Yanlış Detoks İle Sağlığınızdan Olmayın

Ağustos 25, 2008 by macline  
Filed under Sağlık

Son yıllarda sıkça kullanılan “detoks” yönteminin, uzun süreli ve yanlış uygulanması halinde, zihinsel bulanıklık ve epilepsiye kadar gidebilen beyin hasarlarına yol açabileceği belirtildi.

Diyetisyen Lale Sağlık, vücutta “toksin” adı verilen zararlı bazı kimyasallar bulunduğunu ve bu maddelerin vücutta birikebildiğini söyledi. İnsan vücudunun, gece ve sabah erken saatlerde kendisini temizlemek için programlandığını anlatan Lale Sağlık, terleme, solunum, idrar yapma, dışkılama ve safra oluşumu gibi doğal yollarla toksinlerden arınıldığını belirtti.

Sağlık, bazen vücudumuzdaki toksin miktarının çok fazla olduğunu; alkol, kafein içeren içecekler, ilaçlar, besin katkı maddeleri (renklendirici, koku verici, suni tatlandırıcı gibi), tarımsal böcek ilaçları, hava kirliliği, sigara ve egzoz dumanı, radyasyon gibi etkenlerin de bu yükü artırabildiğini kaydetti.

Sağlık, toksinlerin vücuttan yeterli atılamaması halinde, yorgunluk, güçsüzlük, bitkinlik, kendini iyi hissetmeme, aşırı uyku ya da uykusuzluk, kas ve eklemlerde gerginlik, ağrı ve güçsüzlük, sinirlilik, bunaltı hissi, değişken ruhsal yapı ve bağışıklılık sisteminin yavaşlaması gibi birçok fiziksel ve ruhsal sağlık sorununa neden olabildiğine dikkati çekti.

“DETOKS, KİLO VERDİRMEYE YÖNELİK PROGRAM DEĞİL”
Vücutta biriken toksinlerden arınarak, daha zinde olabilmek için yeterli ve dengeli beslenme programında sebze ve meyvelere daha fazla yer verilmesinin “detoks” olarak tanımlandığını belirten Sağlık, detoksun diyetten ziyade bir paket program olarak düşünülmesi gerektiğini söyledi.

Sağlık, detoksun içinde, gıdaların doğru tüketimi dışında; fiziksel aktiviteyi artırma, ruhsal detoksa destek için güne müzikle başlama, yoga, meditasyon gibi uygulamalardan yararlanma, olanaklar ölçüsünde SPA’lardan, masajdan, sauna, buhar banyosu ve termal banyolardan faydalanma gibi faaliyetlerin de bulunduğunu kaydetti.

Toksinlerin, egzersizle oluşan terleme ya da idrarla dokulardan uzaklaştırıldığını dile getiren Sağlık, bu uygulamaların detoksun etkisini artıracağını ifade etti.

Sağlık, detoksun kilo vermeye yönelik bir diyet olmadığını ancak bir miktar kilo kaybının söz konusu olduğunu kaydederek, “Ancak bunun nedeni aşırı tuzlu, yağlı, şekerli besinlerin sınırlandırılması, fiziksel aktivitenin artması ve toksin yükünün azalmasına bağlı metabolizma hızında meydana gelen artıştır” diye konuştu.

Gün boyu yalnızca taze sebze ve meyve sularının tüketildiği tek besin grubuna dayalı uygulamaların doğru bir detoks olmadığını belirten Sağlık, “Bu tip detoks uygulamaları ile yeterli oranda protein, demir, çinko, fosfor ve B grubu vitaminleri alınamadığı için bu vitamin ve minerallerin eksikliğine bağlı birçok sağlık problemiyle karşılaşmak mümkündür” dedi. Sağlık, uzun süreli yanlış detoks uygulamalarının, “aşırı oranda sıvı ve tuz kaybına bağlı zihinsel bulanıklık ve epilepsiye kadar gidebilen beyin hasarlarına” yol açabileceği uyarısında bulundu.

Sağlık, detoks programına başlanmadan önce kişinin programı kaldırıp kaldıramayacağının değerlendirilmesi gerektiğini bildirdi.

DETOKS KİMLERE UYGULANABİLİR?
Sağlık, detoksun; bebekler, çocuklar ve ergenlik dönemindeki çocuklar hariç yetişkin bireylerde bazı kriterler göz önünde bulundurularak uygulanması gerektiğini belirterek, ayrıca kronik hastalıklardan diyabet, hipertansiyon, mide-bağırsak ile kanser hastalıkları ve yaşlılara uygulanmasının da olumsuz sonuçlar doğurabildiğini kaydetti.

Hamilelik ve emzirme döneminde olan kadınların kesinlikle detoks yapmaması gerektiğini vurgulayan Sağlık, kişinin bu programa alınmadan önce detoksu kaldırıp kaldıramayacağının mutlaka değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Sağlık, detoks kürlerinin, bireysel özelliklere göre değişmekle birlikte, genel olarak 2 haftada bir gün, ayda 2-3 gün, 3-6 ayda bir hafta sürelerle uygulanabildiğini belirtti.

“MAYDANOZ VE SARIMSAK DETOKSA DESTEK OLUR”
Detoks programına başlanacak günden bir önceki akşam itibarıyla alkolün bırakılması ya da sadece bir kadeh kırmızı şarapla sınırlandırılması gerektiğini belirten Sağlık, “sigarayı tamamen bırakın, kafeinli içeceklerden, kafein içeren ilaçlardan ve yiyeceklerden uzaklaşın” dedi.

Sağlık, katkı maddesi içeren hazır besinlerden uzak durulması, etler, sakatatlar, rafine edilmiş gıdalar, konserveler ile doymuş yağların tüketilmemesi gerektiğini söyledi.

Mümkün olduğunca organik gıdaların tercih edilmesi, sebze ve meyvelerin taze olarak yenilmesini öneren Sağlık, içme suyunun da mineral değerleri açısından uygun olmasına özen gösterilmesi gerektiğini bildirdi.

Sağlık, yemeklerde sık sık maydanoz ve sarımsak kullanarak detoksa destek olunmasını önererek, “Uyanır uyanmaz bir iki bardak ılık su içmeye çalışın. Limon ile tatlandırılmış su ise toksin atma hızınızı artıracaktır” dedi.

Kızartma şeklinde pişirilen yiyecekler yerine haşlama, ızgara ya da buharda pişirme metotlarının tercih edilmesinin uygun olduğunu belirten Sağlık, pişirme kaplarının da paslanmaz çelik, cam veya porselen olmasına özen gösterilmesi gerektiğini kaydetti.

“TAZE SEBZE-MEYVE TÜKETİN”
Sebze ve meyvelerin içerdikleri özel bazı maddelerin çok güçlü detoks etkisi olduğunu ifade eden Sağlık, havuç, kereviz, marul, lahana, kara lahana, brüksel lahanası, ıspanak, kabak, brokoli, domates, enginar, salatalık, sarımsak gibi sebzelerle birlikte bir miktar meyve (elma, kırmızı erik, portakal, kivi, siyah üzüm, şeftali, kayısı, greyfurt, muz, vişne, böğürtlen, ananas) ve şifalı bitkiler (maydanoz, nane, dereotu, fesleğen vb.) yiyeceklerin mutlaka düzenli olarak tüketilmesi gerektiğini bildirdi.

Sağlık, özellikle ara öğünlerde saf sebzelerden taze olarak hazırlanan sebze suyu karışımları ya da meyve suyu kokteyllerinin etkin bir detoks sağlayacağını söyledi.

Detoks sebze sularının tatlarını daha hoş hale getirmek için tarçın, limon, portakal ya da greyfurttan yararlanılabileceğini anlatan Sağlık, sebzelerin taze hazırlanıp, bekletilmeden tüketilmesinin uygun olduğunu bildirdi.

Sağlık, hafif pişmiş mevsim sebzeleri, limon suyu, sirke ya da çok az sızma zeytinyağı ilave edilmiş salataların, ana öğünlerde yenilebileceğini belirterek, “İsterseniz bu menüyü haşlanmış esmer pirinç ya da entegre makarna ile renklendirebilir, light ya da probiyotik yoğurtla da zenginleştirebilirsiniz” dedi.

Ntvmsnbc

Bu yazı toplamda 2, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Yanlış Egzersiz Kalp Sorunlarına Neden Olabilir

Ağustos 25, 2008 by macline  
Filed under Sağlık

Uzman hekim kontrolünde olmadan ve kişinin metabolizmasına uygun hazırlanmamış egzersizler, lif kopmaları, yumuşak doku yaralanmaları ile kalp ve tansiyon gibi sorunlara neden olabiliyor.

Egzersiz yapılırken kalp hızının, kişinin hedef nabız sayısının üstüne çıkması halinde de kalp krizi ve inme gibi ölümcül olabilecek sorunlarla karşılaşılabiliyor.

Uzmanlar, istenmeyen sağlık sorunları ile karşılaşılmaması için, egzersize başlanmadan önce mutlaka kişinin, yağ ve kas oranları, vücut kitle indeksi ile mevcut ve olası hastalıklarının belirlenmesi için gereken testlerin (metabolik harita) yapılması, sonuçların uzman bir hekim tarafından değerlendirilmesi gerektiği uyarısında bulundu.

Ufuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Biyokimya Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selda Demirtaş, her kişinin kendi ideal kilosunu bilmesi ve bu kiloyu korumaya çalışması gerektiğini söyledi.

İdeal kilonun korunması için mutlaka kişiye özel diyet programı ile birlikte düzenli egzersizin yapılmasının şart olduğunu vurgulayan Demirtaş, her iki programın da uzman hekimlerce değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.

Demirtaş, kişinin metabolik haritasına bakılmadan hazırlanan egzersiz programlarının ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini ifade ederek, şunları kaydetti:
“Vücudun yakıt organı kaslardır. Egzersiz eklenmeden tek başına yapılan diyet ile kas hücreleri küçülür. Diyetin, tek yönlü ve dengesiz beslenme şeklinde uygulanarak uzun süre açlık olması durumunda yağ asidi sentezi uyarılacaktır. Ani olarak diyetin bırakılması halinde kişi ilk halinden daha fazla kilo alacaktır. Bu nedenle, diyetle birlikte mutlaka egzersiz yapılmalıdır.”

Demirtaş, uzman kontrolünde yapılmayan egzersizin, lif kopmaları, yumuşak doku yaralanmaları, kalp ve tansiyon gibi ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini söyledi.

“HEDEF NABIZ SAYINIZI TESPİT ETTİRİN”

Egzersiz programının, yaşa, mevcut hastalıklara, risk faktörlerine ve kiloya göre değiştiğini ifade eden Demirtaş, egzersizin mümkün olduğunca bol oksijenli ortamda, haftada en az 5 kere 30-60 dakika tempolu yürüyüş şeklinde yapılması gerektiğini söyledi.

Demirtaş, yürüyüşün düz zeminde yapılmasının uygun olduğunu, yokuşta yapılan yürüyüşün ya da koşunun kalbi zorlayabileceğini belirterek, egzersiz programının ilk 5 dakikasında hafif ısınma hareketleri yapılmasının, son 5 dakikada da temponun azaltılarak bitirilmesi gerektiğini dile getirdi.

Metabolik harita sonuçlarının özellikle bir kardiyolog tarafından değerlendirilmesinin uygun olduğunu ifade eden Demirtaş, “Çünkü, 50 yaşındaki bir kişi ile 20 yaşındaki kişi aynı değildir. Spor anında en tehlikeli organ kalp ve damarlardır. Bunu da en iyi kardiyolog değerlendirir” diye konuştu.

Demirtaş, egzersiz programına başlanmadan önce kişinin “hedef nabız sayısı’nın belirlenmesi gerektiğini belirterek, şunları kaydetti:
“Kardiyolojik açıdan herhangi bir risk yoksa sağlıklı bir kişi için bu sayı, 220 - kişinin yaşı ve bundan çıkan rakamın yüzde 70’ idir.
Örn: 220-33 (kişinin yaşı)= 187, 187’in yüzde 70’i= 130.9’dur.
Egzersiz yapılırken kalp hızının, kişinin hedef nabız sayısının üstüne çıkması halinde kalp krizi ve inme gibi ölümcül olabilecek sorunlara neden olabilir.”

“EGZERSİZ KALP VE DOLAŞIM SİSTEMİNİ GÜÇLENDİRİR”

Egzersizin, kalp ve dolaşım sistemini güçlendirdiğini, bu sayede akciğerlerin aldığı oksijenin miktarının arttığını anlatan Demirtaş, egzersizle vücuda yayılan oksijen miktarının yükseldiğini, kan şekeri ile kolesterolün düştüğünü söyledi.

Demirtaş, düzenli egzersizin boşaltım sitemine de faydalı olduğunu belirterek, şunları dedi:
“Deriden ter yoluyla azotlu atık ürünlerin atılımı sağlanıyor. Böylece bu toksik ürünlerin atılımı ile bu işlevin asıl sahibi olan böbreklere katkıda bulunuluyor. Egzersiz, kansızlık ve gaz şikayetlerine iyi geliyor. Faydalı hormon salınımını artırıyor, damar içinde kan pıhtılaşmasını engelliyor. Kas ve eklemleri koruyor. Bağışıklık sistemini destekliyor, yaşlanmayı geciktiriyor, endorfin denilen mutluluk hormonu salgılatıyor. Eklem iltihapları az görülüyor, varislere iyi geliyor.”

Egzersiz yapmak için özel olarak kondisyon salonuna gitmenin gerekmediğini, günlük yaşamda uygulanabileceğini vurgulayan Demirtaş, araba yerine kısa mesafelere yürüyerek gidilmesi, asansör yerine merdiven kullanılması ve boş zamanlarda yürüyüş yapılması gerektiğini söyledi. Demirtaş, egzersizin yaşam tarzı haline geldiğinde alışkanlık yaptığını, egzersiz uygulanmadığı zamanlarda huzursuzluk hissedildiğini savundu.

Yürüyüş dışında yoga, plates gibi disiplinlerle tenis, yüzme gibi spor dallarının da çok faydalı olduğunu anlatan Demirtaş, “10 yıl düzenli egzersiz yapan kişinin kemik kitlesinde, hareketsiz kişilere göre büyük oranda artış görüldüğünü” bildirdi.

Demirtaş, düzenli egzersiz yapanların hareketsiz kişilere göre daha az hastalandıklarını, egzersizin tansiyon, şeker ve osteoporozu (kemik erimesi)olan hastaların kullandıkları ilaçlara ek bir ilaç gibi sürekli uygulanması gerektiğini sözlerine ekledi.

Ntvmsnbc

Bu yazı toplamda 7, bugün ise 0 kez görüntülenmiş

Kapat
E-posta ile paylaş