The Stalin Subway 2 Red Veil

Nisan 16, 2008 by macline  
Filed under Oyun

Red Veil gibi bir oyuna nasıl bir giriş yazacağımı düşünerek çok fazla zaman geçirdim. Sonunda, zorlama bir giriş yazmak yerine, doğrudan rapora geçmeye karar verdim.

Dış görünümü erkeksi olan, geniş omuzlu Lena, Stalin’e suikast denemesinin ardından hayati önem taşıyan bilgilerle kaybolan arkadaşı Gleb’i arıyor. Konunun özeti bu. Güzel ve hoş. Ama benim aklımda kalan soru Subway 2’nin bunun ötesinde bir şey olmak isteyip istemediği? Aslında istemiyor. Subway 2 önceki versiyon gibi olmak istiyor, sade, doğrudan bir shooter oyun. Hikayenin tarihi temelinden dolayı, ara sekansları atlamak oyunun ciddiyetine zarar vermezdi. Almanca altyazılarla İngilizce senkronizasyon da gerçekten etkileyici değil; bazı ana karakterler çok tuhaf gülüyor.

Ana konuya dönecek olursak. Subway 2’nin ilk dakikalarını gerçekten zorlayıcı bulduğumu itiraf etmeliyim. “Basit” ortamlarda bile Lena hayat enerjisini çok hızlı kaybetmekle kalmıyor, aynı zamanda oyuncunun vurulup vurulmadığını anlaması da o kadar kolay olmuyor. Oyunu geliştirenler vurulduğunuzu belirten kırmızı renkli ekran veya puslanma etkisini ihmal etmişler. Bu nedenle birkaç salvonun ardından kendinizi korumanız ve bir sonraki hareketinizi planlarken bir gözünüzün silah ekranında olması gerekiyor. Bu başta taktik gibi ve gerçekçi geliyor ama gerçekte hızlı bir şekilde sinir bozuyor. Saklandığınız yerden dışarı adım atıp var olmayan yapay zekayla ateş ettiğinizde, rakibinizin kafasına tam isabet eden üç atışın bile onu yere sermemesi de sinir bozucu. Ancak bunun nedeni yanlış hedef puanları değil (kısa mesafelerde, kafadan vurma normal etkiye sahip) asıl nedeni “gerçekçi” balistik. Bu sadece editörümüzün görüşü.

Stalin Subway 2 - Red Veil başka açılardan da eksiklere sahip. Oyuna alıştıktan kısa süre sonra oyundan aldığınız keyif hemen kayboluyor. Bir noktada araçsız dört tekerleğin üzerinize yuvarlanmasına şaşırmamalısınız. Veya Molotof kokteylleri önünüzde suyun altında şiddetli bir şekilde yandığında. Veya görüş alanınızda olmasalar bile kötü adamlar size ateş ettiğinde. Veya geç kahramanımız istasyon platformu üzerinde güvenli bir yere çıkmak için yeterli zamana sahipken, Lena’nın bir yer altı metrosunun altında kaldığını gördüğünüzde şaşırmamalısınız. Bu şok edici. Veya alevler içindeki bir kötü adam, oldukça sıcak elbiselerini fark etmeyip, pişmiş bir şekilde yere düşene kadar size ateş etmeye devam ettiğinizde. Modern shooter oyunları artık bu tür hatalar barındırmıyor.

Grafiksel açıdansa Red Veil tam aksine çift ağızlı bir kılıç. Bir yandan Moskova’nın Kızıl Meydanı muhteşem yapılmış. O kadar güzel ki, neredeyse saldıran Ruslara ateş etmeyi unutuyordum. Güzel ayrıntılar, benzersiz bir sıkıcılıkla baş başa. Çarpıcı aydınlatmalı, güzel dokulu bir yoldan giderken, bir sonraki adımda kendinizi 15 dakika önce gördüğünüz aynı sıkıcı odada buluyorsunuz. Red Veil’de geri dönüşümün yoğun kullanıldığı açık. Aksine, metronun eski planlarından geliştiriciler tarafından 1:1 ölçeğinde geliştirilen seviye mimarisi çarpıcı. Dokular her zaman çekici olmasa da, metronun ve Kızıl Meydanın mimarisi büyük sevgiyle oluşturulmuş – programa en kısa bakıştan bile bu anlaşılıyor.

MK

Kaynak:GamesRapidShare

Bu yazı toplamda 56, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Kapat
E-posta ile paylaş