, pıhtılaşmayı sağlayan plaketlere yapışarak kanın bir bölümünün kalbe ulaşmasını engellediğini ve kalp krizi riskini artırabildiğini vurguladı.
Yeni Zelanda’daki Otago Dunedin Üniversitesinden Prof. Greg Seymour ve ekibi de temiz olmayan ağızdaki bakteriler ve damar sertliği arasındaki ilişkiyi araştırdı.
Bilim adamları, ağzın temiz olmaması durumunda akyuvarların atardamar dokusunda birikebildiği, bunun da damar sertliğine yol açabileceği sonucuna vardı.
Ntvmsnbc
Bu yazı toplamda 45, bugün ise 0 kez görüntülenmiş
Migrenliler Kalp Hastalıklarına Daha Eğilimli
Migrenlilerin, kalp damar hastalıklarına daha eğilimli olduğu belirlendi.
Neurology adlı tıp dergisinde yayımlanan araştırmaya göre migrenlilerin bacak damarlarında daha fazla kan pıhtılaşmasına sahip oldukları anlaşıldı.
Avusturya’nın İnssbruck Tıp Üniversitesi’nden Dr. Stefan Kiechl ve meslektaşları, İtalya’da 55 yaş üzeri 574 hastayı incelediler. Bunlardan migren hastalığına sahip 111’inin yüzde 19’unun bacak damarlarında pıhtılaşma belirlendi. Migrensiz grupta ise bu oran yüzde 8’de kaldı.
Dr. Kiechl, bu bulgudan yola çıkarak, migrenlilerin felce ve diğer kalp damar hastalıklarına daha eğilimli olduklarının söylenebileceğini belirterek, “bu kişilerde, daha şiddetli damar tıkanıklığına rastlanacağı da söylenebilir” dedi.
Araştırmaya katılan, ABD’nin Case Western Reserve Üniversitesi Tıp Okulundan Dr. Rose Dotson da, “migren ve ayaklardaki pıhtılaşma bağlantısını keşfederek, daha önce farkına varmadığımız çok ilginç bir bulgu elde etmiş olduk” dedi. Bu bulgunun, hastaya yaklaşımın değişmesine yol açabileceğini belirten Dr. Dotson, “özellikle erken yaşlarda migrene sahip olan genç bayan hastalar, ileride yüksek felç ihtimali bulunan hastalar olarak ele alınabilirler” diye konuştu.
Ntvmsnbc
Bu yazı toplamda 5, bugün ise 0 kez görüntülenmiş
Kalp Krizi Aniden Gelmiyor
Sanılanın aksine kalp krizi aniden gelmiyor. Uzmanlar alınması gereken tedbirler konusunda uyarıyor.
Uzmanlar, kalp krizinin aniden gelmediğini, sigara kullanımı, yüksek kolesterol ve yüksek kan basıncı gibi nedenlerle yıllar süren bir yaşam tarzının sonucu olduğunu belirtti.
Kilo aldıkça kalp krizi riskinin büyüdüğünü kaydeden Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Ömer Kurt, kalp krizinin aslında yıllar süren bir hayat tarzından kaynaklandığını söyledi. Dr. Kurt; “Bizler göbeği hep estetik bir sorun olarak gördük. Göbek için ‘insanın nefesini tıkayan, görüntüsünü çirkinleştiren şey’ dedik. Ama göbekte bulunan yağ dokusunun farklı özellikleri olduğu anlaşıldı. Göbek orada sessiz sessiz durup, sadece estetik kaygı yaratmıyor, orada salgılanan bazı maddeler hem pankreasta bozukluk yapıp şeker hastalığının gelişmesine neden oluyor hem de koroner kalp hastalığının ve kalp krizinin ortaya çıkmasına aracılık ediyor. Göbeğiniz büyüdüğü zaman bir yandan da bilmelisiniz ki kalp hastalığı riskiniz de büyüyor” dedi.
“Bir gün kalp krizi geçiriyorsunuz ve dönüp baktığınızda, ‘aniden oldu’ demeye hakkınız yok. Aslında yıllar süren bir yaşam tarzının sonucunda bu gerçekleşiyor” şeklinde konuşan Kurt, şöyle devam etti: “Kalp hastalığı çok nankördür. Kalp damarınızın içinde bulunan yağ tabakasına eklenen bir pıhtı, 5 ile 10 dakika arasında kalp krizi geçirmenize neden oluyor. Önce maraton koşacak kadar iyi olmanız da hiçbir şey ifade etmiyor. Sigara kullanımı, yüksek kolesterol ve yüksek kan basıncının, metabolik sendromun nedenleri arasında. Bazı vatandaşlar, kalp krizi geçiren yakınları için ‘bugüne kadar aspirin bile almamıştı’ diyor. Bunun sebebi hiçbir şekilde açıklanamaz. ‘Birden bire oldu, nasıl oldu’ diyecek birşey değil, zemininde yıllar süren metabolik sendrom var.”
CİHAN
Bu yazı toplamda 6, bugün ise 0 kez görüntülenmiş
Yanlış Egzersiz Kalp Sorunlarına Neden Olabilir
Uzman hekim kontrolünde olmadan ve kişinin metabolizmasına uygun hazırlanmamış egzersizler, lif kopmaları, yumuşak doku yaralanmaları ile kalp ve tansiyon gibi sorunlara neden olabiliyor.
Egzersiz yapılırken kalp hızının, kişinin hedef nabız sayısının üstüne çıkması halinde de kalp krizi ve inme gibi ölümcül olabilecek sorunlarla karşılaşılabiliyor.
Uzmanlar, istenmeyen sağlık sorunları ile karşılaşılmaması için, egzersize başlanmadan önce mutlaka kişinin, yağ ve kas oranları, vücut kitle indeksi ile mevcut ve olası hastalıklarının belirlenmesi için gereken testlerin (metabolik harita) yapılması, sonuçların uzman bir hekim tarafından değerlendirilmesi gerektiği uyarısında bulundu.
Ufuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Biyokimya Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selda Demirtaş, her kişinin kendi ideal kilosunu bilmesi ve bu kiloyu korumaya çalışması gerektiğini söyledi.
İdeal kilonun korunması için mutlaka kişiye özel diyet programı ile birlikte düzenli egzersizin yapılmasının şart olduğunu vurgulayan Demirtaş, her iki programın da uzman hekimlerce değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.
Demirtaş, kişinin metabolik haritasına bakılmadan hazırlanan egzersiz programlarının ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini ifade ederek, şunları kaydetti:
“Vücudun yakıt organı kaslardır. Egzersiz eklenmeden tek başına yapılan diyet ile kas hücreleri küçülür. Diyetin, tek yönlü ve dengesiz beslenme şeklinde uygulanarak uzun süre açlık olması durumunda yağ asidi sentezi uyarılacaktır. Ani olarak diyetin bırakılması halinde kişi ilk halinden daha fazla kilo alacaktır. Bu nedenle, diyetle birlikte mutlaka egzersiz yapılmalıdır.”
Demirtaş, uzman kontrolünde yapılmayan egzersizin, lif kopmaları, yumuşak doku yaralanmaları, kalp ve tansiyon gibi ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini söyledi.
“HEDEF NABIZ SAYINIZI TESPİT ETTİRİN”
Egzersiz programının, yaşa, mevcut hastalıklara, risk faktörlerine ve kiloya göre değiştiğini ifade eden Demirtaş, egzersizin mümkün olduğunca bol oksijenli ortamda, haftada en az 5 kere 30-60 dakika tempolu yürüyüş şeklinde yapılması gerektiğini söyledi.
Demirtaş, yürüyüşün düz zeminde yapılmasının uygun olduğunu, yokuşta yapılan yürüyüşün ya da koşunun kalbi zorlayabileceğini belirterek, egzersiz programının ilk 5 dakikasında hafif ısınma hareketleri yapılmasının, son 5 dakikada da temponun azaltılarak bitirilmesi gerektiğini dile getirdi.
Metabolik harita sonuçlarının özellikle bir kardiyolog tarafından değerlendirilmesinin uygun olduğunu ifade eden Demirtaş, “Çünkü, 50 yaşındaki bir kişi ile 20 yaşındaki kişi aynı değildir. Spor anında en tehlikeli organ kalp ve damarlardır. Bunu da en iyi kardiyolog değerlendirir” diye konuştu.
Demirtaş, egzersiz programına başlanmadan önce kişinin “hedef nabız sayısı’nın belirlenmesi gerektiğini belirterek, şunları kaydetti:
“Kardiyolojik açıdan herhangi bir risk yoksa sağlıklı bir kişi için bu sayı, 220 - kişinin yaşı ve bundan çıkan rakamın yüzde 70’ idir.
Örn: 220-33 (kişinin yaşı)= 187, 187’in yüzde 70’i= 130.9’dur.
Egzersiz yapılırken kalp hızının, kişinin hedef nabız sayısının üstüne çıkması halinde kalp krizi ve inme gibi ölümcül olabilecek sorunlara neden olabilir.”
“EGZERSİZ KALP VE DOLAŞIM SİSTEMİNİ GÜÇLENDİRİR”
Egzersizin, kalp ve dolaşım sistemini güçlendirdiğini, bu sayede akciğerlerin aldığı oksijenin miktarının arttığını anlatan Demirtaş, egzersizle vücuda yayılan oksijen miktarının yükseldiğini, kan şekeri ile kolesterolün düştüğünü söyledi.
Demirtaş, düzenli egzersizin boşaltım sitemine de faydalı olduğunu belirterek, şunları dedi:
“Deriden ter yoluyla azotlu atık ürünlerin atılımı sağlanıyor. Böylece bu toksik ürünlerin atılımı ile bu işlevin asıl sahibi olan böbreklere katkıda bulunuluyor. Egzersiz, kansızlık ve gaz şikayetlerine iyi geliyor. Faydalı hormon salınımını artırıyor, damar içinde kan pıhtılaşmasını engelliyor. Kas ve eklemleri koruyor. Bağışıklık sistemini destekliyor, yaşlanmayı geciktiriyor, endorfin denilen mutluluk hormonu salgılatıyor. Eklem iltihapları az görülüyor, varislere iyi geliyor.”
Egzersiz yapmak için özel olarak kondisyon salonuna gitmenin gerekmediğini, günlük yaşamda uygulanabileceğini vurgulayan Demirtaş, araba yerine kısa mesafelere yürüyerek gidilmesi, asansör yerine merdiven kullanılması ve boş zamanlarda yürüyüş yapılması gerektiğini söyledi. Demirtaş, egzersizin yaşam tarzı haline geldiğinde alışkanlık yaptığını, egzersiz uygulanmadığı zamanlarda huzursuzluk hissedildiğini savundu.
Yürüyüş dışında yoga, plates gibi disiplinlerle tenis, yüzme gibi spor dallarının da çok faydalı olduğunu anlatan Demirtaş, “10 yıl düzenli egzersiz yapan kişinin kemik kitlesinde, hareketsiz kişilere göre büyük oranda artış görüldüğünü” bildirdi.
Demirtaş, düzenli egzersiz yapanların hareketsiz kişilere göre daha az hastalandıklarını, egzersizin tansiyon, şeker ve osteoporozu (kemik erimesi)olan hastaların kullandıkları ilaçlara ek bir ilaç gibi sürekli uygulanması gerektiğini sözlerine ekledi.
Ntvmsnbc
Bu yazı toplamda 7, bugün ise 0 kez görüntülenmiş
Red Bull Kalp Krizi Riskini Artırıyor
Avustralyalı araştırmacılar, enerji içeceği Red Bull’un genç insanlarda bile kalp krizi riskini artırdığını belirledi.
“Kanatlandırması” için üniversite öğrencileri ve adrenalin sporları tutkunları arasında popüler olan kafein içerikli içeceğin kanı yapışkan hale getirdiği ve bunun kriz gibi kalp ve kan damarlarında soruna neden olduğu belirtildi.
Royal Adelaide Hastanesinin Kalp ve Kan Damarları Araştırma Merkezindeki araştırmacısı Scott Willoughby, bir Avustralya gazetesine verdiği demeçte, “Red Bull’un içilmesinden bir saat sonra kan sistemi artık normal olmuyor. Kalp ve damar hastalığı olan hastalarda gördüğümüz gibi anormal oluyor” dedi.
Willoughby, stres ve tansiyonla birleştiğinde Red Bull’un öldürücü olabileceğini kaydetti.
Scott Willoughby ve ekibinin, 30 kişinin, 250 mililitrelik şekersiz Red Bull’u içmeden 1 saat önceki ve içtikten 1 saat sonraki kalp damar sistemini test ettikleri belirtildi.
Red Bull’un Avustralya şubesinin sözcüsü Linda Rychter ise Reuters ajansına verdiği demeçte, araştırmanın, şirketin merkez bürosu tarafından değerlendirileceğini kaydetti. Rychter, “araştırma, bir fincan kahve içilmesinin etkilerini göstermiyor. Bu nedenle bildirilen sonuçlar beklenen sonuçlardır ve normal fizyolojik değişiklik içinde yer almaktadır” dedi.
Red Bull, sağlık sorunlarına neden olduğu için Norveç, Uruguay ve Danimarka’da yasaklanmıştı ancak şirket geçen yıl 143 ülkede 3,5 milyar kutu içecek satmıştı.
Formula 1 yarışlarına ve dünyada uç noktadaki spor olaylarına sponsorluk yapan Avusturyalı şirket, müşterilerini günde iki kutudan fazla içmemeleri yönünde uyarıyor.
Ntvmsnbc
Bu yazı toplamda 5, bugün ise 0 kez görüntülenmiş
Sabah Yürüyüşünde Kalp Krizi Riski Yüksek
Sabahla öğlen saatleri arasının kalp krizi için en riskli zaman olduğu, hem kalp hastaları hem de sağlıklı insanlar için yürüyüşe en uygun saatin akşam saatleri olduğu belirtildi.
İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi ve Türk Kardiyoloji Derneği Girişimsel Çalışma Grubu Başkanı Prof. Dr. Ramazan Özdemir, koroner kalp hastalarının her gün yürüyüş yapmaları gerektiğini belirtti.
Sabah saatlerinde değil havanın serin olduğu akşam saatlerinde yürüyüşü önerdiklerini ifade eden Prof. Dr. Özdemir, şöyle konuştu:
“Hastalarımıza saat 19.00 gibi yemek yemelerini, bir iki saat dinlendikten sonra saat 21.00’de yürüyüş yapmalarını öneriyoruz. Böylelikle çok fazla tok karınla yürümemiş de oluyorlar. Sadece sıcakların yoğun olduğu yaz aylarında değil kış mevsiminde de sabah saatlerinde yürüyüş önermiyoruz. Sabah saatleri riskli saatlerdir. Sabah saatleri kan akışının en az olduğu, tansiyonun en yüksek olduğu dönemdir. Sabahla öğlen saatleri arası kalp krizi için en riskli zamandır. Hem kalp hastaları hem de sağlıklı insanlar için yürüyüşe en uygun saat akşam saatleridir.”
Sıcak havalarda kalp hastalarının ve tansiyon hastalarının dikkatli olması gerektiğini bildiren Özdemir, “Terleme sonucu sıvı kaybı nedeniyle günde en az 2 litre su tüketilmesi gerekiyor. Sıcaklığın yoğun olduğu öğlen saatlerinde dışarı çıkmamaya özen gösterilmeli” dedi.
Özdemir, vücudun sıvı kaybetmesinin kanda koyulaşmaya neden olduğunu, bunun da kanın damardaki akış hızını yavaşlattığını ve damarlarda tıkanmaya neden olduğunu kaydetti.
Tansiyonu olan hastaların sıcak havalarda tuzlu yemekten kaçınmaları, bol bol sıvı almaları gerektiğini ifade eden Özdemir, “İkinci önemli faktör de sigara. Sigara doğrudan sıcakla bağlantılı olmayabilir ama sıcak havalarda sigaranın azaltması gerekiyor” diye konuştu.
“ŞEKER HASTALARI MEYVE YERKEN DİKKAT ETMELİ”
Şeker hastalarının meyve yerken dikkat etmeleri gerektiğini kaydeden Prof. Dr. Özdemir, şunları söyledi:
“Meyvelerden aldığımız şekerin şeker hastalarına zarar vermediği kabul edilir ancak yine de dozunu kaçırmamak gerekir. Bu şeker, meyvelerin çoğunda, karpuzda, kavunda, kirazda, kayısıda var. Bunları çok yiyince şeker oranı yükselir. Bunun sonucunda şeker hastalarının kullandıkları insülin ilacını artırmaları gerekir. Meyve sebzeyi bol bol yemek normal insanlar için geçerli. Şeker hastası çok yiyecekse insülinin dozunu artıracak ya da daha az yiyecek.”
Kolesterolün de risk faktörlerinden olduğuna işaret eden Özdemir, şöyle konuştu:
“Yaz aylarında sık sık piknik yapılıyor. Koroner kalp hastaları makul beslenmeli, kırmızı et yemeli ancak yağsız kısmından yemeli. Sıcakların bunaltıcı etkisiyle damarlar genişliyor. Vücutta sıcağın direkt stres yapıcı etkisi var, sıvı kaybı var. Bunların hepsini üst üste koyduğunuz zaman kanın koyulaşması söz konusu oluyor. Bunlara bir de aşırı yemek yemek eklenince kalp krizi riski artıyor. Yazın kalp krizlerinde artış gözlemliyoruz.”
NtvMsnbc
Bu yazı toplamda 4, bugün ise 0 kez görüntülenmiş
Sıcaklar Kalp Krizini Tetikliyor
Yazın gelmesiyle birlikte, uzmanlar, sıcak havaların kalp krizini tetiklediğini, özellikle kalp rahatsızılğı bulunan kişilerin tedbirli olmalarını tavsiye ediyor.
Kronik hastalıkları olanların yaz aylarında tedbiri elden bırakmaması gerekiyor. Bunların başında ise kalp hastaları geliyor.
Genel Cerrahi Uzmanı Opr. Dr. Mustafa Ahsen, sıcak havalarda kalp krizi riskinin arttığına dikkat çekiyor.
Sıcakla birlikte artan nemin vücut ısısını da yükselttiğini belirten Ahsen, “Vücut ısısı artınca dolayısıyla vücut da bu nem ve sıcaklık artışına karşı kendisini korumaya çalışıyor. Kalp hastalarının sıcaklara karşı dikkatli olması gerekiyor. Sıcak artınca iç organlardaki kan çekilerek deri altındaki damarlara toplanıyor. Kaslarda ve iç organlarda kan miktarı azalıyor ve kan basıncı düşüyor. Bu durumda kişi halsizlik ve bitkinlik hisseder. Bedensel fonksiyon bozuklukları da ortaya çıkar.” dedi.
Özellikle yaz aylarında kaslardaki yorgunluk belirtileri veya kalp ritmindeki hızlanmanın, damarlardaki genişlemenin sonucu olarak ortaya çıktığını anlatan Dr. Ahsen, sıcak havanın etkisiyle dolaşım sisteminin hızlandığını, bu nedenle kanı sıvılaştırıcı veya idrar söktürücü ilaç kullanan organik kalp hastalarının, özellikle yaz aylarında bir hekime başvurarak kullandıkları ilaçların dozlarını yerden ayarlamaları gerektiğini kaydetti.
KALP HASTALARI MORALLERİNİ BOZMASIN
Güneş ışınlarının yeryüzüne en dik açıyla geldiği saatlerde kalp hastaları, yaşlılar ve çocukların gerekmedikçe dışarı çıkmamalarını tavsiye eden Dr. Ahsen; “Aşırı sıcaklar, damarlarda genişleme, vücutta sıvı ve elektrolitkaybına neden oluyor. Bu nedenle sıcak havalarda su tüketimi, beslenmeve kişisel hijyene dikkat etmek gerekir. Yaz aylarında genellikle yağlı besinlerden ve kırmızı et tüketimini sınırlandırılmalı. Bunların yerine sindirimi daha kolay olan sebze ağırlıklı gıdalarla beslenmek, vücudun doğal dengesi açısından daha yararlı olacaktır.” diye konuştu.
Ahsen, “Aşırı sıcak ve güneş gerekli tedbir alınmadığı takdirde insan sağlığını olumsuz yönde etkileyebilmektedir. Çocuklar, yaşlılar, kalp ve akciğer hastaları ile değişik deri hastalıkları olan kişiler, sıcaktan korunarak güneşin dik geldiği saatlerde güneşlenmemeli. ıÜüKalp hastaları sıcak havaların neden olduğu bitkinlik ve moral bozukluğu durumları nedeniyle diyetlerini bozuyorlar. Özellikle yaşlı, kalp veya tansiyon rahatsızlığı bulunan kişilerin gündüz saatlerinde mecbur kalmadıkça açık alanlarda bulunmamaları, perhiz ve ilaçlarını düzenli kullanmaya özen göstermeleri gerekiyor” şeklinde konuştu.
CİHAN
Bu yazı toplamda 1, bugün ise 1 kez görüntülenmiş
Kalp Krizi Sırasında Bunları Yapın
Kalp krizinde ölümlerin yarısı ilk saatlerde oluyor. Peki kalp krizi geçiren birine nasıl müdahale etmeliyiz?
Uzmanlar kalp krizi geçiren insan ölümlerinin yüzde 50’sinin ilk saatlerde olduğunu söyledi. Kalp ve Damar Cerrahı Prof. Dr. Sertaç Çiçek, kalp krizi sırasında ağrı başladıktan sonra ilk 20 dakikadan itibaren hücre ölümünün başladığını belirtti.
BUNLARI YAPIN
Asıl sorunun gizli kalp krizinin belirtilerinin bilinmemesinden kaynaklandığını söyleyen Çiçek, “Sırt, sol kol ağrısı ve bazen de mide ve hatta çenede hissedilen ağrıların altında kalp krizi yatabilir” dedi. Çiçek, kalp krizi geçiren kişiye yapılması gerekenleri şu şekilde anlattı:
“Eğer yanınızdaki bir kişinin kalp krizi geçirdiğinden şüpheleniyorsanız, hastayı rahat edeceği bir pozisyona alın. Varsa sıkı giysilerini (kravat vb.) gevşeterek rahat etmesini sağlayın. Hasta eğer daha önce kullanıyorsa dil altına nitrogliserin tableti yerleştirin. Yanınızda varsa bir tane aspirin çiğnetin. Hasta şuursuz ise önce ilkyardımı arayın, sonra kalp masajına başlayın.”
BUGÜN
Bu yazı toplamda 3, bugün ise 0 kez görüntülenmiş


