Aynalar - Mirrors

Eylül 7, 2008 by macline  
Filed under Sinema

http://www.ekolay.net/sinema/images/film//afis/210x280/2210.jpggösterim tarihi:      22 Ağustos 2008
yönetmen:     Alexandre Aja
oyuncular:     Kiefer Sutherland, Paula Patton, Amy Smart, Julian Glover
senaryo:     Alexandre Aja, Grégory Levasseur
müzik:     Javier Navarrete
görüntü yönetmeni:     Maxime Alexandre
tür:     Korku / Kısa Film
süre:     115
yapım yılı:     2008
ülke:     ABD
Ben Carson (Kiefer Sutherland) önceleri hayatı yolunda giden bir polis memurudur. Meslektaşı olan NYPD polisini yanlışlıkla vurmasının üzerinden yaklaşık olarak bir yıl geçmiştir ve bu kaza hem işine mal olmuş hem de alkol ve öfke problemini doğurmuştur. Ben, durumunun ailesi ve çocukları açısından da dayanılmaz hale gelmesiyle ablasının yanına, Queens’e, yerleşir.

Hayatını bir düzene sokup, ailesini bir araya getirme konusunda iyiden iyiye ümitsiz hale gelir ve Mayflower adlı süpermarkette gece bekçiliği yapmaya başlar. Bir zamanların zenginlik ve ihtişam sembolü olan mağaza, birçok masum insanın hayatına mal olmuş büyük yangın sonrası batmış bir hayalet gemiden farksız haldedir.

Mağazadan arda kalan ürkünç görüntüler arasında devriye gezen Ben, Mayflower duvarlarındaki süs aynalarla ilgili bir gariplik sezer. Aynalar üzerinde yanıp sönen ışıklar arasında Carson korkunç görüntülerle karşı karşıya kalır.

Aynalar geçmişe dair korkunç görüntülerle dolu olmakla beraber, gerçekleri de çarpık biçimde göstermektedir. Aynadaki görüntüsü işkenceye uğramakta olan Carson’ın bedeni acıyı, işkenceye gerçekten maruz kalmışçasına hissetmektedir. Eski polis Ben, kendisini birden içindeki şeytanlarla ve görüntüsü tutsak alınıp kaslarının kasılıp vücudundan kanlar akmasına, nefesinin daralmasına sebep olan görüntülerle boğuşurken bulur.

Ben’in sempatik ama kuşkucu kardeşi Angela (Amy Smart) bu garip ‘kabus’ları kardeşinin stresine ve kazadan dolayı kendisini suçlu hissetmesine bağlar. Fakat NYPD’de sözde medikal araştırmacı olarak çalışıyor olan, boşandığı karısı Amy (Paula Patton) daha da acımasız davranacaktır. Kocasının kararsız davranışlarından korkmaya başlamıştır artık ve bu korku aileyi ondan daha da uzaklaştırır.

ekolay Sinema

Bu yazı toplamda 3, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Mirror’s Edge

Ağustos 7, 2008 by macline  
Filed under Oyun

Hiç ‘’yol tutmasını’’ duydunuz mu? Bazılarınız kendi vücudunda ya da midesinde bu deneyimi yaşamıştır. ‘’Yol tutması’’, vücut hareketinin, gözlerle kaydedilen harekete eşit olmadığı zaman meydana gelir. Sonuç, mide bulantısı ve hatta bazı durumlarda kusmadır. Bazıları halihazırda Doom’da yıkılmaktadır, ama herkes bu problemi yaşamaz. Bende bu sadece araba kullanırken olur. Özellikle kuzenimin bazı dağ geçişlerinin kavrama noktalarını benimle yolcu koltuğunda sınadığı zaman. ’‘Mirror’s Edge’’te, siz ve mideniz benzer bir deneyime tabi tutuluyorsunuz.

DICE…? Onların yok mu…? Evet,var. Ama bu kez Battlefield gibi değil ve FBS gibi , oyunu geliştirenler tarafından bir ‘’ilk-kişi parkur-esinli aksiyon-macera’’ olarak tanımlandığı görülüyor. Oyun, hareket etmek hakkında, dövüşmek değil. Silahlar sadece bir araç ve sonucu belirleyen bir rol oynamıyorlar. Yenilik ve yeni bir oyun tecrübesi vaat eden bir oyun. Oyunu geliştirenlerin yeni problemlerle karşı karşıya geldikleri ve yeniden düşündükleri bir oyun.


Oyunu geliştirenlere gore “Mirror’s Edge” epey bir risk. “Yol tutması” olanlar için muhtemelen başlı başına bir dert. Titrek bir kamera ve değişik açılarla, oyuncu hayali bir anakentte sinsice dolaşıyor. Göze çarpan, temiz bir şehrin zengin ve kazanan vatandaşları günlük işleriyle meşgulken, daha fakir olanlar sadece elde olanlarla yetinerek şehrin sınırlarına itilmiştir.Oyuncu, asi “Faith”, bir “kurye”, rolünü alır. “Kuryeler” bir bakıma internet, (kırmızı) telefon, televizyon ve postadır, hepsi birarada. Bunlar toplum dışından kimselere bilgi vererek ve gizli mesajları değiş tokuş ederek kendilerini tehlikeye atarlar. Ee, bol şans!

Oyunu kontrol etmek için sadece üç düğmeye ihtiyaç var. Bir tanesi riskli atlayışlar ve tırmanma sahneleri için, bir tanesi eğilip kalkmak ve kaymak için. Son düğme ,atlamaları ve diğer aksiyonları daha çok hedefli ve kesin bir şekilde gerçekleştirebileceğiniz yavaş bir hareket fonksiyonunu (kurşun zamanı) aktive etmek içindir. SIXAXIS kumandayı PS3 versiyonunda kullanma durumunda, çatılarda hızla koşuyorsunuz, kendinizi düz çıkıntılar üzerinden kaldırıp fırlatıyorsunuz, bir santimetre genişlikte çelik boruların üzerine atlıyorsunuz ve hünerlice dengede kalıyorsunuz. Burda önemli olan sabit bir hızı korumak, böylece birkaç metre aşağıda asfalta değil de bir sonraki gökdelenin çatısına iniş yapabilirsiniz. Yolu kırmızı işaretlerle biliyorsunuz ve rota seçimine gelince genellikle birkaç olası şekli oluyor.

Halihazırda bahsedildiği gibi, oyunda bazı silahlar var, ama önemleri çok az. Bu ister Benelli M3 Super 90, FN SCAR ister Beretta 92 olsun, bunlardan hiçbiri çantanızda daima taşınıyor olmayacaktır. Silahlar prensip olarak düşmanlardan alınıyor. Stil tekmeleri ve oyunlarıyla bir tüfeği kanun adamından zorla alıyorsunuz, adamı çatıdan itiyorsunuz ve onun arkasından da silahı fırlatıyorsunuz. Silahlar yalnızca akrobotik araları engelliyor ve hareketlerinizi kısıtlıyor. Silahlar sadece yoldaki engelleri ortadan kaldırmak için kullanılıyor. Buna inanmayanlarsa adamakıllı bir tekme yiyor.

“Mirror’s Edge” oyununu çok görmedik, ama gördüğümüz kadarıyla mükemmel. Yüksek çözünürlükte yapılar, güneş ışınlarını yansıtan gıcır gıcır temiz camlar ve düzenlice temizlenmiş çatılar ve gözün gördüğü yere kadar bina yüzleri. DICE’ın kendi üretimleri olan “Frostbite Engine” yerine “Unreal Engince 3″ ü kullanması ilginçtir. Bunun dışında Illuminate Labs’ın ışıklandırma teknolojisi ” Beäst ” ve NVIDIA’nın fizik motoru “PhysX” uygulanıyor.

EB

Kaynak:GamesRapidshare

Bu yazı toplamda 3, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Kapat
E-posta ile paylaş