Timeshift

Nisan 16, 2008 by macline  
Filed under Oyun

Kaç kere zamanı geriye alıp geçmişi değiştirebilmeyi istemişimdir? Olmuş bir şeyi hiç olmamış gibi göstermek. Bir durumu, tekrar en baştan, ancak şimdi sahip olduğum bilgi ve bilinçle donanmış olarak yaşamak. Ya da zaman makinası veya buna benzer bir şeyi kullanabilmek. TimeShift ile bu mümkün. Zamanı durdurmak mı istiyorsunuz? Hiç sorun değil. Zamanı geri döndürmek? Çocuk oyuncağı! Ya, Max Payne tarzı ağır çekim modu? Ne zaman isterseniz!

TimeShift. Zamanda yolculuk… Kendimi aynen böyle, zaman içinde geçmişe yolculuk yapmış gibi hissediyorum. “Neden?” diye sorabilirsiniz. Nedeni gayet basit: TimeShift, özellikle ilk birkaç saat içinde büyük bir potansiyeli ziyan ediyor. TimeShift’i gerçekten de dört gözle bekliyordum. Tanıtım filmini tekrar tekrar seyrettim. Sonunda birileri tekrar, yenilikçi bir atış oyunu yaratmış! Tabii ki, Max Payne ve Dedektif Tequila sayesinde ağır çekim moduyla tanıştık, ama, oyununda zamanı geriye döndürmek? Hem de birinci şahıs bakış açılı ateş etme oyununda. Ya da zamanı durdurup, şaşkına dönen düşmanınızın silahını elinden çekip alabilmek? Daha önce işlenmemiş basit bir kavram ve dolayısıyla da harika bir fikir.

İlginçtir ki, aslında gerçekten iyi olan bu fikirler, TimeShift’te vasat bir silahlı çatışmanın ortasında kaybolup gitmeyi başarmış. Düşmanınızın silahını elinden çalmak için “zamanı durdurabilme” özelliği de, bunu birkaç kez yaptıktan sonra, artık çekiciliğini kaybediyor. Bilgisayar yapımı kötü adamlar şaşkın bakakalıyor, hatta “Silahım nerede?” ya da “Ne oldu?” gibisinden sorular soruyorlar. Yine de, zamanı durdurma yerine “zamanı yavaşlatma” modunu ağırlıklı olarak kullanmak en iyi seçenek olarak karşımıza çıkıyor, çünkü düşmanları dijital cehenneme bu modla daha çabuk gönderebiliyorsunuz.

Oyunun ilk altmış dakikası içinde karşınıza çıkan bulmacalar oldukça güzel sunulmuş ve fazla zahmet vermiyorlar; ancak gereğinden fazla tekrarlanıyorlar, ve yapay zekalı kötü adamların I.Q. (zeka katsayısı) seviyesi de bekleneni pek vermiyor. Bu tipler çoğu zaman, doğru çizgi üzerinde ileri hareket ediyorlar ve size en kestirme yoldan ulaşmaya çalışıyorlar. Yine de oyunun ümit veren bir özelliği de var. Eğer “zamanı durdurma” modu ile bir düşmandan yakanızı kurtarıp onu alt etmeyi başarırsanız, sağ kalan meslektaşları şaşkın bir şekilde birbirlerine bakıp, “Ha?… Ne, nasıl?” gibi laflar ediyorlar. Ancak sonra nasıl oluyorsa, nerede olduğunuzu bilmedikleri halde, saklandığınız noktaya doğru ateş açmaya başlıyorlar. TimeShift, tüm bunlara rağmen, atış oyunları türünün kıdemli oyuncularına meydan okumayı başarıyor. Özellikle de ileri seviyelerde, artan düşman sayısı oyunu bayağı zorlaştırabiliyor.

Oyunun anlatmaya çalıştığı bir hikaye bile var, ama çok başarılı değil. Ekrana yansıtılan hikaye parçacıkları, kendinizi nasıl olup da birdenbire alternatif bir zaman çizgisinde ve Dr. Krone’u ararken bulduğunuza ve onun yüzlerce adamını neden öldürmek zorunda olduğunuza, bir açıklık getirmiyor.

Bu kadar eleştiri yeter. TimeShift’in olumlu özellikleri de yok değil. Oyun, yarıya doğru vasatlıktan bir nebze olsa da kurtuluyor ve ilginç hale gelmeye başlıyor. Aniden bulmacaların zorluk derecesi artıyor ve alıştığınız saldırgan kötü adam silsilesine farklı özel düşmanlar ekleniyor. Bu oyunda çeşitlilik söz konusu. TimeShift’te, donuk ve kasvetli iç mekanlardan, kar manzaralı dış mekanlara; havaya uçan yük treninden, savunmaya çalıştığınız zepline kadar her şey var. Bu ve buna ek olarak, en son teknolojiye sahip olmayan bir bilgisayarda bile izlenebilen, etkileyici görsel efektler, TimeShift’i, sıkıcı atış oyunu listesinde yer almaktan kurtarıyor. Ben, şahsen, ileri düzeydeki ışık ve hava efektlerinden çok etkilendiğimi söyleyebilirim.

MS

Kaynak:GamesRapidShare

Bu yazı toplamda 9, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Kapat
E-posta ile paylaş